İlk sergilerini açtılar


Ebru sergilerinin açılışına katılan Vali Aydın Nezih Doğan, “geleneksel sanatlarımızın Konya’da yaşatılıyor olmasını görmekten memnunuz” dedi.
24 Şubat 2010 / Naciye Detseli ve Melike Arundaş ‘ın Kule Site’deki ebru sergilerinin açılışına katılan Vali Aydın Nezih Doğan, “geleneksel sanatlarımızın Konya’da yaşatılıyor olmasını görmekten memnunuz” dedi.

KARMEK’te aldıkları eğitimle geleneksel ebru sanatından çeşitli eserler hazırlayan Naciye Detseli ve Melike Arundaş eserlerini Kule Site Alışveriş Merkezi’nde sergiledi. 30 eserin yer aldığı serginin açılışına Vali Aydın Nezih Doğan, Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli, İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan, KTO Meclis Başkanı Seyit Karaca, Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü ve TYB Başkan Yardımcısı M. Ali Köseoğlu’nun yanı sıra çok sayıda sanatsever davetli katıldı.



GELENEKSEL SANATLARA İLGİ ARTTI
Sergiyi gezip inceledikten sonra konuşan Vali Aydın Nezih Doğan, sergilenen eserlerin hepsinin birbirinden güzel ve ince işçilikli olduğunu söyledi. Geleneksel Türk sanatların yaşatılması için yapılan yatırımlar neticesinde son dönemde geleneksel sanatlara ilginin arttığını belirten Vali Doğan, “Geleneksel sanatlarımıza her nesilden sahip çıkanları görmek bizleri sevindiriyor. Bu tür sanatların gelecek kuşaklara aktarılması için yapılan çalışmalar gerek yerel yönetimler ve gerekse merkezi yönetim tarafından destekleniyor. Bugün burada bunun bir örneğini daha görüyoruz. Karatay Belediyesi tarafından yürütülen çalışmayla aldıkları eğitimi sergiyle taçlandıran genç kızlarımızın yaptığı 2 eser de ödül almış. Kendilerini tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.



HEM EĞİTİM HEM İSTİHDAM
Programa katılan Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli de, açtıkları kurslarla hem eğitim faaliyetlerine katkıda bulunduklarını, hem de yeni istihdam alanları oluşturduklarını bildirdi. Karmek bünyesinde yetişen Melike Arundaş ve Naciye Detseli’nin kendi emekleri ile bir sergi oluşturduklarını anlatan Hançerli, bu tür çalışmaların artarak devam etmesini umut ettiklerini sözlerine ekledi. Ferit Hepokur–Memleket

Kule Site Alışveriş Merkezinde, Melike ARUNDAŞ ve Naciye DETSELİ tarafından hazırlanan “Su’ya Düşen Aşk” konulu geleneksel ebru sergisi açıldı. Sergiye Valimiz Sayın Aydın Nezih DOĞAN, Karatay Belediye Başkanı Mehmet HANÇERLİ, İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa ÇIPAN, Ticaret Odası Meclis Başkanı Seyit KARACA ve sanatseverler katıldı.

Serginin açılışı, Valimiz Sayın Aydın Nezih DOĞAN ve protokol üyeleri tarafından gerçekleştirildi. 27 tane eserin yer aldığı sergide; Melike ARUNDAŞ ve Naciye DETSELİ, davetlilere ebru sergisi hakkında bilgi verdi.

 

ATİLLA CAN EBRU KURSU BAŞLIYOR !
Ebru kursu almak için müracaat eden ve edecek olanların ATİLLA CAN' a ulaşması gerekmektedir.
Kurs Sultanahmet' te yapılacak olup, ebru dersi alacak olan kursiyerlerin yakın zamanda isimleri belirlenecek ve 1-2 hafta içinde dersler başlayacaktır. Ders almak isteyenlerin cep telefonlarını e-mail adresine bırakmaları gerekmektedir. (22 Şubat 2010)

İLETİŞİM: info@ebrucuatilla.com

WEB SİTESİ:  Atilla Can

MENEKŞE EBRUSU - Fuad Başar



Ders esnasındaki, Menekşe ebrusu uygulamasının videosunu da bilgisayarınıza indirip izleyebilirsiniz.  

 

SÜMBÜL EBRUSU - Fuad Başar


Ders esnasındaki, Sümbül ebru uygulamasının videosunu da bilgisayarınıza indirip izleyebilirsiniz.  

 

Ebru ve Esma-i İlahi
Hasan Ahmet GÖKÇE

Ebrû sanatı hakkında temas edilmesi gereken bir diğer nokta da, ebrunun geçmiş yüzyıllarda tasavvufî terbiye vasıtalarından birisi olarak kullanılmış olmasıdır. Öyle ki, asırlar boyu; "Ya Rabbi! Sen'in sıfatlarına rücû ediyorum, suyun üzerine renkleri açarken beni koru, yoksa ben kendimi Hâlık sanırım." diye dua edip, Rablerine sığınarak tekne açan ebru sanatçıları, kendilerini sadece renklere yön vermekle muvazzaf bir vasıta gibi görmüş ve esas itibariyle zuhurata tâbi olduklarını akıllarından hiç çıkarmamışlardır. Zira onlara göre, kâinattaki bütün hâdiseleri olduğu gibi, ebruyu da şekillendiren İlâhî bir kuvvettir ve ancak tesirine girdiği bu ilâhî gücü hisseden sanatçının eseri o ilâhî esintilerden nasibini alabilir.

ayrıntılar »

EBRU

Dr. Musa SARAÇOĞLU

'Mukaddes Söz' yazıya döküldükten bir süre sonra ecdadımızın ince sanat zevkiyle buluştu. Bu buluşmadan; hat tezhip ebrû ve cilt gibi sanatlar ortaya çıktı. Bu sanatlar Osmanlı medeniyetinin zirveye çıktığı 16. yüzyılda olgunluğa ulaşarak kıymetli eserlerin doğmasına vesile oldu.

Millî sanatlarımızdan biri olan ebru yoğunlaştırılmış su üzerine serpiştirilen boyaların şekillenmesiyle oluşan desenlerin kâğıt üzerine alınması tarzında icra edilir. Ebru kelimesinin menşeinin Farsçadaki 'ebr' (bulutumsu) 'ab-rû' (su yüzü) veya Çağataycadaki 'ebre' (hare gibi dalgalı damarlı) olduğu ileri sürülmektedir. Mermerdekine benzer damarlı görünümü sebebiyle ebruya Avrupa dillerinde; marmor papier papier marbre marbled paper; Arapçada ise varakü'l-mücezza denir.

8. veya 9. yüzyılda Özbekistan'ın Buhara şehrinde başladığına inanılan ebru sanatı daha sonra Büyük İpek Yolu ile İran üzerinden Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşmıştır. Ebru diğer kitap sanatları gibi gelişmesini İstanbul'da sürdürerek 16. yüzyılda olgunluğa erişmiş en parlak dönemini 17. yüzyılda yaşamıştır. Bu dönemde İstanbul'da yapılan ebrular Avrupa'dan gelen talepleri de karşılar hâle gelmiştir.

ayrıntılar »


EBRU' YA GENEL BAKIŞ

Ebru kelimesinin kaynağı Farsça olup; kaş, bulut anlamlarına gelmektedir. Ortaya çıkan şekillerin buluta benzemesi nedeniyle bu adı almıştır. Şemsedddin Sami, Kamusu Turki'de Ebru; "Çağatayca Ebre: Roba (elbise yüzü, kürk kabı) hare gibi dalgalı ve damarlı (kumaş,kağıt), cüz ve defter kabı yapmak için kullanılan renkli kağıt" olarak tanımlamıştır. Ciltçilikte, yazı sanatında (Hüsn-i Hat) pervaz süslemelerinde ve yazı kağıdı olarak kullanılan ebru, günümüzde çiçek ebrularının daha da geliştirilmesiyle başlı başına levha olarak kullanılmaktadır.

Türklerin, Ortaasya'da bu sanatı bildikleri ve göçler sırasında İran üzerinden Anadolu'ya getirdikleri tahmin edilmektedir. Ebru'nun tarihinin bilinmemesi; eski ebru ustalarının yaptıkları ebrulara tarih atmamalarından kaynaklanmıştır. Çünkü ortaya çıkan ebru, sanatkarın tamamen kendi iradesini yansıtmamaktadır. Özellikle klasik ebrular; battal, gel-git, taraklı, şal ebrularına sanatkarın iradesi yansımaz.

Ebru'ya, 18.yy. Avrupa'da "Türk kağıdı" denmesi bu sanatının bir Türk sanatı olduğunu göstermektedir. 1608 yılında yazılmış olan Tertibi-i Risale-i Ebri, ebru konusunda o tarihlerdeki bilgileri bir araya getiren bir eserdir. Ayrıca Gelibolulu Mustafa Ali Bey tarafından yazılan Menakıbı-ı Hunerveran diğer sanatların yanında ebru hakkında da bilgi vermektedir.

Tarihimizde bilinebilen ebru sanatçıları; Şebek, Hatip Mehmet Efendi (Ö.1773), Şeyh Sadık Efendi (Ö.1846) ve oğlu Salih Efendi, Edhem Efendi.(Ö.1904), Sami Efendi (Ö.1912), Şeyh Aziz Efendi (Ö.1934), Necmeddin Okyay (Ö.1976) ve oğulları Sami Bey (Ö.1933), Sacid Okyay (Ö.1910), Abdulkadir Kadri Efendi (1942), Mustafa Düzgünman (1990), Alpaslan Babaoğlu, Fuad Başar, Peyami Güler....

EBRU ÇEŞİTLERİ

MALZEMELER

BOYALARIN AYARLANMASI

EBRUNUN YAPIMI

EBRU YAPIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR


ayrıntılar »

EBRU ÜZERİNE ŞİİRLER