Hüsn-i Hat
|
Kamış Kalem
Musiki sanatında ney olup neyzen in nefesiyle gizemi nağmeler çıkaran kamış, hat sanatında kalem olup hattatın eliyle büyüleyici güzellikler yaratır. Eskiler kamış kalemin kâğıt üzerindeki hareketini ve bu sırada çıkardığı sesi gözleyerek onun Allah’a âşık olduğunu, ama aşkını hakkıyla yazamadığı için sürekli ağladığını, dahası gözünden yaş yerine kara kan akıttığını söylemişlerdir. İslamiyet’te kalem kutsal sayılır. Hem ilk inen ayetlerde kalemden söz edilmiş olması, hem de Kuran’da bu adı taşıyan bir sürenin bulunması nedeniyle ona özel bir önem verilmiş yazı yazma aracı olarak din hükümlerini, bilgi ve bilimi tespit, belgeleme, koruma, çoğaltma ve yayma hizmetlerinden dolayı kılıçtan daha değerli sayılmıştır. “Kalem ağacının yaprağı beyaz, çiçeği siyah, meyvesi yüce sözlerdir.” Kalem, bilimi yazıyla bağlama aracıdır. Bu anlamda‘da ‘‘Ezberleyen (güvenip) aldanır, kaydeden sevinir” ve “Söz uçar, yazı kalır” denilmiştir. Elbet kalemle anlatım kişiyle bağımlı değildir, yüzyıllar boyunca durur ve kâğıttaki yazı ölmez. Güzel bir yazı için kuşkusuz önce iyi bir kalem gereklidir. Hattatlar kalender meşrep kişilerdir ama sanatlarında başarı sağlamak için araç gereç işinde güç beğenir davranmak, bunların iyisini seçmek, onları yerinde ve dikkatli kullanmak zorundadırlar. Çünkü sanatlarında ihmalin yeri yoktur. Kalem de hat sanatında estetiği sağlayan en önemli öğedir. İyi bir kalemin ne çok sert ne çok yumuşak olması, tam doğru ve silindirik olması (eğri ve yassı olmaması) ve boyunun bir karıştan çok uzun ya da çok kısa olmaması gereklidir. Kalem yapımına uygun bir kamışın yüzeyi ince ve sert, damarları düz ve gergin, gövdesi hafif olmamsı gerekir. Eskiden kamış kalemlerin iyisi Irak ve İran’dan gelirdi. Kamışlar doğadan elde edildiği biçimde kullanılmaz, bir süre gübre içine yatırılıp ıslah ve terbiye edildikten sonra kullanıma sunulur ve bu işlem sonunda renkleri koyu kahverengi olur. Hattatlar kamışın dışında Cava Adası’nda yetişen tropikal bir bitkinin, (ucunda yaprakların çıktığı) kahverengi, sert, düzgün ve içi dolu ince gövdelerini de kalem olarak kullanılır. Cava kalemi adıyla anılan ve bir kez açılmakla ağzı kolay kolay bozulmayan bu ince kalemler, çok uzun metinleri, nesih gibi ince yazıları yazmakta kullanılır. Cava kalemleri çok ince olduğundan elde tek başına tutup yazmak zordur onun için bir kamışın içine sokulup sıkıştırılarak kullanılır. Hüsn-i Hat yazısına başlayanlar önce kalem açmayı öğrenmeleri gerekir. Eskiler, elin yapısı ile kalem kesimi arasındaki yakınlığı kişinin ancak kendisinin ayarlayabileceğine inandıkları için, yazıya başlayanlara, başkasının açtığı kalemle yazmaya asla heves etmemeleri öğütlenmiştir. Kamışın kalem haline getirilmesi işlemi üç aşamada gerçekleşir:
1) Yontma:
Resimler: Hattat Kamil Nazik
2) Yarma:
Kamışın sırt bölümü makta üstüne yatırılarak kalemtıraşın ucuyla dil tam
ortasından bir santim kadar çatlatılır ve iki yakaya ayrılır. ‘’Kalemin
çatlağı’’ denen bu yarık, küçük bir hazne görevi yapar ve yazarken
mürekkebin ağza düzgün akmasını sağlar. Yarık boyu, sert kamışta yumuşak
kamışa göre daha uzundur. Kimi hattatlar bu çatlağın, dilin simetri
ekseninde değil, kamışa sırt tarafından bakıldığında, ağız genişliğinin
%10’u kadar solda bulunmasını tercih ederler. Bu tercih ağzın sağda kalan
tarafının yazarken daha çok çalışmasından kaynaklanır.
Kalem
ağzı genişse, dilin iki kenarı (simetrik olarak) içeriye doğru tatlı bir
kavisle bir miktar oyulur. 3)
Kesme:
Makta
yuvasına kamışın ağzı, sol elin başparmağıyla üstüne sıkıca bastırılarak,
iyice bilenmiş bir kalemtıraşla istenen eğimde ve bir defada kesilir. Ağzın
(et kalınlığının) enlemesine kesim eğimi iki türlü seçilebilir; Genelde
tercih edilen, dil düzlemine tam dik olan düşey kesimdir. Kalemin yazısının
daha kesin olması için, kamışın yüzeyini oluşturan parka mine tabakası
dışarıda kalacak biçimde, kesimin düşeyden biraz eğik olarak yapılması daha
iyi olur.
Kalem ağzının
uzunlamasına kesim açısı ise, hattattan hattata ve yazı türüne bağlı olarak
farklılık göstermektedir. Örneğin, azgın boyuna kesim açısı kufi yazıda
sıfır, muhakkak ve reyhanî yazıda 45° ye yakındır. Genel olarak kamışa
sırttan bakıldığında dilin sağ üst ucu sıfır kabul edilirse, sol üst üç,
rıka, talik ve divani yazıları için ağız genişliğinin dörtte biri kadar;
sülüs, rıka, nesih, tevki ve icaze yazıları için ağız genişliğinin yarısı
kadar içerde kalacak biçimde kesilmelidir. Ağzı eğik kesilmekle, kalemin
elde (doğal duruş biçimi olan) yazandan tarafa yatık durması sağlanır.
Kalem açıldıktan sonra mürekkebe batırıldığında, kamışın dış yüzündeki parka
mine tabakası (kalemin sırçası) mürekkebi almaz. Bunu gidermek için, içine ince
toprak ya da kül konulmuş bir bez buraya sürülür veya sırçanın yalnızca ağız
kısmı ortasından bir parça kazınır. |

