Türk süsleme sanatlarında milli bir
seciye alan , tezhiplerin yapılmasında toprak
boyalar kullanılmıştır. Onun için renkler solmamıştır. Kullanılan
renklerde toprak kırmızısı, lâl, mavi, yeşil hakimdir. Tezhipte toprak
boya kullanılmadan önce su ile eritilir. Boyaların sabit olması için
18. asra kadar içine yumurta sarısı ilave edilmiştir. Yumurta sarısı
karıştırılmış boyalar sabit ve parlak olduğu gibi, resimlerde kabarıklık
meydana getirir ki, bu makbul sayılır. Ancak yumurta sarısı ile
hazırlanan boyalarda, her kullanılışta taze yumurta sarısı karıştırılmış
boya kuruduktan sonra tekrar karıştırılamayacağı için ikinci defa
kullanılmaz. Bu yüzden sonraları yumurta sarısı kullanılmadan
vazgeçilmiş onun yerine tutkal kullanılmıştır. Bu usulde önce tutkal
suda eritilir ve içine iki damla üzüm suyu karıştırılır. Bu şekilde
yapılan boyalar kuruduktan sonra istenildiği zaman tekrar su ile
eritilebilir ve kullanılabilir. Tutkal suyuna saf pekmez veya üzüm suyu
karıştırıldığında boyalarda bir parlaklık meydana gelir. Tutkal yerine
zamkı Arabi de kullanılabilir. Ancak bu tarzda boyalar parlak olmadığı
gibi zamanla da kararırlar.
Tezhip sanatında renklerin seçimi devirlere göre farklılıklar
göstermektedir. Selçuklu sanatçıları kullandıkları motifler ve renklerde
bir ibadet vecdi duymuşlar, Kuran’ı tezhip ederken aynı duyguları
yaşatmışlardır. Desenlerle verilmeye çalışılan sonsuzluk etkisi,
renklerde destekleyici bir anlamda tamamlanmaktadır. Altın baş eleman
olarak güneşi sembolize ederken, ışığın rengi olan sarı da gerçekte
bilgi sembolü olarak kullanılmıştır. Altından sonra tezhipte en geniş
yeri alan mavi ise sonsuzluğun rengi olarak gökyüzünü simgeler. Doğuda
altınla mavi aynı ölçüde kullanılmakta batıya doğru gidildikçe mavi
ikinci derecede bir önem kazanmaktadır .Bütün bunlardan edindiğimiz
sonuç, tezhipte kullanılan motifler ve renkler rast gele seçilmemiş
hepsinin birer sembolik anlamı olduğu gibi bilinçli olarak seçilerek
kullanılmıştır. Türk sanatkarı tabiattan gözlemlediğini, hissettiğini,
duyguları, inançları değer yargıları ve yaşadığı çevrenin kendinde
bıraktığı izleri toplayarak, hissederek sanat eserinde mesajlar vermek
istemişti. Ve bunda da her dönemde kendine has karakterini bir ekol
olarak meydana getirmiştir.
Altın ve mavi rengin ihtişamı 16. yy'da imparatorluğun en yüksek zirvede
olduğu dönemde görüyoruz. Tezhip sanatı 18. yy. ortalarından itibaren
Avrupa tesiri altına girmeye başladığında, Barok ve Rokoko sanatında
hakim en önemli faktörlerden olan ve Osmanlı tezhip sanatında o devre
kadar hiç görülmeyen ışık gölge kontrası karşımıza çıkmakta, renklerin
koyulu açıklı kullanımı bezemeye perspektif vererek derinlik
kazandırmaktadır. Tezhip sanatında kullanılan renklere, devirlere göre
baktığımızda şu tabloyu görürüz. Selçuklularda ağırlıklı renk altın ve
mavi, kızıl kahve renkleridir. Fatih devri tezhibinde ise, karakteristik
Fatih devri mavisi, beyaz, yeşil, siyah ve sülüyen (turuncu). II.
Bayazıd tezhibinde altın üzerine altın ile yapılan süslemeler ve mavi
ile altın dengesi hakimdir. 16. yy. klasik devirde başlıca renk lacivert
ve altındır, motiflerde ise hemen hemen bütün renkler denenmiştir. 17.
yüzyılda altının zeminde bol kullanıldığını görüyoruz. 16. yüzyılın
parlak canlı ve kendine has renkleri kaybolmuş, altın ön plana
çıkmıştır.
|