TELKARİ TARİHÇESİ :
İngiliz bilim adamı James Melleart’ın bilimsel bulguları
referans alınarak geliştirilen tezlere göre, maden
sanatının ilk adresi Anadolu’dur. Çatalhöyük’te yapılan
arkeolojik kazılarda çıkan bakır ve kurşundan yapılmış
süs eşyaları bu sanatın 8000 yıldan uzun bir geçmişe
sahip olduğu tezini kuvvetlendirmektedir. Geleneksel
Türk maden sanatına ait altın, gümüş, bakır, pirinç ve
tunç objeler, Selçuklu ve Osmanlı ustaların eserleridir.

Malzeme olarak daha ziyade altın ve gümüşün kullanıldığı
kuyumculuk sanatı, Türk maden işçiliğinde ayrıcalıklı
bir yere sahiptir. Arkeolojik kazılardan elde edilen
bulgulara göre, telkâri tekniğinin M.Ö. 3000 yılından
beri Mezopotamya’da, M.Ö. 2500’den bu yana da Anadolu’da
kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Telkâri’nin asıl merkezinin 12. yüzyılda Musul olduğu,
bu sanatın Musul’dan Suriye’ye, oradan da Anadolu’ya
geçtiği ileri sürülmektedir. Telkâri yapımının 15.
yüzyıldan bu yana ise Türkler arasında da yaygın olduğu,
özellikle de Güneydoğu Anadolu’da çok geliştiği
bilinmektedir.

Antik takılar günümüzde kullanım yerlerine göre
sınıflandırılmaktadır. Boyun takıları arasında kolyeler,
boyunluklar ve pandantifler var tek öğeli boyun
takılarına kolye, boynu saran ve çok öğeli olanlara da
gerdanlık denmektedir. Boyunluklar masif yada içi boş
olarak tasarlanan değerli madenlerden yapılan ve boynu
tamamen saran takılardır. Zengin bir görüntü yaratan
pandantifler antik çağlarda altın ya da gümüşten yapılan
zincirlere takılarak kullanılmıştır. El-kol takıları
olarak bilezikler ve pazı bentler sayılabilir. İlk
örnekleri taştan yapılan bilezikler zamanla tunç, gümüş
altın ve camdan üretilmiştir.

Başlangıçta güç göstergesi sayılan yüzükler, zamanla
mühür ve süs eşyası olarak kullanılmıştır. Baş takısı
olarak taçlar iademler ve küpelerden söz edebiliriz.
Günümüz kadınlarının başlarını süsleyen taçlar, antik
çağda önce tanrılara ait bir süs eşyası olarak düşünülen
takılar zamanla halk arasında rütbe göstergesi ve süs
eşyası olarak kullanılmıştır. Önceleri Mersin ve defne
gibi ağaçların dal ve yapraklarından yapılan taçlar
zamanla altından yapılır olmuştur. Broş ve iğnelerden
oluşan giysi takıları ise genellikle altından yapılmış
ve her dönemde ilgi uyandırmış süs eşyalarındandır.

Elbiseyi zenginleştiren broşlarda, maden ve taş birlikte
kullanılmıştır. Anadolu’da çok eskiden beri kullanılan
iğnelerin ilk örnekleri kemikten yapılmışsa da, zamanla
tunç, bakır, gümüş ve altından da yararlanılmıştır.
Şekillendirmede ise çekiçleme, kalıba dökme ve kıvırma
gibi teknikler kullanılmıştır.

Kuyumculuk sektöründeki endüstrileşmeyle yaşam alanı
daralan sanatın ustaları telkari işlemeciliğini bugüne
kadar taşımayı başarmıştır. Mardin Midyat, Anara
Beypazarı ve Trabzon telkari sanatının yaşatıldığı
merkezlerden sayılmaktadır.
TELKARİ
NEDİR:
Telkari ve altın gümüş işlemeciliği, ince telden takı
süslemeciliğine verilen addır. Telkari’ nin sözcük
anlamı tel ile yapılan sanattır. İnce telden yapılan
takı süslemeciliğidir Telkari’ye aynı zamanda ‘vav işi’
de denilmektedir.

Bu isim, Osmanlıca vav harfinin, uygulamada motif olarak
sıkça kullanılmasından dolayı verilmiştir. Fakat bu
tanım, tel ile yapılan her sanatsal çalışmanın telkari
olduğu anlamını doğurmaz. Örnek olarak, ‘Trabzon işi’
hasır örgü bileziğe tel ile yapılmasına rağmen telkari
denilmez. Yine, ağaç üzerine yollar açıp içine döverek
tel gömme işinin de telkari olduğu sanılmaktadır; oysa
bunun adı ‘tenzil’ sanatıdır.Telkari sanatının bir diğer
anılma biçimide çift işi’dir. Bu ismin kaynağı ise, işin
yapımı sırasında parçaların teker teker biraraya
getirilmesinde kullanılan, cımbıza benzer ancak ucu daha
ince olan ve ‘çift’ olarak isimlendirilen alettir. ‘Vav’
ve ‘çift işi’ isimleri genellikle sanatkarlar, arasında
kullanılır.

Gümüş takı çeşitleri; kemer, kolye, bilezik, küpe, iğne,
başlık ve tılsımdır. Telkarideki motifler tabiatın
Türk-İslam düşüncesi ile yorumlanışı ve
Türk zevkini yansıtır. Beypazarı’nın takıda sembolü
tılsımdır.
Geleneksel el sanatları içerisinde özel bir yere sahip
olan telkari Türk kültüründeki süsleme anlayışının
güzellik estetik ve zarafetinin bir simgesidir. Telkari
ince tellerden şekil verilerek oluşturulan uçsuz
bucaksız dünyanın sınırsız takı seçenekleri ile
ölümsüzleştiği bir abide gibidir.

Gümüşün iğne oyası yada danteli diyebiliriz telkariye,
deyim yerindeyse saç teli inceliğindeki altın ve gümüş
tellerle yapılan el dokumasıdır. Ustaların ellerinde
şekilden şekile giren takılar, insanı adeta 1001 gece
masalarına alıp götürür. Telkari tekniğinin işlendiği
ürünlerde göze çarpan sanat inceliği, bir gelin teli
gibi süzülen motiflerle bezeli takılar, aksesuarlar ve
dekoratif ev ürünleri sahiplerinin yaşamına incelikleri
ve değerleriyle renk katmaktadır. Kimi zaman mutlu bir
anın özel bir günün en değerli hediyesi kimi zaman
anneden, anneanneden yada sevilen bir başka aile
büyüğünden bir dosttan hiç yok olmadan nesiller boyu
iletilen hatıra bir tarih nakışıdır…
Telkari sanatını icra eden çift tutmaktan nasırlaşmış
parmakları ile tellere şekil veren ustalar, bazen
Osmanlı motiflerinden esinlenerek tarihimizi bazen
tasarımlar yaparak günümüzde modern takılara farklı
boyutlarını yansıtmaktadır.

Tarih boyunca hattatlar, nakkaşlar mimarlar var olan
güzellikleri gözler önüne serme çabası ile sanat
alemlerinde birer ışık olmuşlardır. Bütün Osmanlı
sanatlarında olduğu gibi telkari de zorlu, emek isteyen,
usta çırak usulü ile öğrenilen bir sanattır.

KULLANILAN
MALZEMELER:
Çift
Düz Pense
Karga Burun
Maşa
Makas
Antep makası
Silindir
Pres
Heşkek takımı ve zımbaları
Matkap
Şalimo kaynak takımı
Mikron
Testere kolu
Kerpeten
Kumpas
Malafa çeşitleri
Mengene
Mıknatıs
Fırça çeşitleri
Pota
Daga
Tartı
Tokak çeşitleri
Tel çekme pensi
Tezgan mengenesi
Gönye
Cetvel
Nitrik asit
Boraks
Yüzük ölçüleri
Çekiç
Şide
Hortum
Elek
Örs
Yüzük malafası
Ayar
Çekme makinesı
Tırtır
Gırgır
Bakır kap
Sıvı boraks
Eritme ocağı
Derece
Halka marafası

KULLANILDIĞI
ALANLAR:
Telkari, çakmak kılıfları, sigara ve mücevher kutuları,
şamdanlar, tepsiler, şekerlikler, vazolar, ağızlıklar,
nargile uçları, çiçekler, sürahi eşya kılıfları,
abajurlar, çeşitli tabakalar, düğmeler, kol düğmeleri
küpeler tepelikler kolyeler, broşlar, bilezikler,
kemerler, yüzükler, silah kabzaları, bıçak sağları,
şemsiye sapları, zarf açacakları, yazı takımları, kaşık
sapları, tespihler, nalınlar, baston sapları, şamdanlar,
kül tablaları vb. eşyalar süslenir. Trabzon’da,
Beypazarı’nda, Mardin’de de telkari tekniği kullanılır.
Başta: Taç, tepelik, alınlık, saçlık, başlık,
Kulakta: Küpe ve sırğa
Burunda: Hızma
Boyunda: Kolye, zincir, akarsu, boyunbağı, gerdanlık
Göğüste: İğne, broş, döşlük, fişeklik, saat, köstek,
ağızlık, barutluk, tesbih, belbağı
Ayakta: Halhal (zilli bileklik)
Kolda: Kolçak, pazubend, bileklik, bilezik, künye
Omuzda: Nazarlık, Muska, Hamayıl, Göz boncuğu

TELKARİ
TÜRLERİ:
Hasır Telkari
“Örgü işi” veya “ Trabzon işi” olarak da bilinen bu
teknikte, ürün tellerin örülmesi ile ortaya
çıkarılmaktadır. Daha çok Trabzon yöresinde uygulanan bu
teknikte altın ve gümüş teller sekiz santimetreye kadar
ende örülerek şeritler haline getirilmektedir. Daha
sonra silindirler arasından geçirilen bu örgüler
ezilerek tam bir örgü şerit haline getirilir. Bu
şeritler uygun uzunlukta kesilerek bilezik ve kolye
yapılır.
Kakma Telkari
Bu teknikte bir taş, maden veya ağaç yüzey üzerine
kazınan şekil ya da oyukların içine tel yerleştirilir.
Tel kakma yapılacak yüzey üzerine çizilen şekil, kazıma
veya asitle oyma tekniği ile yüzey üzerinde
çukurlaştırılır. Bu çukura yerleştirilen çoğunlukla
köşeli tel çekiçle vurularak sıkıştırılır ve şekil
içerisine gömülür. Yüzeyden taşan kısımlar alınır,
eğelenir, perdahlanıp parlatılır. Bu teknikle silah
kabzaları, bıçak sapları, şemsiye sapları, zarf
açacakları, yazı takımları, kaşık sapları, tespihler,
nalınlar, ağızlıklar, baston sapları, şamdanlar, vb.
eşya süslenir.
Kafes Telkari
Bu teknikte tellere şekil verildikten sonra kaynakla
birleştirilerek bir ana iskelet oluşturulur. Bu
iskeletin içi daha ince tellerle doldurulduktan sonra
yine kaynak yapılır ve gerekirse ürün minik kürelerle ve
toplarla süslenir.Bu teknikle kül tablaları, çakmak
kılıfları, sigara ve mücevher kutuları, şamdanlar,
tepsiler, şekerlikler, vazolar, ağızlıklar, nargile
uçları, çiçekler, sigara tabakaları, fincan, bardak,
sürahi vb. eşya kılıfları, abajurlar, çeşitli tabaklar,
düğmeler, kol düğmeleri, küpeler, tepelikler, kolyeler,
broşlar, bilezikler, kemerler ve yüzükler üretilir.
Beypazarı’nda telkâride bu teknik kullanılır.
TELKARİ
YAPILIŞI:
Bir çok geleneksel sanatımızda olduğu gibi telkaride de
sanatkarlar işinde kullanacağı her türlü malzemeyi
kendisi yapmak zorundadır. Yani usta telkaride
kullanacağı telleri kendi atölyesinde hammaddeden elde
etmektedir. Öyle ise bizde bu sanat dalını kullanılacak
telin yapımı ile başlayabiliriz.
Tel Çekme; külçe halindeki gümüş veya hurda gümüşler
potada eritilerek ince çubuklar halinde dökülür.Daha
sonra bu çubuklar silindirlerden ve haddelerden
geçirilerek istenilen inceliğe getirilir.Günümüzde tel
çekme , telleri istediğimiz kalınlıklarda hazırlama
işlemini çok daha kısa sürede ve kolayca yapabilmemizi
sağlayan silindir adı verilen elektrik gücüyle yada
mekanik enerjiyle çalışan makineler kullanılmaktadır.
Model Hazırlama; yapılacak ürün önce ana hatlarıyla 1 /
1 ölçekte bir kağıt üzerine çizilir. Ürünün ana
iskeletini oluşturacak parça esas alınarak hangi
kısımlarında kaç mikron kalınlığında tel kullanılacağı,
iç kısmının ne şekilde, hangi desenlerle doldurulacağı
belirlenir ve taslak üzerine yazılır.
Tavlama; haddelerden çekilen ve bükülen gümüş süratle
sertleşir ve işlemede büyük kolaylık sağlayan
yumuşaklığını kaybeder. Bu tellerin yumuşaklıklarını
tekrar kazanmaları için asbest bir tabaka üzerinde
ısıtılarak tavlanmaları gerekir. Tellerin çekilmeleri ve
ürüne işlenmeleri sırasında tavlama işlemi sık sık
yapılır.
Kesim; herhangi bir ürün yapılacağı zaman gerekli bütün
teller taslak üzerinde belirlenen kalınlık ve
uzunluklara göre kesilerek hazırlanır.
Şekil Verme; ürünü oluşturan ana iskeletin kesilmiş ve
yassılaştırılmış parçaları çizilmiş olan taslak üzerine
konularak şekillendirilir ve belirli yerlerinden
kaynakla birleştirilir. Sonra ince teller
yerleştirilerek iskelet tamamlanır. İskeletin
içerisindeki boşluklar işin tekniğine göre daha ince
tellerle doldurulur ve sıkıştırılır , gerekli yerlerden
kaynakla birleştirilir. Bu şekilde içleri doldurularak
hazırlanmış parçaların her birine bükülerek yada
çukurlaştırılarak son şekil verilir ve parçalar ara
bağlantılarla birleştirilerek bir araya getirilir.
Ayrıntıların Yapımı; telkâride bir ürünü oluştururken
ana parçaların dışında bu ana parçaları birleştirmede ve
süslemede çeşitli parçacıklar kullanılır. Örneğin
“geverse” adı verilen minik küreler yapılırken matkap
yardımı ile bir çivi üzerine sarılan ince teller makasla
kesilir ve küçük halkalar elde edilir. Bu halkalar bir
kömür parçası üzerinde ısıtılıp eritilerek minik toplar
haline getirildikten sonra iki ağaç blok arasında
sıkıştırılıp döndürülerek yuvarlaklaştırılır. Böylece
1-2mm çapında içi dolu kürecikler elde edilir. Daha
büyük küre ve topları yaparken gümüş plaka önce presle
değişik çaplarda daireler halinde kesilir.
Birleştirme ve Kaynak; telkâri tekniği ile yapılan her
ürünün tamamı telden yapılır. Bunun için bir ürün
binlerce parçadan bükülerek ve birleştirilerek
oluşturulur. Bu yüzden bu teknikte kaynak önemli bir yer
tutar. Kaynak materyali olarak gümüş – pirinç karışımı
bir alaşım kullanılır. Mili metrik tellerin kaynak
yapılması çok güçtür. Çünkü ısı biraz fazla kaçırılırsa
telin kendisi erir. Dolayısıyla bu çalışma büyük
titizlik ve sabır ister. Bunun için önce, ayarı belli
bir ölçüde düşürülen gümüş, eğelenerek küçük tanecikler
halinde bir güderi parçası içine toplanır. Eğelenmiş
gümüş bir kaba konur ve içerisine toz boraks katılır.
Suya daldırıldıktan soma amyant üzerine yerleştirilen
ana iskeletin her bir parçası bu gümüş-boraks karışımı
ile kaynak yapılarak birleştirilir. Bazı kaynaklar, ana
iskeletin kurulmasında tellerin ‘lehim’le
birleştirildiğinden s,özetmektedirler. Bu bütünüyle
yanlıştır. Çünkü bir gümüş işine lehim değdi mi, o iş
hurdaya atılır. Lehim gümüşü çürütür.
Ağartma; bütün parçaları birleştirilmiş bir ürün son
şeklini aldığı zaman ısıtma, kaynak ve diğer işlemler
nedeniyle kirlenmiş, kararmış ve oksitlenmiş durumdadır.
Ürünün doğal parlak rengini alabilmesi için ağartma
işlemi uygulanmaktadır. Bu uygulamada bütün ürünler bir
bakır kap içine konulur ve üzerlerine nitrik asitli su
ilave edilir. Ürünler doğal renklerini alıncaya kadar
birkaç dakika süreyle kaynatılır. Daha sonra bol su ile
durulanır ve kurutulur.
Son İşlemler; ağartılan ürünler deterjanlı (eskiden
deterjan yerine çöven kullanılırdı) su ile tekrar
yıkanır ve ince telli bir fırça ile iyice fırçalanır.
Yüzeydeki fazlalıklar ve kaynak artıkları temizlenir;
ürünlerin yüzeyi düz bir çelik parçası ile parlatılır
Mardin’de
Telkari
Özellikle Mardin ve Midyat ilçesinde telkari sanatı
oldukça gelişmiştir. Hatta Mardin ve Midyat ilçesi,
telkarinin doğup büyüdüğü yer olarak hafızalarda yerini
çoktan kazımış durumda. Sayıları bugün bir elin
parmakları kadar azalan ustalar, sanatı yaşatmak ve
geleceğe taşımak için çalışmalarını sürdürüyor. Her el
sanatı gibi gün geçtikçe kan kaybeden Telkari Sanatı’na
Mardin Valiliği destek vermektedir. Sanatın
sürekliliğinin sağlanması için ilde genç ustalar
tarafından işlenen telkariler, Avrupa’daki moda evlerine
kadar götürülecektir. Böylece geleneksel el sanatı,
broşür dağıtımından uluslararası fuarlara kadar birçok
hizmetten faydalanmış olacaktır. Bugün el kalemi ile
parlatma işlemi Mardinli ustaların bir geleneği olarak
devam etmektedir.
Bir telkari ustası olan Mardinli Suphi Hindiyerli,
yüreklerden akıp gelen bu sanatın yaşatılması için çaba
gösterenlerden biri olarak uzun yıllar mesleğini
İstanbul’da yaptıktan sonra fabrikalaşma süreciyle
birlikte telkarinin artık İstanbul’da yapılamayacağını
inanarak, Mardin’e dönmüş. Suphi usta, Telkari’yi
tarihin derinliklerinden gelen ve mitolojik güzelliği
yüreklere nakşeden estetik bir bütünlük olarak
tanımlıyor. Telkari ustası Suphi usta, “Telkari, hayal
güzelliğinin el dokusuyla sanata dönüşmesidir.
İnsanların göz zevkini doruklara çıkaran kuyumculuğun
mahir elleri ile tel halinde gümüşü diriltir, altını
şahlandırarak mütevazi tahta çekiçle ayak körükleri ve
sevda yakısını sunan alevle telkariyi oluşturur” diyor.
Suphi usta, el sanatlarının tabi özellikle telkarinin
Türkiye için bir sembol haline getirilmesi ve yaşaması
için bu konuda eğitim veren kursların çok önemli
olduğunu düşünüyor.
Beypazarı’nda Telkari
Telkari sanatı, Beypazarı’ na Ahilik yoluyla
kazandırılmıştır. Beypazarlılar bu sanatı kabul etmişler
ve zaman içinde geliştirmişlerdir. Daha çok süs eşyaları
ve takılar yapılmaktadır. Kemer, kolye, bilezik, küpe,
iğne, başlık ve tılsım başlıca takı çeşitleridir.
Telkarideki motifler tabiatın Türk-İslam düşüncesi ile
yorumlanışı ve Türk zevkini yansıtır. Beypazarı ilçesi,
telkâri sanatı, giyimi kuşamı, yemekleri, evleri ve el
sanatları açısından incelenmeye ve araştırılmaya değer
özellikler gösterir. İlçede gümüş işleri yapımının
tarihi çok eskilere dayanır. Eski ustalar döküm gümüş ve
altın işleri yaparken son 40 -50 yıldan bu yana telkâri
ile uğraşmaya başlamışlardır. Bu eski ustaların
yetiştirdiği ve onların bıraktığı yerden başlayan yeni
ustalar ise 20. yy’ın son çeyreğinde telkâriyi
Beypazarı’nda geliştirerek adını yurtdışına kadar
duyurmuşlardır. Beypazarı’nda üretim geleneksel
tekniğinden sapmadan küçük işletmelerde yapılmaktadır.
İlçede 40 kadar işyerinde 30’a yakın usta ve kalfa ile
400’e yakın çırak ve işçi telkâri alanında
çalışmaktadır.
Trabzon’da
Telkari
Havasıyla insanı doyuran, yağmurlarıyla insanı coşturan,
uçsuz bucaksız yeşilliği ile doğal tedavi merkezi olan
Trabzon el sanatları ile de adından sıkça söz
ettirmektedir. Telkarinin Trabzon’a yerleşmesi ve
yaygınlaşmasında Dağıstanlı ustaların etkisi oldu
ustalarca dile getirilmektedir.
Günümüzde kazaklık, hasır ve telkari işlemeciliği ile
hem yurt içinde hem de yurt dışından talep olup bu
taleplere karşılık verebilmektedir. Trabzon’da yapılan
likör, kahve takımı, çay tepsisi, takunya, hasır,
kazaklık genç kızların çeyizini süslediği gibi
düğünlerinin de vaz geçilmez takıları arasında yer alır.
Bir başkadır gümüş tepsiden kahve içmek bir başkadır
doğasıyla bütünleşmek…
Doğu Karadeniz bölgesi jeolojik açıdan Anadolu’nun en
zengin bakır yataklarına sahiptir. Bölgedeki bakır
yataklarından elde edilen bakır hammaddesi Trabzon
atölyelerinde Tranzonlu ustaların maharetli ellerinde
işlenmektedir. Trabzon’da halen geleneksel olarak bakır,
braonz, pirinç gibi madenlerden telkari mutfak eşyaları
ve süs eşyalar yapılmaktadır
|