Müzehhibe ESRA ÇAKIR' ın farklı tarzlarda yapmış olduğu tezhip çalışmalarından bazı örnekler;

1- Klasik tezhip: 18x18 cm (çerçevesiz). Boyanmış kağıt üzerine sarı ve yeşil altın kullanılarak işlenmiş olup tasarım tamamıyla bana aittir. Klasik üslupta çalışılmıştır.


2- Altın karanfil: 23.9x41.7 cm (çerçevesiz). Boyanmış olan iki farklı renkteki kağıt birbirinin üzerine nakledildikten sonra tamamen sarı ve yeşil altınla işlenmiştir. Kenarlarındaki köşebentlere sıvama altın üzerine çift tahrir tekniği uygulanmıştır. En dışında ise zerefşan dediğimiz altın serpe yapılmıştır. Tasarım bana aittir.


3- Yazı kenarı: 43.5x21.5 cm (çerçevesiz). Hattat Tevfik Kalp’in yazdığı bu besmele boyanmış kağıt üzerine yapıştırıldıktan sonra etrafına tarama haklar-i tekniğinde desen uygulaması yapılmıştır. Yine bu desen sarı ve yeşil altınla işlenmiştir. Ara suyu deseninde ise çift tahrir kullanılmıştır. Keşide üstünde yine altınla ½ simetrik desen vardır. Tasarım bana aittir.



4- Haklar-i : 20.5x29 cm (çerçevesiz). Boyanmış kağıt üzerine tasarlanmış olan bu serbest desen altınla tarama haklar tekniğinde uygulanmış, dış kenarlarına yine altınla zerefşan yapılmıştır. Tasarımı bana aittir.



5- Penç tasarımı: 29.5 x29.5 cm (çerçevesiz). İki farklı renkte boyanmış kağıt birbiri üzerine yapıştırıldıktan sonra simetrik olarak tasarlanmış bu penç tasarımı sarı ve yeşil altınla tarama haklar-i tekniğinde uygulanmıştır. Kenarlarına tığ desenleri işlendikten sonra en dış zemine fırça zerefşan yapılmıştır. Tasarımı bana aittir.


Estetiğin ve güzelliğin sanatı: Tezhip

yazan: Oğuz Köroğlu

Tezhip, uzun ve köklü bir geçmişe sahip kitap sanatlarımızdandır. Hüsn–i hat ve cilt sanatlarını tamamlayan, onlara ahenk kazandıran, bu sanatlarla birlikte kitaba nakış ve renk armonisi katan muhteşem bir güzelliktir.

Eskiden yazma kitapların ve hüsn–i hat kenarlarını boya ve yaldızlı süslemelerle tezyin etme işine tezhip denirdi, bu işleri yapan kişilere ise müzehhip. Başka bir ifadeyle; altınla süsleme anlamına gelen tezhip, boya ve altın tozuyla, çiçek ve nakışlarla süsleme sanatına verilen addır

Tezhip, resimden ve minyatürden çok farklı teknikle yapılır.

yazının devamı...



MÜNHANİ

Münhani: Selçuklu döneminde ortaya çıkıp Fatih dönemine kadar kullanılan bir süsleme türüdür. Aynı kökten çıkıyormuş gibi çizilir. Belli başlı bazı tek motifler birleştirilerek bordür veya bağımsız kompozisyonlar oluşturulur.

 


Süslemelerde Kullanılan Motifler I. MÜNHANİ

Bir sanatçı aidiyet duygusu ile gelenek ve göreneklerin, din ve inançlarının etkisiyle ilham alarak eser meydana getirir. Türk süsleme sanatları da mihenk taşını 'İslam' düşüncesinden alır.

ayrıntılar »

RUMİ
Cahide Keskiner

Türk süsleme sanatının temel unsurlarından olan “Rumi” başlangıcından itibaren sadece el yazmalarında değil çinilerde giysilerde ağaç oymacılığında kısacası süsleme sanatının tüm dallarında temel bir motif olarak süregelmiştir. Bu motif Anadolu Selçukluları'nın ellerinde gelişmiş olup Rumi ismini de onlara borçludur.


Günümüze kadar ulaşan Rumi' nin en eski örneklerine Uygur Türkleri tarafından IX. ve X. yüzyıllarda yapılan fresklerde resmedilen deniz canavarının kanadında rastlıyoruz. Burada görülen şekil sonraki yüzyıllarda sıkça karşılaşacağımız “Rumi”nin klâsik bir örneğidir.

ayrıntılar »

HATAİ

Etimolojik olarak Çin Türkistan'ındaki Hata şehrine ait anlamındaki “hatai” de rumi gibi Türk süsleme sanatının başlıca motiflerindendir. Orta Asya'da ortaya çıkmış ve genellikle çiçek şekilleriyle yoncaların genişçe yer aldığı Çin Sanatı'nın etkisiyle gelişmiş bir süsleme tarzıdır. Hatai tek başına kullanılamaz diğer süsleme unsurlarıyla birlikte aynı kompozisyon içinde yer alır. Zaman içinde kendi kökeninden uzaklaşarak farklı formlara bürünmüştür. Bütün süsleme sanatlarında kullanılmış ve giderek bir tarz halini almıştır.

Hatailerin en eski örneklerine VIII. ve IX. yüzyıllarda Uygur Türkleri tarafından yapılan duvar resimlerinde rastlanmaktadır. Anadolu Selçukluları bu motifi oldukça sade kullanmıştır. XV. yüzyılda Fatih'in hükümdarlığı sırasında hatailer bükümlü yapraklar ve çiçeklerle değişik ve çok zengin bir tarzda kullanılmıştır.

Hatailerde resmedilen tabiat unsurları çeşitli sebeplerle farklı formlarda işlenmiş olsalar da ortak özelliklerini çok uzun zaman muhafaza etmişlerdir.

Osmanlılar hatai üslûbunu tezhipte çinilerde ve az da olsa halılarda kullandılar.Osmanlı Sanatı'nda bir kısım hatailer oldukça özgün bir biçimde şekillendirilmişse de diğer bir kısım Uzak Doğu ve Çin etkisi altında gelişmiştir.

XV. yüzyılın ikinci yarısı ile XVI. yüzyılın başlarında Osmanlı süsleme sanatında kalp şeklinde düğümlü süslemelere rastlanır olmuştur. Refahın sembolü olduğuna inanılan bu şekil özellikle el yazmalarının dış çerçevelerinde kullanılmıştır. Düğümlenmiş üçgenlerin sıralandığı şeridin uzayıp gitmesi bu motifin sembolik bir özelliği olduğu izlenimini uyandırmaktadır.

Cahide Keskiner / Türk Motifleri Turing Yayınları