TARİH BOYUNCA İCAZET VE İCAZETNAMELER

 


‘İcazet” Arapça bir kelime olup, if’al babından mastardır. Sülasisi “cevz” kelimesidir. (1)
İcazet, müsaade, izin, onay ve ruhsat manalarında kullanılmaktadır.
İbn-i Faris’e göre icazet, su akıtmak, helal kılmak, izin vermek gibi manalara gelerek; bir alimin ilmini talebesine aktarması gibi bir ifade ile açıklanmaktadır.


Hadis usul ilminde icazet
Bir hadis aliminin talebesine, kendisinden duyup öğrendiği ve yazdığı hadis-i şerifleri başkalarına aktarmaya müsaade vermesidir.

İlmiye sınıfında icazet
Bir alimin, derslerini ikmal eden talebesine, yazılı ve sözlü olarak izin vermesidir. (2)

İslâm hukukunda icazet
İzinsiz yapılan bir işleme sonradan izin vermeye denilmektedir. (Mecelle: İcazet-i lahika vekalet-i sabıka gibidir.)

Hukukta icazet
Borçlanmaya ehil olmayan, ancak temyiz kudreti bulunan bir kimsenin yaptığı hukuki işlemin yasal temsilcisinin sonradan onaylamasına denir.

Osmanlı teşkilat tarihinde icazet
Osmanlı vezir, kumandan veya elçilerine devletin menfaatleri doğrultusunda savaşa girme, barış yapma, resmi işlemleri yerine getirmek hususunda tam yetki vermeye denir.



Osmanlı esnaf teşkilatında icazet:
Öğrendiği zanaatı, bağlı olduğu teşkilatça zanaatını icra için “fütüvvet” diye isimlendirilen yazılı ruhsata denir. (3)

Arap edebiyatında icazet
Harf-i revi’den sonra gelen harfin harekelerinin muhtelif olmasına denir. (4)

Tarikatta icazet
Şeyh tarafından izin verilmesinin işareti olarak, taç giydirmek, hırka giydirmek, destar (sikke üzerine sarık) sarmaya denir.
İcazet ayrıca, göndermek, yol vermek ve evine gitmeye müsaade etmek manalarında da kullanılır. (5)

Hat sanatında icazet
Yazı çeşitlerinden biri olup, tevkii yazısının küçük yazılan biçimine verilen isimdir.
İcaze yazısının en belirgin özelliği elif, dal, zel, rı, ze ve vav gibi kendisinden sonraki harfe bitişmeyen harflerin bitiştirilerek yazılabilmesidir.
Ayrıca hattatın hat sanatını öğrenen talebesine verdiği yazı diplomasına da icazet denilmektedir. (6)

İcazetname
Arapça izin, onay, müsaade manalarına gelen icazet kelimesi ile, Farsça mektup, kitap anlamlarına gelen name kelimesinin birleşmesiyle meydana gelen bir terimdir. (7)

Osmanlı ve İslam ülkelerinde medreselerde, tarikatlarda ve sanat teşkilatlarından eğitim ve öğrenimlerini bitiren öğrencilere, hocaları tarafından verilen yazılı belgeye denilmiştir.Cumhuriyet kurulduktan sonra, okullardan mezun olanlara şahadetname ismiyle, bilahare diploma ismiyle de icazetname yazı belge olarak verilmiştir.
Esnaf olanlara da mesleğini sürdürmeye izin “ruhsat” veya “............... Belgesi” adıyla yazılı olarak verilmiştir. İcazetin ilk olarak Miladi 6. asırda, Hicret’ten 64 sene önce verildiği söylenmekte ise de bu malumatın kaynağı tesbit edilememiştir. (8) İcazetname ilk olarak hadis ilminde kullanılmıştır. Kullanıldıkları alan ve mevzulara göre icazetnameler şu kısımlara ayrılır: 


İLMİYYE İCAZETNAMELERİ


İlmiyye icazetnameleri de iki kısma ayrılır:

1-Hususi icazetname

Belirli bir ilmi veya kitabın öğrenimini tamamlamak suretiyle alınan icazetnamedir. Mesela, Hadis ilmini öğrenenin aldığı Hadis icazeti; Tefsir ilmini bitirenin aldığı tefsir icazeti, Feraiz (İslam Miras Taksimat İlmi) ilini bitirenin aldığı Feraiz icazeti, Kıraat (Kur’an-ı Kerim-i okuma usulleri) ilmini öğrenenin aldığı kıraat icazeti ve benzeri gibi.

2-Umumi icazetname
Hadis, Tefsir, Sarf, Nahiv, Kıraat ve Feraiz gibi ilimlerin okutulduğu medreselerden mezun olanlara verilen icazetnamedir. 



TARİKAT İCAZETNAMELERİ


Tarikat şeyhinin, mensubu bulunduğu tarikatın usul ve adabını devam ettirmek için müritlerinden bu işi en güzel şekilde yapabileceğine inandığı kişiye, önceleri taç ya da hırka giydirmek suretiyle verdiği izindir.

Muhtemelen 12. yüzyıldan itibaren tarikat icazetnameleri silsilenameli ve yazılı-mühürlü olarak verilmeye başlanmıştır.

Bu icazetnameye “meşihat-name” ve “hilafet-name” de denilmiştir. Mevlevilikte bu icazetnameye “mesnevi-hanlık” denilmekteydi. Ayrıca, ehil olan müritlerin sikkesinin üzerine destar (yani beyaz sarık sarılması) sarılmasına da izin verilirdi.

Şimdiye kadar en eski icazetnamenin-hilafet-namenin kime ait olduğu bilinmemektedir. Çünkü, bir şeyhin vefatıyla birlikte o şeyhe ait icazetmane-hilafet-name de onunla birlikte gömülmekteydi.

Bilinen en eski tarikat icazetnameleri Kübreviyye tarikatının kurucusu Necmeddin Kübra’nın Miladi 1201-1219/Hicri 598-616 yılları arasında mensuplarına verdiği icazetnamelerdir. (9)

Mevlevilikte de en eski icazetname Hicri 931/Miladi 1525 tarihli Arif Çelebi bin Muhammed bin Ali tarafından Konyalı Musa bin İlyas bin Derviş Yusuf’a verilmiş, o da Divane Mehmed Çelebi bin Hızır Şah Çelebi’ye verilen mesnevi-hanlıktır. Tarikatta şeyhlik için icazetname verildiği gibi, zikir ve evrad-ı ezkar okumak için de tarikat mensuplarına icazetname verilirdi.

Nakşilikte Pazartesi ve Çarşamba günleri okunan Evrad-ı Bahaiyye için Nakşî şeyhi müritlerinden ehil olanlardan “okuma” arzusunu söyleyerek, izin isteyenlere Evrad-ı Bahaiyye yazılır, sonuna da icazetname ilave edilirdi.

Kadirî tarikatında da zikir için okunan Evrad-ı Fethiyye umumiyetle Cuma günlerinde okunurdu. Müritlerden arzu edenlere Evrad-ı Fethiyye yazdırılır, evradın son bölümüne de icazetname yazılarak, okumalarına izin verilirdi.
Evrad-ı ezkar için izin/icazet verildiği gibi, İhlâs hatimlerinin ve diğer cehrî zikirlerin yaptırılabilmesi için de ehliyet sahibi kişilere icazetname verilirdi.
Bunun yanında tarikatların şeyhleri de talebelerine benzer icazetnameler vermiştir. 




HAT SANATINDA İCAZETNAMELER


Hat sanatını öğrenmek arzusunda olan bir talebe, bu hususta icazetli olan bir hocaya gider.

Hocası bu talebeye ilk ders olarak “Rabbi yessir” duasını rik’a ya da nesih olarak yazdırır. Bazı hattatlar, sadece bir yazı çeşidini öğrenecek olana o yazının alfabesini yazdırarak başlatır.

Bu eğitim esnasında talebe, istidat ve kabiliyetini azmiyle gösterirken, iyi malzeme kullanıp, çok meşk yazmaya gayret eder.

Hocası da talebesine hat sanatının bütün inceliklerini, ölçülerini, meşklerin üzerinde çıkartmalar yaparak gösterir ve talebesinin yazıda ilerlemesi temin eder. Hocası, usulüne uygun bir şekilde meşk yazan talebeleri “aferin”lerle teşvik eder.

Talebe, hiçbir zaman Hz. Ali R.A.’nin “Güzel yazı, hocanın öğretişinde gizlidir. Güzelleşmesi çok yazmakla; güzelliğini devam ettirebilmek İslam dinine bağlılıkla mümkündür” tembihini unutmamalıdır.

Talebe, dersleri ilerledikçe yazı çeşidinin celilerini (büyüklerini) öğrenir ve istifler yapmaya başlar. Talebe, hat sanatında karar kıldıkça yazıda olgunluğa ulaşır. Hat talebesi bu esnada kendisine yazıda lazım gelen malzemeyi hazırlamayı da öğrenir.


 

Hurufatın bitmesi ve öğrenmenin tamamlanması

Öğrencisinin hat sanatının bütün inceliklerini öğrendiğine kanaat getiren hoca, talebesine icazetname geleneğinde olduğu gibi, eski bir üstadın icazet örneğinin aynısını yazmasını ister ve aynı üslupta yazılan icazet yazısının altına hocası “Yazılarının altına imza koymasına izin verdim” gibi cümlelerle izin ruhsatına yazar.



İCAZETNAMELERİN YAZILIŞ ŞEKİLLERİ

İcazetnameler genellikle hat sanatının nesih veya icaze nev’ileriyle yazılmıştır. İcazetnamelere umumiyetle “Besmele” ile başlanır, hamd, sena ve dualar ile devam edilir.

Besmele, hamdele ve salveleden sonra ilmiye icazetnamelerinde ilim hakkındaki ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler yer alır. Sonraki bölümlerde de talebenin öğrendiği ilimler zikredilir. Bundan sonraki bölümde hoca, talebesinin ismini zikrederek, icazet verdiğini beyan eder ve kendisinin de ilmi kimden öğrendiğini belirterek, son bölüme ilmiye silsilenamesini yazar. Hoca, bu bölümde talebesinden öğrettiklerini, öğrettiği gibi aktarmasını talep eder ve her zaman talebeden dua beklediğini vurgular. Hoca, son olarak icazetnameyi imzalar ve mühürler.

Tarikat icazetnameleri nesih, hattı icaze yazılarıyla Arapça kaleme alındığı gibi; Farsça ve Osmanlı Türkçe’si ile de yazılmıştır.

Meslek ve sanat-zanaat icazetnameleri umumiyetle Osmanlı Türkçe’si ile nesih yazı çeşidiyle yazılmıştır.
Hat sanatında ise, öğrendiği yazı çeşitlerini gösterecek şekilde yazı yazan talebenin icazet kıt’asının altına hocası, hatt-ı icaze icazeti yazar. Hat hocası, talebesinin icazetnamesini, başka hat hocalarının şahitlik ve tasdik imzaları ile kuvvetlendirebilir.
Nadiren Osmanlı Türkçe’si ile yazılmış hat sanatı icazetnameleri de bulunmaktadır. 


İCAZETNAME MERASİMLERİ


İlmiye icazet merasimleri Selatîn camilerinde Cuma günleri, Cuma namazından sonra heyet huzuruna icra olunurdu. Kıraat icazet merasimleri de yine Cuma günü, icazet alacak kişi Reis’u-l Kurra’nın işareti ile aşrı şerif okur ve bunu öğrendiği kıraatların usulünü tatbik eder. Hat icazetnameleri de genellikle camilerde, hattatların, üstad hattatların hazır bulunmasıyla tertip edilirdi. Kitaplarda, eski zaman icazet merasimlerinin Kağıthane ve Göksu gibi mesire yerlerinde düzenlendiğine dair rivayetler mevcuttur.

Yine “eskiler” olarak tabir edilen zaman dilimlerinde hat sanatı icazetnameleri devlet ricalinin huzurunda kimi zaman konaklarda, kimi zaman da saraylarda tertip edilirdi. Tarikat mensuplarının icazet merasimleri tekkelerde toplanma günleri olan Çarşamba ve Cuma günlerinde, bazen kandil gecelerinde veya Ramazan ayında düzenlenirdi.

Esnaf icazetnameleri ise esnaf odalarında, esnafa ait tekke ve zaviyelerle Ahi Baba’nın huzurunda “fütüvvetname”de yazıldığı şekilde icra olunarak, hak sahiplerine icazetnameler verilirdi.

 

 

İstifade edilen eserler
(1) TDV İslam Ansiklopedisi, 22. Cilt, Sayfa 393
(2) Meydan Larousse 6. Cilt, 184. Sayfa. Türk Ansiklopedisi. MEB Yayınları. 20. Cilt, Sayfa 15.
(3) Büyük Larousse, Milliyet yayınları 11. Cilt, 5546. Sayfa.
(4) Meslekler ve Tarikatlar Tarihi, Enver Şapolyo, 233. Sayfa

 

 

Copyright © 2008, Hat Dergisi | Designed on 2008-March-21 by alpaslan