
MİNYATÜRDE
ALTIN VARAK İŞLEMİ
Altın varak, saf altın parçacığının, iki güderi arasında çekiçle dövüle
dövüle, gayet ince tabakalar haline getirilmesidir. Bu tabakalar ezilme
işleminden sonra yazma eserlerimizde, fırça ile sürülerek
kullanılabilecek bir hal alır.

Tezhip ve minyatür sanatlarımızda kullanılan altın varaklar çok
çeşitlidir. Bunların en iyisi 24 ayar olanlardır. Ayarı düşük olanlar az
parlar, yeşil altın, belirli bir oranda saf altına gümüş katarak elde
edildiği için rengi daha açık ve yeşilimtıraktır. Rutubetli bir yerde
bırakıldığında esmer bir renk alır ve zamanla kararır. Kırmızı altın
ise, altına bakır katılarak elde edilir. Ancak katılan bakır oranı fazla
olduğu zaman sürüldüğü zemini yer, kağıdın zamanla parçalanmasına neden
olur. Minyatür sanatında gümüş varakların da kullanıldığı görülmektedir.
Gümüş çok çabuk okside olan bir madde olduğu için bir zaman sonra
kararır ve ilk sürüldüğü zamanki parlaklığını kaybeder.
Yazma eserlerimizde altın ve gümüş, çeşitli tekniklerde kullanılmıştır.
Ezilip sürülerek olanı en çok tercih edilenidir. Bunun dışında,
yapıştırılarak, serperek veya elekten geçirilerek yapılanları da vardır.
Altın varaklar çok ince kağıtlar arasında muhafaza edilir. On tane altın
varağın bir arada olanına deste, on destesine tefe denilmektedir.
ALTININ
EZİLMESİ
Altın varaklar mutlaka arap zamkı ile ezilmelidir. Bu, toz veya likit
halinde olabilir. Nefeszade İbrahim Efendi Gülzar-ı Savab adlı eserinde
altının süzülmüş saf bal ile de ezilebileceğini söylemektedir.
Altın ezmeye başlamadan evvel ellerin sabunla iyice yıkanıp temizlenmesi
gerekir. Altın ezilecek olan tabağın hemen yanında bir bardak klorsuz
iyi su bulunmalıdır. Toz halinde olan Arap zamkından silme bir çay
kaşığı kadar alınarak çok temiz, yayvan ve ateşe mukavim porselen bir
tabak ortasına konur. Bir iki damla su ile, çevire çevire ezilerek hamur
haline getirilir. Sonra sağ elin orta parmak memesine biraz zamktan
dokunarak yaprak arasındaki altından bir varak kaldırılarak tabağa
alınır. Parlaklığı tamamen kaybolup hamur haline gelene kadar tabağın
tam ortasında tek parmak ile ezilir. Aynı şekilde bu işlemi diğer
varaklar takip eder. Altın varakları tam ezilmeden üst üste tabağa
doldurulmamalı, yavaş yavaş almalıdır. Ezilecek altının hepsi tabağa
alındıktan sonra, hamur haline gelen altın, tabağın büyüklüğüne göre bir
veya diğer parmakların da yardımı ile ezilmeye devam edilir. Bu işlemi
yaparken zamk, parmakların hareketine mani olacak bir koyuluk alırsa,
birkaç damla su ilave edilir ve gerektiğinde bu işlem her sefer
tekrarlanır.
Altın ne kadar iyi ezilirse o kadar rengi açılır ve harelenmeye başlar.
Ezilip inceldiğine emin olmak için, tabağın altınlı olan bir kenarına
üç, dört damla su koyup hafifçe karıştırılmalı, tabağı eğerek bunun
akışına bakmalı. Eğer kumlu gibi birbirlerinden ayrılarak akıyorsa henüz
ezilmemiştir. İyi ezilen altın damlasında zerreler görülmez.
Altın varakların iyice ezildiğine emin olduktan sonra, temiz su ile
altınlı olan parmaklar aynı tabak içinde suyu akıtılarak yıkanır. Tabak
içindeki altın ve su iyice karıştırılarak daha küçük bir çanağa ince bir
tülbentten süzülerek aktarılır. Bu işlemi ince bir mendil kullanarak da
yapabiliriz. Ufak çanağa alınan sulu altının üzerine kabın alabileceği
kadar su konur, karıştırılır ve suyun durularak altının dibe çökmesine
kadar üzeri kapalı olarak bekletilir. İyi ezilmeyen altın, çanağa
yayılmış olarak değil, ortada birikmiş halde toplanır. Altının su
seviyesine kadar tutunması makbuldür. Ezilmiş olan altın en az 24 saat
kadar bekletildikten sonra, süzülür ve hafif bir ısıya tutularak
kurutulur. El sürüldüğü zaman çıkmaması için jelatinli su ile
kullanılır. Eski ustalar altının, çanakta sulu haldeyken, ateş üzerinde
kaynatılmasında yarar olduğunu, bu taktirde altının her türlü kirden
arınarak çok daha parlak olacağını söylemektedirler.
Kağıda sürülen altını parlatmaya gelince, bu iki şekilde olur. Ya
doğrudan doğruya Süleymani taşından yapılmış zer mühre denen mührelerle,
altının üzerine sürülerek yapılır, ya da sürülmüş altın üzerine ince bir
saman kağıdı koyarak bunun üzerinden parlatılır. Kağıt üzerinden yapılan
bu işlem, altına mat bir görünüm verir ve direk parlatılan altın ile
arasında ton farkı yapar.
Altın, yeter derecede zamklı olursa parlatırken mühreye bulaşmaz. Fazla
zamklı olduğu taktirde mühreyi tutar ve iyi parlamaz. Bazen altın
üzerinde mühre iyi kaymaz, takılır gibi olur. O zaman mühreyi saçımıza
sürerek saçın yağından istifade edebiliriz. Yalnız bunda da ifrata
gitmemek gerekir. Zira altının üzerini bir yağ tabakası ile kaplar ve bu
halde altın üzerinde boya ile çalışmak zor olur.
Altında kullandığımız jelatin eritildiği zaman çok çabuk bozulduğu için,
her seferinde az miktarda yapılmasında fayda vardır. Jelatinli su çok
koyu olarak kullanılmamalı, bu taktirde altın kararır ve parlamaz.
Ayrıca altın çok iyi ezilmiş olsa dahi, her kullanıştan sonra temiz su
ile çalkalayıp süzmekte yararlıdır.
Eski müzehhibler, sık sık altın ezmemek için uzun zaman kendilerine
yetecek miktarda altını ezip bir hokkada saklar, gerektiğinde bundan bir
bıçak ucu ile alınarak kullanılırdı.
ALTIN
YAPIŞTIRMA
Altın yapıştırmada kullanılan en kuvvetli madde yumurta akıdır. Çok taze
tercihen günlük olan ve döllenmemiş bir yumurtanın akı sarısından
ayrılır. Bir çanak içinde ceviz büyüklüğünde bir şap parçası ile akın
uzaması bitip sulanana kadar çırpılır. Üzerinde biriken köpükler
alındıktan sonra buna birebir oranında su ilave edilerek karıştırılır.
Altının yapıştırılacağı yere bir fırça ile bol miktarda sürülür.
Bu işlem başlamadan önce, altın varaktan bir santim kadar daha büyük
olan ince ve yumuşak bir kağıda sarı balmumu sürülür. Altın yaprağının
üzerine konup sıvazlanarak, altının bu kağıt üzerine alınması sağlanır.
Altını üzerine aldığımız kağıt, kesici kenarları iyice tebeşirlenmiş bir
makas ile yapıştırılacak ebatlarda kesilerek yumurta akı sürülen yere ak
henüz kurumadan yavaşça konur. Makasın tebeşirlenmesi, altının makasa
yapışmaması içindir. Yapıştırılan altın varaklar arasında aralıklar
kaldığı taktirde, aynı işlem burada da tekrarlanır.
Altınla kaplanan zeminin iyice kurumasından sonra, hepsinin üzerinden
kalın bir fırça ile bolca yumurta akı geçirilir. Bu işlem altının bir
ton daha matlaşmasına neden olursa da sağlamlaşması açısından çok
gereklidir. Altın, aynı şekilde miksiyon veya çok koyu olarak
hazırlanmış jelatinli su ile de yapıştırılabilir. Ancak yapıştırma
altının üzeri kolay boya tutmaz. Bunun için yapıştırılan altının
üzerinden tekrar jelatinli bir suyun geçirilmesinde fayda vardır.
Her ne şekilde olursa olsun, altın yapıştırıldıktan sonra en az bir
hafta tamamen kuruyup kendini çekmesi için bekletilir. Ancak bundan
sonra üzerinin işlenmesine başlanır. Minyatür sanatımızın eski
örneklerine baktığımızda, sanatkarların yapıştırma altına pek rağbet
etmedikleri, genellikle ezip, sürme tekniğini tercih ettikleri
görülmektedir.
ZEREFŞAN
YAPIMI
Zerefşan yapmak için oldukça koyu bir kıvamda jelatinli su hazırlanır.
Bu sıvı, bir iki saat bekletildiğinde pelteleşecek şekilde olmalıdır.
Bir çay fincanı suya, jelatin tabakasından beş, altı kare konarak hafif
ateşte jelatin tamamen eriyene kadar kaynatılır. Baş ve işaret
parmaklarımızı ıslattığımızda, birbirlerine değdirdiğimiz zaman hafifçe
yapışıyorsa istenilen kıvamdadır. Sonra soğuması beklenir ve
zerefşanlanacak olan yere kalın bir fırça ile sürülür.
Bu kıvamdaki jelatini beklettiğimiz taktirde, pelteleşecek, ertesi gün
kullanma olanağı olmayacaktır. Onun için her seferinde taze olarak
yapılması gerekmektedir. İri delikli bir tel süzgeç içine altın
yaprağından bir kaç tane konur. Çok sert ve nispeten uzun tüylü bir
fırça ile eleğin üzerinden hafifçe geçirilir. Fırçayı çok
bastırdığımızda altın toplanır, parça parça düşmez. Jelatinli su
sürülmüş olan yüzeye serpilen altın, tamamen kuruduktan sonra üzerinden
sıkıca mührelenir. Altının sabitleşmesi sağlanır. Bu tarzda yapılan
zerefşan, çok kaygan zeminler üzerinde iyi netice vermez. Emiciliği az
olan kağıtlar üzerinde mühre kayar ve altın toplanır. Kağıda gerektiği
kadar yapışmaz.
Zerefşan yapımının bir başka şekli de fırça ile olanıdır. Buna serpme de
denir. Görünümü elekten geçen parça altından farklıdır. Genellikle eski
eserlerde, yazı zemini olduğu kadar, yazı üstüne de yapılır. Bu tarzda
zerefşan yapılması istendiğinde, kâsede ezilmiş olan altın, kalın bir
fırça ile alınır. Bunun ne çok koyu ne de çok sulu olmamasına dikkat
edilmelidir. Altınlı fırça bir çubuğa vurularak altının zemine noktalar
halinde düşmesi sağlanır. Serpilen altının aynı büyüklükte olması el
maharetine bağlıdır. Aksi taktirde kimi büyük, kimi küçük olacağından
güzel bir görünüm vermez. Serpme işlemi bitip, altın kuruduktan sonra
üzerinden mühre geçilerek parlatılır. Serpme altın tekniği, gümüş
kullanarak da yapılmaktadır. Ancak gümüş, zamanla okside olup
karardığından, parlaklığı kaybolur ve boya görünümü alır.




















