SÜSLEME SANATI
|
İlhanlı, Timurlu, Memluk ve Selçuklu dönemlerinde süslemelerde
benzerlikler görülür. Ancak, malzemenin kullanılması yörelere göre
değişiklik gösterir.
2.1.SÜSLEME SANATINDA KULLANILAN TERİMLER:
Desen:
Yalnız çizgilerle boyasız olarak yapılan resim.
Motif:
Süslemelerde tekrarlanan biçim-öge.
Figür:
Resim ve heykelde insan ve hayvan görüntüsü.
Kompozisyon:
Bir sanat eserinde kurallara dayalı ve estetik anlamlı düzen kurma.
Üslûp:
Bir devrin ya da bir sanatçının kişiliği, bir eserin teknik, renk,
kompozisyon biçim ve anlatım bakımından özellikleri.
Üslûplaştırma:
Gerçek şekil ve motiflerin karakterini kaybettirmeden basitleştirerek,
süslemeyi şematik hale sokmak
Üslûp türleri:
Selçuk, Bursa, Edirne, klasik, barok, rokoko, yeni klasik, uyanış gibi
bölüm ve karışımlar gösterir. Her uygarlığın kendi adını taşıyan özel ya
da karışık üslupları vardır.
2.2.SÜSLEME SANATINDA KULLANILAN MOTİFLER:
İslam süsleme sanatlarında figür ve tasvirlere pek yer verilmediğinden,
motifler geometrik düzenlemelerle beraber büyük önem kazanmıştır.
Yüzyıllar içinde gelişerek çeşitlilik kazanan süsleme elemanı motifleri
belli gruplar içinde toplayarak sınıflandırmak, bunları tanımaya
kolaylık sağlayacaktır. Bu motifleri üç grupta inceleyebiliriz:
A.Bitkisel Motifler
(natüralist motifler):
Kendi içinde iki gruba ayrlır:
a.Palmetus-Lotüs:
Çoğunlukla beraber kullanılan bu iki motiften, Lotus, nilüfer çiçeğinin
sadeleştirilmiş şeklidir. Palmet ise, kaynağı Asurlular olarak bilinen
bir motiftir. Çok zengin çeşitleri olan bu motifler İslam eserlerinde
sade ve zarif görünümleriyle çizilmişlerdir.
b.Çiçekler (Hatai):
Gül, gül goncası ve benzer çiceklerin boyuna kesitinin anatomik hatların
üslûplaştırılmış görünümleriyle çizilmiş şekline denir. Bazı kitaplarda
bu motifin Timur Devleti zamanında Çin Türkistan'ından getirtilerek
kullanılmaya başlandığı anlatılırsa da bu doğru değildir. 11. yüzyıl
başlarında Karahanlılar Devleti zamanında Çin Türkistanına -"Hatay-Hıtay-Huten"
diye adlandırılan ülke- bir sanatçı gönderilip orada "hitay sanatını"
öğrenen sanatçı ülkesinde döndüğünde İslam süsleme sanatlarında hatai
motifi ile hatai üslubunun temelini atmış olur.
HATAî (HATAYİ)
Hatayi çiçek motifleri
c.Penç:
Gül, gül goncası, papatya ve benzer çiçeklerin kuş bakışı görünüşünün
stilize edilerek çizilmiş şekilleridir. Çiçekler yapraklarına göre
biçimlendirilirler. Pençberk: 5'lik yaprak demektir. 13. ve 14.
yüzyıllarda sevilerek kullanılan hatai motifi ile 15. yüzyılda yavaş
yavaş diğer narçiçeği, nergis, sümbül gibi çiçeklerin de katılımıyla
süsleme sanatında rumilerin ve geometrik düzenlemelerin yerini
natüralist düzenlemeler almaya başlar. Özellikle 16. yüzyılda lale
çiceğinin tezyini sanatlarda kullanılmaya başlamasıyla yepyeni bir
dönemi başlatır.
PENÇ
d.Yapraklar:
Süsleme sanatlarında diğer bir özellikte her çiçeğin kendi yaprağıyla
kullanılmış olmasıdır. Hiçbir zaman bir gül bir karanfil yaprağıyla
birlikte çizilmemiştir. Bu özellikten başka hançer yaprağı adı verilen
kavisli iri ve büyük yapraklar kullanılmış ve sadece bu yapraklarla
yapılan kompozisyonlar olmuştur. Bu kompozisyonlarda Hayvan figürleri de
görülür. 16. yüzyılın bu süsleme tarzı "saz üslubu" diye adlandırılır.
Yaprak motifi e.Ağaçlar: Süsleme sanatında daha çok ölümü ve cenneti sembolize eden ağaçlar kullanılmıştır. Selvi (Servi) ölümü ve aynı zamanda halk arasında ince ve uzun boylu sevgiliyi de sembolize eder. Nar ağacı ise cenneti temsil ettiği için severek kullanılmıştır.
B.Soyut Motifler:
B.a.Rumî:
Sözlük anlamı Anadolu'ya ait demektir. Orta Asya kökenli olan motifin
ilk yaygın kullanımı Selçuklu Devleti zamanında olduğu için "Selçukî"
adını verenler de vardır. 16. yüzyılda çok çeşitli yorumları çizilmiş
olan bu motif, şekline ve kompozisyonlarda kullanılış biçimine göre iki
türlüdür.
e)
Çizilişine göre:
e)
Sade Rumî: Buna dini Rumî de denir. En basit şekliyle çizilmiş Rumî
örneğidir.
b)Dendanlı
Rumî: Sade Rumî sınır çzgisinin iç kısmında münhani örneklerle süslenmiş
rumi örneğidir.
c)Kanatlı
Rumî: Rumî motifinin iki kola ayrılarak çizilmiş şeklidir.
d)Sarılma
Rumî: Buna piçide Rumî de denir. Kendi içinde sarılma ve bükülme
anlamında Farsça bir terimdir. Rumî motifinin üzerine çıkma yaparak
sarılmış rumi örneğidir.
e)Sencide
Rumî: Ölçülü iki taraflı çizilen Rumî çeşidi anlamında Farsça bir
terimdir. Sanki iki Rumî sırt kısmında birleştirilmiş gibidir.
f)İşlemeli
Rumî: Büyük bir Rumî motifinin iç kısmında hatai grubu motifler yer
alır.
2. Kompozisyondaki kullanımına göre:
a)Ayrılma
Rumî: Bir kompozisyonda deseni paftalara ayırarak, kompozisyonda daha
uygun bir görünüm sağlamaya ayrılma rumi denir. Bu bölümde zemin, uygun
şekilde farklı renkte boyanır. Bu görevi hemen her çeşit rumi motifi
yapar.
b)Tepelik
Rumî: Kompozisyonlarda sonlandırıcı veya sınırlayıcı görev yaparlar.
Bazen tığ şeklinde de kullanılırlar. Simetrik düzenleme uygulanır.
Tepelik rumi
c)Ortabağ
Rumî: Rumî kompozisyonunun çiziminde rumilerin saplarının bir noktada
birleşip tekrar o noktadan ikiye ayrılmalarında, birleşme noktasına
konan rumili düzenlemeye ortabağ rumi denir.
d)
Salyangoz: Salyangoz diye adlandırılan küçük rumi tarzındaki kıvrımlar
simetrik dörtlü hattın çakışma noktasında kullanılır. Bağlayıcı bir
özellik taşır.
e)Üç-iplik
Rumî: Birbiri içinden geçen üç hat üzerinde rumilerin aynı yönde
dizilerek meydana getirdiği zarif bir rumi örgüsüdür. Bordürlerde
kompozisyonları sınırlayıcı olarak kullanılır.
RUMİ MOTİFİN KOMPOZİSYONDAKİ KULLANIMLARA GÖRE ÇEŞİTLERİ
MÜNHANî
B.b.Münhani
: Eğri, çizilmiş anlamındadır. 11. ve 15. yüzyıl'larda yazma eserlerin
hemen her bölümünde kullanılmıştır. Bazen bordür şeklinde ya da müstakil
olarak çizilmiştir. Rumîlerden farklı bir çizim özelliğine sahiptirler.
Kompozisyonların hazırlanışında bir hat üzerinde değil, birbirine
bitişik olarak çizilir ve açıktan koyuya doğru kademeli bir şekilde
boyanır.
C.Sembolik Motifler:
Bunlar da iki gruptur:
C.a.Bulutlar:
Süsleme sanatlarında kullanılan bulutlar, doğanın bir elemanı olma
fikriyle değerlendirilip kullanılmışlardır. Bulutlar kendi hatlarını
devam ederek çizilirler ve başka motiflerle karışmazlar. Çizim
şekillerine ve kullanım özelliklerine göre rumiler gibi isim alırlar
1. Çizimdeki özelliklerine göre:
a)Serbest
bulut: Kompozisyonlara serbest şekilde çizilerek yerleştirilirler.
b)Yağma
bulut: Bulut şekillerinin daha kesif olarak bir arada çizilmeleridir.
Serbet olarakta yerleştirilirler.
2. Kompozisyondaki durumuna göre:
a)Nokta
bulut: Yağma şeklinde çizilirler. Nokta bulut denmesinin nedeni, desende
motiflerin yer alacağı dalların çıkış noktasını teşkil ederler.
b)Ayırma
bulut: Ayırma rumilerin kullanılmadığı yerde aynı görevi yapacak şekilde
kullanılırlar. Renk ayırımına yardımcı olmaları nedeniyle deseni
monotonluktan kurtarıp, daha ahenkli görünmesini sağlarlar.
c)Ortabağ
bulut: Çardaklı ve çember diye de isimlendirilen bulut motifi.
Çiçeklerin saplarını bağlamada, bazen de iki bulut arasında bağlantıyı
sağlamada kullanılırlar.
d)Tepelik
bulut: Kompozisyonların sınırlandırılmasında kullanılırlar. Desenlerin
bitişini belirlir.
e)Hurde
bulut: Bu düzenlemede rumilerden farklı olarak kendi bünyelerinde değil,
yaprak veya hatai çiçeğiyle beraber kullanılarak değerlendirilirler.
C.b.Çintamâni : Genellikle üç benekle birlikte kullanılan çintamâni, bulut ve hatai motifleri gibi Orta Asya kaynaklıdır. Yanyana uzanan iki dalgalı şekil kaplan ve pars postunu hatırlatır. Biri üstte ikisi altta üç benekten oluşan düzenleme dekoratif anlamda süsleyici olarak kullanılmıştır. Bazen beneklerin içine tek tarafa daha yakın çizilen daireler onların hilal şeklini almalarını sağlar. Timur devleti dönemine ait sikkelerde görülen bu üç beneğe "Timucin" adı verilir. Türk bezeme sanatında ise gücün ve saltanatın sembolü olarak kullanılmıştır. Bazen üç beneğin bir arada kullanıldığı örnekler olduğu gibi bazen de her iki motif ayrı ayrı kullanılmıştır.
2.3.YAZMALARIN SÜSLENMESİNDE KULLANILAN TIĞLAR :
Tezhip'te Tığ'ın Yeri ve Önemi:
Tığ, tezhip sanatında eseri tamamlayan yardımcı eleman olarak
kullanılır. Tığların görevi eserdeki kompozisyon yoğunluğundan zemin
boşluğu arasında denge unsuru olmasıdır. Eserin cetvel veya dendan
bitiminden sonra motifler, büyükten küçüğe doğru incelerek son bulur.
Ana tığlarda çok çeşitli motifler kullanılmakla birlikte, ara tığlar
genelde daha sade olmaktadır. Kompozisyon zenginliği, eserlerin
mükemmelliği ve inceliği tığlarda da çok çeşitliliğin doğmasına neden
olmuştur.
Yüzyıllara Göre Tığlar:
12. ve 13 . yüzyıllarda kalın çizgi ve nokta ile tezhipleri süsleyen
tığlarda renkler genellikle lacivert ve tonlarıdır.
14. yüzyılda geometrik şekiller, noktalardan meydana getirilen sade
çicekler ve yalın rumîler tığları oluştururken, renkte lacivert ile sulu
altının kullanıldığı görülür.
2.3.YAZMALARIN
SÜSLENMESİNDE KULLANILAN TIĞLAR :
Tezhip'te Tığ'ın Yeri ve Önemi:
Tığ, tezhip sanatında eseri tamamlayan yardımcı eleman olarak
kullanılır. Tığların görevi eserdeki kompozisyon yoğunluğundan zemin
boşluğu arasında denge unsuru olmasıdır. Eserin cetvel veya dendan
bitiminden sonra motifler, büyükten küçüğe doğru incelerek son bulur.
Ana tığlarda çok çeşitli motifler kullanılmakla birlikte, ara tığlar
genelde daha sade olmaktadır. Kompozisyon zenginliği, eserlerin
mükemmelliği ve inceliği tığlarda da çok çeşitliliğin doğmasına neden
olmuştur.
Yüzyıllara Göre Tığlar:
12. ve 13 . yüzyıllarda kalın çizgi ve nokta ile tezhipleri süsleyen
tığlarda renkler genellikle lacivert ve tonlarıdır.
14. yüzyılda geometrik şekiller, noktalardan meydana getirilen sade
çicekler ve yalın rumîler tığları oluştururken, renkte lacivert ile sulu
altının kullanıldığı görülür.
Bu gelişmeler 15. ve 16. yüzyıllarda artarak devam etmiştir. Selçuklu
sanatında kullanılan münhani motifi 15. yüzyılda kitap sanatında daha
çok bordür şeklinde olup, bu eserlerde çoğu zaman münhani bordür üzerine
kuzu çizgisi bırakılmadan mavi rengin tonlarıyla geometrik tığlar
çalışılmıştır. Bu dönemin bir özelliği de düz cetvel üzerinde çizilmiş
tığlardır. Osmanlı süsleme sanatı her alanda olduğu gibi en parlak
dönemini 16. yüzyılda yaşamıştır. Bu dönemde kullanılan tığlar :
17. yüzyılın ilk yarısında bir önceki yüzyılın zengin ve zarif
çalışmaları sürmüştür. Bu yüzyılın ikinci yarısında şekillerle birlikte
renklerde de değişimler olmuş, laciverdin yanında kırmızı da sıkça
kullanılmıştır.
18. yüzyılda ana tığlarla birlikte, aynı boyda ve
zenginlikte ara tığlar da kullanılmıştır. Diğer yüzyıllardan farklı
olarak, tığların cetvelleri siyahla çekilmiş, ana tığlarda lacivert, ara
tığlarda kırmızı ve zaman zaman altın kullanılmıştır. Eserdeki tezhipli
kısımda yoğun bir şekilde bütün kağıt zeminini kapatacak kadar
teferruatlı tığlar kullanılmıştır.
19. yüzyılda tığlardaki motifler Batı etkisinde kalarak, tığ
cetvellerinin zaman zaman kalktığı, klasik renk olan lacivertin bazı
örneklerde hiç kullanılmadığı, altın, yeşil ve kırmızı renklerin daha
çok kullanıldığı görülür.
19. yüzyılın sonu 20. yüzyılın başı Rokoko tarzı çalışmalar tığlarda
klasik tarzda, klasik ve Rokoko tarzı birleştirilerek hem eserde hem de
tığlarda çalışılmıştır. Çeşitli yüzyıllarda görülen bariz özellikler bir
önceki yüzyıldan etkilenip bir sonraki yüzyılı de etkilemiştir.
Güllerde Tığ:
Elyazması Kuranıkerim'lerde sayfaların ön kenar boşlukları üzerinde yer
alan, oval veya daire şeklinde yapılan süsleme motiflerine "gül" ve "gülçe"
denir. Gülçeler de tığın kullanım devirlerine uygun değişimler
göstermiştir.
Gülçeler bir sayfada bir kaç tane yanyana geldiklerinde aralarında hiç
kesinti yapılmadan tığlarla birleştirilmiştir.
Tuğlarda Tığ:
Kelime olarak Oğuzca'dan gelen ve "Hakanın Buyrultusu, Mührü" manasını
taşıyan tuğra işaret olarak bilindiği gibi Osmanlı padişahlarının nişan
ve alameti bir çeşit imzasıdır. Bu padişah imzası olan tuğralarda tezhip
sanatının değişimi yüyıllara göre aynen yansımış, buna paralel olarak
tuğralardaki tığlarda kompozisyonlarla bütünlük sağlamıştır.
Ciltlerde Tığ:
Ciltte tığlar bütün dönemlerde sade cizgi ve noktalardan oluşmuş, renk
olarak genelde altın kullanılmıştır.
2.4.TEZHİP SANATI:
İslam'ın doğuşuyla başlayan tezhip sanatı, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne
kadar uzanan bütün İslâm devletlerinde hat sanatıyla birlikte uygulanmış
ve gelişmiştir. Bölgelere göre farklılıklar görülürse de genelde bir
üslup birlgi vardır.
2.4.1.KURAN'DA TEZHİP SANATI:
Tezhip sanatı ilk defa Kur'an'ın tezyiniyle başlayan bir sanattır.
Kur'an'ı ilk tezhipleten Hz. Ali'dir. İslam'ın ilk üç asrında Kur'an'ın
sûre sonlarında geometrik şekilde yapılmış süslemeler vardır.
III. yüzyılda Kur'an'a ait süslemelerin özellikleri :
a.
Tezhipli şeritler sayfanın başında ve sonunda uygulanmıştır,
b.
Süslemeler ilk örneklere göre sayfada daha geniş bir alanı yatay olarak
kaplamıştır.
c.
Daha ince bir işçilik vardır.
d.
Şeritlerde daha küçük kareler ve örgülü geometrik süslemeler vardır.
VIII. ve IX. yüzyılda Kur'an'a ait süslemeler:
a.
Yapraklarda oluşan palmet motifi
b.
Sekiz kollu yıldızlar,
c.
Kur'an Kûfî hatla yazılmış, süslemeler altınla yapılmıştır.
d.
Önceleri Kur'an'ın alt ve üst tarafında yer alan şeritler burada
sayfanın dört kenarına da uygulanmıştır.
e.
Desenler, çoğunlukla soluk kahverengi mürekkeple çizilmiştir.
f.
Bölüm başları iki yandan bordür içine alınmıştır.
g.
Örgülü düzenleme ve çok kenarlı şekiller vardır.
h.
Renklendirmelerin kimisi ; sarı, koyu yeşil, fes rengi, kimisi de;
altın, mavi, kırmızı, lacivert, yeşil ve kahverengi ile yapılmıştır.
2.4.2.SELÇUKLU (1040-1308) TEZHİP SANATI:
Temeli İran ve çevresinde atılan tezhip sanatı, ilk gelişmesini, yine
İran'da kurulan Selçuklu Devleti'nde yaparak, Tebriz, Herat, Bağdad,
Musul, Konya, Karaman, Amasya, Harput, Sivas'a doğru gelişmiştir. Kur'an
ve ilmi kitapların hemen her türünde süsleme örneklere rastlanır.
Selçuklu eserlerinde en zengin tezhip, kitapların zahriye kısmında,
metinlerin kenar başlıklarında, sûre başlarında ve konu bölümlerinin
aralarında, kitabın son sayfasında hatime veya ketebe bölümünde yer
alır.
Selçuklu eserlerindeki tezhibin özellikleri: Sayfa kenarlarında yer alan
hamse gibi yerleri belirten yazıların etrafında münhani türü süslemeler
bulunur. Bunlara gül adı verilir. Hizip gülü gibi. İslam'da gül Hz.
Muhammed'i temsil eder. Geometrik şekiller, münhaniler ve özellikle
Selçuklular dönemi motifi olan rumiler kullanılmıştır. Aralarında küçük
dallar üzerinde hatailer vardır. Dikey süsleme şeması tüm sayfada, bazan
da sayfa bir madalyonda uygulanır. Bu madalyon oval ya da şemse şeklinde
olabilir. İlmî kitaplarda sayfa kenarlarına çicek, yaprak, selvi ağacı,
gülabtan, ibrik, vazo, cami ve minare gibi süsler yapılmıştır. Tığ çok
nadir kullanılmıştır. Zeminler altın, süslerde lacivert, koyu mavi,
kiremit rengi, yeşil, mavi, kahverengi, hâkî, sarı, pembe, mor ve beyaz
renkler kullanılırken konturlar pembe ve siyah ile yapılmıştır.
2.4.3.İLHANLI (1295-1335) TEZHİP SANATI:
Meraga, Hemedan, Sebzvar İlhanlıların önemli sanat merkezleridir. Bu
dönemde yapılan eserlerdeki süslemeler ile Selçuklu dönemi eserlerindeki
süslemeler arasında benzerlik görülür. Bu dönem süslemelerinin
özellikleri:
Kur'an'lar oldukça büyük boyda çalışılmış. Hatta ayrı ayrı cüzler
halinde yazılmıştır. Zengin geometrik düzenlemeler yapılmış, çok kollu
yıldızlar, düğüm şekilleri, birbirini kesen ve içiçe giren geometrik
şekiller kullanılmıştır. Rumîli ve kıvrık dallı bordürler ise çok göze
batar.
2.4.4.TİMURLULARDA (XIV-XV. YY. ARASI) TEZHİP SANATI:
Timurlular zamanında Tebriz, Şiraz, Bağdad ile Semerkand, Buhara ve
Herat'ta kurulan sanat merkezlerinde çok değerli eserler verilmiştir.
Oğlu Şahruh, torunları Uluğ Bey, Hüseyin Baykara ve veziri aynı zamanda
bilgin de olan Ali Şir Nevai'nin desteği olmutur.
İlhanlı, Timurlu, Memluk ve Selçuklu dönemlerine ait süzlemeler arasında
motif, renk ve uygulamalarda benzerlikler olduğu görülür. Yine de tabii
malzemenin kullanılması yöreler arası bazı farkların oluşmasına sebep
olmuştur. Bu dönemin özellikleri:
Moğollarda kullanılan çiçekli zemin düzenlemesi bu dönemde de devam
eder. Geometrik düzenlemeler yanında madalyon etrafında beş dilimli bir
kompozisyon şeması kullanılmaya başlamıştır. Motiflerde zariflik ve
incelik görülür. Hayvan ve insan motifleri çizilmeye başlanır.
Süslemeler ince renkli kağıtlar üzerine yapılmıştır. Zerefşan bol
miktarda ve sevilerek kullanılmıştır.
Ilhanlı, Timurlu, Memluk ve Selçuklular dönemine ait süslemeler arasında
motif, renk ve uygulamalarda benzerlikler olduğu görülür.
2.4.5.SAFEVİLERDE (1502-1722) TEZHİP SANATI:
Türkmen soyundan gelen Safeviler Devleti döneminde, Şah İsmail ve
kendisi de sanatçı olan oğlu Şah Tahmasp'ın saltanat yıllarında tezhip,
İran'da en parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemin özellikleri:
Kitaplar, başta birkaç sayfalık tezhip ile başlar. Çalışmalarda büyük
yıldızlar, madalyonlar ve kartuşlar kullanılmıştır. Sayfanın kenarını üç
taraftan geniş bir kuşak çevreler. Palmetler ve rumîli bordürlerle Çin
bulutu çok kullanılan motiflerdir. İki tonda altın yaldız ile koyu mavi,
pembe, kırmızı, beyaz, açık yeşil ve turuncu renkler ile konturlarda
turuncu renk görülür.
16. yüzyılda Safeviler döneminde Hindistan'da ve Osmanlı döneminde
yapılan süslemeler büyük benzerlik göstermektedir. Safevi ve Hint
süsleme sanatında altın yaldızın bol ve Osmanlı dönemine göre daha yoğun
kullanıldığı görülür.
2.4.6.OSMANLILARDA (1299-1922) TEZHİP SANATI:
İslam devlet ve imparatorluklarında her hükümdarın sarayında bir
nakkaşhanenin bulunduğu ve her başkent'in bir sanat merkezi haline
geldiği görülmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nda da Bursa'daki
Nakkaşhane ikinci başkent Edirne'ye, oradan da İstanbul'a taşınmıştır.
Süslemeler devirlere göre bazı değişiklikler ve özellikler gösterirler.
Osmanlılardan kalma, erken devir tezhip sanatının örneklerini
tanımamaktayız. Erken devir tezhip örneklerinde, canlı açık lacivert,
kırmızı, yeşil, siyah renkler, altın ile birlikte oldukça uygun bir
şekilde kullanılmıştır. Rumiler ile çok sitilize küçük çicekler gerek bu
devirde, gerek Fatih devrinde kullanılmıştır.
*Fatih
Sultan Mehmed dönemi (1451-1481)
Kitaplar küçük boyutlardadır. Tezhipler; zahriye, temellük, kitabe,
serlevha, hatime ve metin aralarında, kap ve mikleplerde yer alır.
Geometrik süslemelerin yanında natüralist motiflere de yer verilir.
Zarif ve ince çizgiler hakim olmaya başlar. Bordür süslemeleri önem
kazanır. Süslemeler; dikdörtgen, oval ve yuvarlak şekiller içinde
uygulanır. Bu geometrik şekiller, tığlarla sınırlanarak bitirilir.
Zeminde mavi ve lacivert yer alırken, motifler kiremit rengi, pembe,
açık ve koyu yeşil ve kahverengi ile renklendirilirdi. Sınırlı olarak
altın yaldız da kullanılmıştır. Kağıtlar uçuk krem bazen de parlak beyaz
renktedir. İlk sayfada zahriye bölümünde Sultan'ın, ikinci sayfada
yazarın ve kitabın adı bulunur.
*Sultan
II. Bayezid dönemi (1481-1512)
Saltanat yıllarında da Fatih döneminin özellikleri devam ettirilerek
eserler verilmiştir. Yavuz Sutan Selim (1512-1520) Tebriz ve Mısır'dan
bir çok sanatçı getirterek tezhip sanatının gelişmesini sağlamıştır.
Tezhip sanatında klâsik dönem ikinci önemli aşamasını Kanunî Sultan
Süleyman zamanında yapmıştır. Bu dönemde klasik bir Türk sanatı üslubu
yaratılmıştır.
Bu dönemin özellikleri:
Sayfanın hemen hemen tamamı tezhiplenmiştir. Zengin motifler, naturalist
bir anlayışla halkar tekniğinde uygulanmıştır. Kompozisyonlardaki
işçilik incedir..Simetrik rumîler, bulut ve palmet-lotus dizisi dönemin
yaygın motifleri arasındadır. Ayrıca kıvrık dallar üzerinde çeşitli
lale, sümbül, karanfil, kadife çiçeği, nar çiçeği, yaban gülü, menekşe,
şakayık, nergis, yıldız çiçekleri gibi tabiatta görülen hemen hemen her
çicek bolca kullanılmıştır. Zeminde lacivert veya altın yaldız yer
alırken, motiflerde beyaz, turuncu, pembe, sarı, bordo, kırmızı, mavi,
yeşil renkler ve tonları kullanılmıştır.Konturlarda, turuncu, yeşil,
bordo, koyu pembe gibi çiceklerin koyu tonları ya da siyah ve kahverengi
vardır. Zaman zaman Doğu örneklerinde olduğu gibi bol altın yaldız
görülürse de altın yaldız kullanılmadan yapılmış eşsiz değerde eserler
de vardır. Klasik dönemde kompozisyonların bitişini belirleyen "tığ"lar
da ayrı bir özellik kazanmıştır. Yüzyılın sonlarına doğru hatai
çiçeklerin, rumîlerin de tığlarda kullanıldığı zarif örnekler dikkati
çeker. Tığlar lacivert, yeşil, kırmızı ile renklendirilmiş ya da altınla
yaldızlanmıştır.
*Klasik dönem eserlerin özellikleri:
Lale Devri'ne kadar devam eden klasik dönem süsleme sanatı 1720 de III.
Ahmed zamanında Batıyla başlayan ilişkilerle değişmeye başlar. "Rokoko
Üslûbu" diye adlandırılan bu dönemin eserlerinde kullanılan buketler,
vazoda çicekler, sepette meyveler realist bir tarzda çalışılmıştır.
Bu devirdeki eserlerde ışık gölge oyunları görülür. Renklerin açıklı
koyulu kullanımı dikkati çeker. Buketler, vazoda çicekler ve sepette
meyveler dönemin en çok sevilen kompozisyonları vardır. Perspektif önem
kazanmıştır.
18. yüzyılda, 17. yüzyılın özelliği devam ettirilmiş, klasik tarzda da
çalışmalar yapılmıştır. Bu yüzyılda iki ayrı özellikte eserler meydana
getirilmiştir.
Klasik üslupta uygulanan motifler bu dönemde daha iri ve kaba olarak
çalışılmış. Zeminde lacivert yerine siyah renk daha çok kullanılmış.
Rumîler daha iri ya da uzun olarak orantısız bir görünümle çizilmiş,
Zengin renk çeşidi olmasına rağmen renkler arasında uyum pek
sağlanamamış, Zeminlerde altın yaldız bazen varak halinde yüzeye
yapıştırılmıştır.
*Batı etkisindeki eserlerin özellikleri: Vazo, saksı ve sepet
içine yerleştirilmiş çiçekler ya da kase ve sepet içine konmuş meyveler.
Kurdela ile bağlanmış çiçek buketleri. Barok motifler, çelenkler ve
akantüs yapraklar. Zengin renk çeşidi bu dönemde de uygulanmış ancak,
altın yaldız bol kullanılmıştır.
Bu sanat dalının özelliğini yitirmesinin asıl nedeni 1729'da İbrahim
Müteferrika tarafından matbaanın Osmanlı İmparatorluğu'na
getirilmesidir. 19. yüzyılda tamamen yok olmaya yüz tutan tezhip sanatı
20. yüzyılda özellikle günümüzde yavaş yavaş eski önemini kazanmaya
başlamıştır.
|













17.
YÜZYIL TIĞ ÖRNEĞİ
18.
YÜZYIL TIĞ ÖRNEĞİ 
Leyla
vü Mecnun
Mizanü'ş-Şa'raniye