A - TÜRK SÜSLEMSİNDE
KOMPOZİSYON KURALLARI
Kompozisyon, bir yüzey üzerine arzu edilen
şekilleri, dengeli ve göze hoş görülecek bir tarzda yerleştirmeğe denir.
Antik çağlardan beri sanatla uğraşan insanların güzel ve doğru kompozisyon
kurmak için bir çok kurallara baş vurdukları ve belirli oranlar aradıkları
görülmüştür. Örneğin meşhur Romalı mimar Vitruvius'un "Altın Kesimi" oranını
belirtmesi gibi. Bu denge kuralı pek çok Yunan mabetlerinde ve özellikle
Mısır piramitlerinin inşaasında esas olarak ele alınmış ve uygulanmıştır.
Bundan başka "Porte d'Harmonie" denilen ve AhenkKapısı anlamına gelen bir
diğer oran da özellikle batılı sanatçılar tarafından çok benimsenmiş ve
uygulanmıştır. Ahenk Kapısı oranın pek kolay olması ve Altın Kesimi oranına
yakın bir nispet sağlaması bakımından günümüzde oldukça yaygın bir şekilde
kullanılmaktadır. Bu, ortasından iki eşit parçaya bölünen bir karenin alt
çizgisinin yarısı kadar bir uzunluk ilâvesi le meydana gelen bir
dikdörtgendir.
Doğada görülen her şeyin bir dengesi olduğu gibi, kompozisyonda da en dikkat
edilecek nokta dengenin sağlanmasıdır. Ayırımlar ne kadar dengeli ve esteik
olursa yerleşim o derece güzel ve başarılı olur.
Kompozisyonda dengeli bir ayırımı, düz, kırık, mühnai çizgiler ve kare,
üçgen, dikdörtgen, daire gibi geometrik şekiller sağlar. Belirli kurallar
dahilinde faydalandığımız bu elemanlar bize güzel, kusursuz ve göze hoş
gözüken kompozisyonlar çiziminde en büyük yardımcıdır.
Türk Süsleme sanatlarında pek çok sanatkâr kendine özgü oranlar içinde çok
çeşitli ve güzel derlemeler meydana getirmiştir.
Türk Süslemesinin esasın dekoratif
kompozisyon teşkil eder ve aşağıda belirttiğimiz ayırımlarda eleştirilir.
1- Tek merkezli olanlar
2- Bağımsız ve serbest dekore edilenler
3- Çok eksenli olanlar
4- Simetri hakimiyetinde meydana getirilenler
5- Başlangıcı ve sonu belli olmayanlar
6- Kırık ve düz çizgilerden oluşanlar
7- Eğik çizgilerin yardımı ile yapılanlar
8- Belirli ve tekdüzen kalıplar içinde tezyin edilmiş olanlar 9-
Geometrik şekillerden oluşanlar
10- Girift ve çok dolu görünümde olanlar
11- Sade ve basit şekilde dekore edilenler
12- Bitkisel, hayvansal veyahut her iki tür motifin birlikte
kullanılması ile meydana gelenler
13- Her tür motifin uygulandığı kompozisyonlar
14- Sanatkârların ve yüzyılların üslûp özelliğini yansıtan, bu
etkiler altında oluşanlar
Arzu edilen ortamı süslerken, doluluklar kadar, bırakılacak boşlukların da
büyük önemi olduğunu unutmamak gerekir. Genellikle bunların birbirlerine
eşit oranda olması dengeyi sağlar. Süslenecek olan yüzey, kare, üçgen, daire
ve dikdörtgen gibi geometrik şekillerden yararlanılarak orantılı bölümlere
ayrılır. Böylelikle kompozisyona yerleştirilecek olan motiflerin gittikleri
yön ve desenin merkez noktaları tespit edilmiş olur. Dik ve yatay çizgiler
genellikle dengeyi temin eder. Eğik çizgiler ise hareketi meydana getirir.
Eğik çizgiler birbirlerine zıt yönlerde kullanıldığı zaman bu denge temin
edilmiş olur. Bundan dolayıdır ki tamamen eğik çizgilerden oluşan
terkiplerde, bu çizgiler karşıtlarının da kullanılmasına dikkat edilir.
Kompozisyonlarda, düz ve kırık çizgilerin karşıtlarının da kullanılmasına
dikkat edilir. Kompozisyonlarda düz ve kırık çizgiler ne kadar sertlik ve
hareketsizlik ifade ediyorsa eğik çizgiler de desene ve dolayısı ile
terkivbe, daima yumuşak ve hareketli bir görünüm sağlamış olur. Özellikle
doğaya uygun olarak bitkisel motfilerdn meydana gelmiş kompozsiyonlarda
daima eğik çizgilerin kullanıldığı görülmektedir. Kırık ve düz çizgiler
hendesi motiflerin terkibinde, özellikle sonsuzluğu simgeleyen, başlangıcı
ve sonu olmıyan, hepten devam eden desenlerde kullanılır. Çizgilerde kesişme
noktaları, genellikle konulacak olan motifin yerini gösterir. Birden fazla
tür motifin meydana getirdiği kompozisyonlarda her tür motif kendi
doğrultusunda, kendi hattında devam eder ve biter. Hiçbir zaman
birbirlerinden çıkmaz. Kesiştikleri noktalarda biri alttan, biri üstünden
geçerek devam ederler. Merkez veya alt noktada olan bitkisel bir motif
çoğunlukla tepe veya bitişte olandan daha büyüktür. Bazı hallerde aynı
büyüklükte olarak devam ederler. Çizilen kompozisyon iskeletinin üzerine
yerleştirilecek olan motifler, ister bitkisel ister hayvansal (rûmi) olsun
daima aynı yönbe doğru yerleştirilir. Bünyelerinin tek tarafa yönelmesine
dikkat etmek gereklidir. Kompozisyonda, iki nokta arasına çizilen bir
doğrunun, daima belirli ve eşit oranlarda bölünmesi gereklidir. Geçecek
hatlar ya da bunların üzerine konulacak olan moıtifler evvelden belirtilmiş
noktalara yerleştirilir.
Klâsik türk tezhibinde görülen çok ayırımlı kompozisyon tarzı çoğu zaman
serbest ve ferah bir görünümde tatbik edilir. Bunlar, belirli kompozisyon
kuralları içinde yapılan sade, ko0lay fakat dengeli ve doğru terkiplerdir.
Çoğu kez Türk Süslemesinde kompozisyonların kendi kuralları içinde
uygulandığı bazı tür motiflerin, bünyelerine özgü bir uyum içinde geliştiği
görülür. Bitkisel ve rûmi motifler, nasılki belirli bir hat üzerinde oluşup
görünümü tamamlıyorsa, bazı motifler de bunun aksi olarak kümeler halinde
veya çeşitli formlar şeklinde meydana gelir. Bunların terkibinde herhangi
bir geometrik ayrım yapılmaz, yalnızca süslenecek olan yüzeeyin şekli ve
boyutları belirlenerek çizime başlanır. Bu tür kuruluşlara özgü motifler
arasında, bulutlar, Selçuklu münhanileri özellikle başta gelmektedir. Özet
olarak şöyle diyebilir: Bitkisel ve rûmi motifler, belirli oranlarda
geometrik ayırı9mlara tabi tuttuğumuz hatlar üzerinde oluşur, münhani ve
bulutlar ise o hatlardan çok, gerek katlama usulü ile, gerekse serbest
çizilerek geometrik motiflerden oluşan kompozisyonlar, şematik olarak
çizilen hatlara aynen uymak zorundadır.
Süsleme sanatlarında, antik çağlardan itibaren uygulanan en eski ve yaygın
bir çizim şekli de helezonlardır. Uygar olsun olmasın her topluluk, en ilkel
şekilde de olsa helezonlardan yararlanmış, bu görünüm üzerinde çeşitli
uygulamalar meydana getirmiştir. Türk Süsleme sanatında da helezonik
terkiplere pek çok rastlanır. Kâğıtta olsun, çini, seramik, tahta ve taşra
olsun, bir çok sahada spiraller halinde gelişim gösteren kompozisyon
örnekleri pek yaygındı. Bu tarzda yapılmış olanlara hemen, hemen her
yüzyılda rastlamamız mümkün olmaktadır.
Kitap süsleme sanatımızın en yaygın bir formu olan şemselerde (özellikle
Osmanlı dönemi oval formlar halinde oluşanlarında) motif yerleşiminin çoğu
zaman S harfi biçiminde olan bir hat gelişimi üzerinde oluştuğu görülür. Bu
şekil, kısmen sağa kısmen sola yönelen bir ters simetri anlamı içinde, güzel
ve kolay çizilebilen kompozisyonları meydana getirir.
Belirli formlar içinde olan düzenlemeler, uygulandığı sahaları ne olursa
olsun aynı kompozisyon kuralları içinde, oluşur, koltuk, pano, alınlık,
köşe, bordür vs. gibi. Bunlarda yalnızca boyut ve motif ayrıntıları
bakımından değişiklik gerekmektedir. Örneğin taşa veyahut çiniye işlenmiş
bir alınlık, köşe, bordür formunu çok ufak boyutlarda olmak üzere daima
tezhipli yazma kitaplarda da bulmamız mümkündür. Ancak kompozisyon kavramı,
içine pek çok konunun girdiği geniş bir alnı kapsamaktadır. Yani sadece
belirli kalıpların içini bezeme kurallarına ve özelliklerine uygun bir
şekilde süslemek olduğu düşünülmemelidir. Örneğin el yazması kitap
süslemeciliğinde tezhiplerin kompozisyonları kadar cilt ve sayfaların
kurallarına dayanır. Buna mukabil mezar taşı süslemesindeki oranlar ve
düzenler daha başka kavramlara uygun olarak yapılmıştır.
Yüzyıllar boyunca Türk sanatkârı süslediği her şeyi kendi zevk ve anlayışına
uygun bir şekilde işlemiş, ona kendi öz benliğinden, geleneğinden katarak
geniş anlamda bir Türk tarzı (Türk üslûbu) meydana getirmiştir.
B - DESEN UYGULAMASINDA KULLANILAN
ARAÇ VE GEREÇLER
Süsleme desenleri, hangi malzemeyle uygulanırsa uygulansın evvela kâğıt
üzerine hazırlanması gerekmektedir. Bu işlerle uğraşacak olan kişinin de işe
bu açıdan başlaması yerinde olur. Motifleri, üslûbları iyice tanımasının
yanısıra kalem ve fırça kullanma becerisini de geliştirmek zorundadır.
Çizimi düzgün olmayan desenler soysuzlaşıp, estetik yapılarını kaybeder ve
bozuk, çirkin görünümlere bürünürler. Gerekli araç ve malzeme ilk kademede
şöylece sıralanabilir:
1) Aydınger kâğıdı
2) İyi cins karton kâğıdı (120-180 gram ağırlığında)
3) 0, 1, 2, 3 numaralı samur suluboya fırçaları
4) Guaş boya (kutu, tüp veya şişelerde)
5) Yaldız boya
6) HB, B2, H2 numaralı kurşun kalemler
7) Kareli ve milimetrik kâğıt
8) Pergel
9) Tirling
10) Rapido kalemi ve çini mürekkebi
11) Mikadan düz ve üçgen cetveller (gönyeler)
12) Silgi
13) Ataç
14) Tebeşir
15) Bir avuç toz haline getirilmiş mangal kömürü (ince bir tülbent
arasına konarak sıkıca bağlanır)
16) Kurutma kâğıdı
17) Ufak bir kürk parçası (örneğin 10 x 10 cm. ebadında) 18)
Işıklı masa.
Yapılacak olan desen ilk önce aydıngel kâğıdına çizilerek rada düzeltilir ve
resim kâğıdına ışıklı masada geçirilir. Kullanılan Kâğıt, desenin ışıkta
görülemiyeceği kadar kalın ise, aydıngele çizilen desen iğnelenerek kalıp
hazırlanır ve kömür tozu ile üzerinden geçirilerek desenin kâğıda çıkması
sağlanır, sonra da ince ve sert uçlu kalem ile bu çizgiler tespit edilir.
Boyanmağa başlandığı zaman ilk önce ezilmiş altın sürülüp parlatılır sonra
renkler konarak tahrirler çekilir ve en son olarak da zemini boyanır. Boyama
işlemleri, iyi cins samur fırçalarla yapılır.
|