|
1.
İslâm dini üzere yaşamak,
2. İstidat ve kabiliyet sahibi olmak.
3. Meşk ve talim görmek.
Yazıyı ehlinden, üstattan bakarak ve uygulayarak tekniğini öğrenmek,
pratik yapmak.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE DE YAŞAMIŞ
OLAN
SON OSMANLI HATTATLARI:

AYAKTAKİLER :(Soldan sağa)
Amasyalı Osman Fevzi Olçay, Hamit Aytaç, Hattat Halil
, M.Halim Özyazıcı
OTURANLAR: (Soldan sağa)
Tuğrakeş İsmail Hakkı (Sarıklı), Reis'ül-Hattatin;
Hacı Kamil Akdik, İsmail Hakkı Altunbezer
Nitekim Hz.Ali Efendimiz,
hattatlığın şartlarını üç ana maddede toplayan şu
veciz sözünü söylemiştir:
“El-hattu mahfiyyun fî ta’lim’ul-ustâz,
Ve kıvâmuhu fî kesret’il-meşk,
Ve devâmuhu alâ Dîn’il-İslâm.”
Anlamı: Hat (güzel yazı),
1-Hocanın öğretmesinde, taliminde gizlidir.
2-Hattın olgunlaşması çok yazmakla ve
3-Hatta devam etmek de (kişinin) İslâm üzere bulunmasıyla, müslümanca
yaşamakla mümkün olur.
4-Gayretli olmak.Hat sanatını devamlılık ve tamamen bırakmamak için azimli
ve sebatlı olmak.
5-Doğru anlayışlı olmak.
6-Kibirsiz ve azimli olmak.
7-İyi ve bol malzeme kullanmak.Kağıdın yumuşağını, kalemin sert sırçalısını
ve mürekkebin akarını ve iyisini kullanmak.
8-Çok yazmak.
9-Çok yazı mütâlaa etmek.
HATTATTA
ARANAN VASIFLAR
1. Bir hocadan icâzet almış olmak.
2. Estetik değeri bulunan bir veya
birkaç yazı ile uğraşmayı adet edinmiş olmak.
3. Kalemini kötülüklere âlet
etmemek.
4. Ruhaniyeti öldüren maddî ve
manevî süfliyetlerden uzak bulunmak.
5. Kendinden yazı tahsil etmek
isteyenlere şefkatli, edepli, sabırlı ve cömert olmak.
6. Hakem mevkiinde bulunduğu zaman
hakkı, doğruyu söylemekten çekinmemek.
7. Kendisine tevdi edilen sırrı
fâş etmemek, açıklamamak.
8. Medihlerden gurura,
tenkitlerden inkisara kapılmayıp hak ise kabul, değilse affetmek.
9. Sözünde sadık, ahdine vefakâr
olmak.
10. Allahu Teâla (C.C.)’nın “ Alleme bi’l-kalemi ” , “
Kalemle öğretti ” buyurmasının öğretimin, bilginin ve ilmin kalemle olduğunun
belirtilmiş olduğunu; hat ve kitâbet ile uğraşanları alimler arasına sokmuş
olduğunu ve “Bildiğini saklayan muallimin ağzına ateşten gem vurulur.” hadis-ı
şerifi de göz önünde bulundurursak bir hattat; bildiğini, sanatını, hattını, hat
ilmini yaymaya ve yaşatmaya memurdur.
Bütün
hattatlar, hatlar, kalemler ve ilim ! Sizler ne güzelsiniz !
Peygamberimiz (S.A.V.)’in mübarek hadis-ı şerifleri :
“İnne’llahe cemîlun yuhibb’ul-cemâl”
“Allah güzeldir, güzeli sever.”
Kaynak: Hattat Doğan Çilingir
Hüsn-ü HaT Kitabı
Hat üstadları verdikleri
derslerden dolayı talebelerinden ücret almamayı, hep parasız öğretmeyi bir
ibâdet olarak nazara almışlar ve san’at ahlâkının gerekçelerinden
saymışlardır.
Fakîr olanlar bile buna riâyeten ayrılmamışlar, sonraları resmî mekteplerde
maaşlı yazı hocalığı yapanlar bile resmî vazifeleri dışında kendilerine
arz-ı hâl edenlerden ücret mukabili bir şey almayı zillet addetmişler, hattâ
hediye bile almaktan çekinen zengin kalpli, deryâ-dîl üstadlar çok
görülmüştür.
Talebelerine meccânen kâğıt, kalem, mürekkep ve güzel yazılar vermek
sûretiyle şefkat ve yardımlarını gösteren üstadlar da vardır.
Güzel yazıdaki cemiyet âhenginin verdiği içtimâî derslerden birisi de,
hattatlara; almaya değil, vermeye merak etmek büyüklüğünü telkîn etmiş
bulunmasıdır diyebiliriz.
Tuhfe-i hattatîn’de şunlar kaydolunmuştur:
Bir hat üstâdı kötü huylu olup da, yazı öğretmekte zayıf talebelere eziyet
ediyorsa, yoksulluğa düşer... Kaldı ki, Bildiğini saklayan muallimin ağzına,
ateşten gem vurulur meâlinde bir Hadîs, Şifâ-ı Şerîf’te yazılıdır. Şu hâlde,
muallim tövbe ile Allâh’a sığınıp, hâlis niyetle cehâleti yok etmeye
çalışmalıdır.
|