KARAGÖZ

Deve veya manda derisinden yapılan, “tasvir” adı verilen
insan, hayvan veya eşya şekillerinin çubuklara takılıp
arkadan verilen ışıkla beyaz perde üzerinde hareket
ettirme esasına dayanan gölge oyunudur. Oyun, adını
Karagöz’den almaktadır. Karagöz adı ile yaygın olarak
bilinen bu oyuna, halk arasında zaman zaman “Hacivat”
adı da verilmektedir.
Gölge oyununun kaynağı Güneydoğu Asya ülkeleri olarak
kabul edilir. Türkiye’ye gelişi hakkında ise değişik
görüşler vardır;
Georg, Jacob tarafından savunulan görüşe göre, gölge
oyununun Çin’den Moğollara geçtiği, buradan da Türklerin
Anadolu’ ya göçleri sırasında beraberlerinde getirdiği
şeklindedir.
Gölge oyununun Mısır’dan geldiğini savunan görüşe göre,
1517 yılında Mısır’ı ele geçiren Yavuz Sultan Selim, bir
gölge oyunu sanatçısının Memluk Sultanı Tumanbay’ın
asılışını canlandırdığı, gölge oyununu izlemiş bu
sanatçıları İstanbul’a getirtmiştir. Türklerin de bu
sanatçılardan gölge oyununu öğrenerek icra ettiğidir.
Karagöz’ün Türkiye’ye geliş tarihi ile Çingenelerin
geliş tarihlerinin çakışması, Karagöz’de rastlanan bazı
Çingene özellikleri nedeniyle gölge oyununun
Endonezya’nın Cava Adası ve Hindistan’dan Türkiye’ye,
Çingene oynatıcıları eliyle getirilmiş olduğuna dair bir
görüştür.
Diğer bir görüş ise, gölge oyununun Yahudiler tarafından
İspanya ve Portekiz’den getirilmiş olabileceğidir.
Karagöz ve Hacivat’ın gerçekten yaşamış kişiler olduğuna
inanılarak ortaya atılan değişik görüşler ve anlatılar
da vardır. Bu konu ile ilgili anlatıların en yaygını
şöyledir; “Karagöz ve Hacivat, Sultan Orhan zamanında
Bursa’daki Ulu Cami’nin yapılışında usta olarak
çalışmaktadırlar. Sık sık işi bırakıp espriler
yaptıkları için, işçiler bunları izlemekte, inşaatın
ilerlemesi engellenmektedir. Durumu gören Sultan
Orhan’ın Karagöz ve Hacivat’ı astırdığı, sonradan pişman
olduğu, Şeyh Küşteri adlı birinin Karagöz ve Hacivat’ın
resimlerini yapıp arkadan ışık vererek bir perdede
oynattığı” şeklindedir. Şeyh Küşteri Karagöz’ü yaratan
kişi olarak anılmaktadır. Karagözcüler, Şeyh Küşteri’yi
pîr’leri olarak kabul ettikleri için, Karagöz perdesine
“Küşteri Meydanı” adını vermişlerdir.
Kendi mizah anlayışımıza, estetik değerlerimize göre
biçimlendirilen ve geliştirilen gölge oyunu Karagöz,
XVI. yüzyılda Hayal-i Zıl veya Zıll-i Hayal olarak
adlandırılmaktayken, XVII. yüzyılda kesin biçimini almış
ve Karagöz adıyla anılmaya başlamıştır. Şeyh Küşteri
Karagöz’ü yaratan kişi olarak bilinmektedir. Karagöz
XVIII. yüzyıldan itibaren halkın en sevilen eğlence
türlerinden biri olmuştur.
Karagöz oyununun saraylarda ve konaklardaki
eğlencelerde, kahvehanelerde, bahçelerde ve özel
ortamlarda oynatıldığı bilinmektedir. Karagöz
gösterileri, toplumun her kesiminde takdir toplamış
beğeniyle izlenmiştir. Bu durum 19. yüzyılın ortalarına
kadar sürmüştür. Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıfladığı
gerileme döneminde Karagöz sanatçılarının yöneticilerle
ilgili eleştirilerinin artması, yöneticileri rahatsız
etmiş, siyasal taşlamalara yasak getirilmiştir. Hem
siyasal yasaklamalar hem de Batı tiyatrosunun 19.
yüzyılda Türkiye’ye girmesi sosyal ve ekonomik
değişiklikler Karagöz gösterilerine ilgiyi azaltmıştır.
19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başı savaşlarla geçen
bir dönem olduğundan Karagöz sanatçıları gösteri yapma
olanağı bulamamış, birçoğu sanatı bırakmıştır.
Cumhuriyet döneminde, 1932 yılında Halk Evlerinin
açılmasıyla Karagöz sanatçıları sanatlarını yeniden icra
etme olanağını bulmuşlardır. 1952 yılında Halk Evlerinin
kapatılmasıyla Karagöz sanatçıları tekrar sıkıntılı bir
döneme girmişlerdir. Daha sonraki Karagöz, çalışmaları,
meraklıları tarafından bireysel çabalarla
sürdürülmüştür. 1970 yılından sonra kurulan Kültür
Bakanlığı’nın destekleme çalışmaları, bu sanatın
canlandırılması ve yaşatılmasında etkili olmuştur.

Karagöz tek sanatçının yeteneğine bağlı olarak
oynatılır. Perdedeki tasvirlerin hareket ettirilmesi,
değişik tiplerin seslendirilmesi, şive taklitleri bir
tek sanatçı tarafından yapılmaktadır. Sanatçının yanında
kendisine yardım eden bir veya daha fazla yardımcısı
bulunmakta, bunlara, “hayali” veya “hayalbaz”, bu
çırakların yardımcılarına “sandıkkâr”, oyun takımı ile
görevli kişiye de “sandıkkâr” denilmektedir. Oyunlarda
şarkıları, türküleri okuyanlara “yardak”, tef çalan
yardımcıya da “dayrezen” adı verilmektedir. Günümüzde
Karagözcülere yardım edenlerin tamamına “yardak”
denilmektedir. Karagöz sanatçıları usta çırak
ilişkisiyle yetişmektedirler.
Karagöz’de konular, komik öğeler öne çıkarılarak
işlenmekte; çifte anlamlar, abartmalar, söz oyunları,
ağız taklitleri belli başlı güldürü öğesi olarak yer
almaktadır. Karagöz oyunları, metinli oyunlar grubunda
yer almakla beraber, oynatan sanatçının yeteneğine, icra
ortamına göre, doğaçlama olarak değişikliklere uğrar.
Karagöz oyunlarında, geleneğe bağlı olarak, değişiklik
yapılmadan oynatılan oyunlara “kar-i kadim” oyunlar,
değişikliklere uğrayan oyunlar ile yeni oluşturulanlara
ise “nev- icat” oyunlar denilmektedir.
Karagöz oyunu dört bölümden oluşmaktadır.
Hacivat’ın semai söyleyerek perdeye geldiği, perde
gazelini okuduktan sonra Karagöz’ü çağırdığı ve
Karagöz’le Hacivat’ın kavga ettikleri giriş bölümüne
“mukaddime” (başlangıç) denir. Bu bölümde Hacivat’ın
söylediği perde gazelinde, oyunun bir öğrenme aracı ve
gerçeklerin göstergesi olduğu belirtilerek felsefi,
tasavvufi anlamı vurgulanır.
Bu bölümde Karagöz ve Hacivat’ın kişilik özellikleri ve
karşıtlıkları vurgulanır. Muhavereler oyunla ilgili
olabildiği gibi, ilgisiz de olabilir. Bu bölümde, oyunun
başkişileri olan Karagöz ve Hacivat arasında geçen salt
söze dayanan olaylar dizisinden sıyrılmış,
somutlaştırılmış ikili konuşma yer alır. Buna “muhavere”
(söyleşi, diyalog) denilir. Muhavere, tekerleme
biçiminde de olabilir. Bu bölümde Karagöz ve Hacivat’ın
kişilik özellikleri ve karşıtlıkları vurgulanır.
Muhavereler oyunla ilgili olabildiği gibi, ilgisiz de
olabilir.
Asıl hikâyenin anlatıldığı, diğer tiplerin perdeye
geldiği bu bölüme “fasıl” (oyun) adı verilir. Oyun,
buradaki konuya göre isim alır. Fasıl’ın sonunda
oyuncular perdeden ayrılır Hacivat ve Karagöz kalır.
Oyunun sonunun haber verildiği, Karagöz ile Hacivat’ın
oyundaki espriler ve yanlış anlamalardan dolayı
seyirciden özür dilediği, bir sonraki oyunun duyurusunun
yapıldığı bölüme “bitiş” (Final-Epilog) adı verilir.
Karagöz’ün Tekniği: Karagöz’ün oynatıldığı beyaz perdeye
“ayna” adı verilir. Perdeler önceleri 2×2,5 m iken
sonraları 110×80 cm ebadında yapılmaya başlanmıştır. İç
tarafta perdenin altına kurulmuş “Peş Tahtası”(destgah)
vardır. Oyunda bunun dışında zil, tef, kamış, nareke
(düdük), perdeyi aydınlatacak kandil veya ampul vardır.
Bunlar peş tahtasının üzerinde bulunur. Oyunda
kullanılan tasvirler genellikle 32 – 40 cm büyüklüğünde
olur. Tasvirler 50 cm. boyunda, 1 cm. çapında gürgen
ağacından yapılmış çubuklarla oynatılır. Türk Karagöz’ü
yatay çubuklarla oynatıldığından, görüntüler tek yönlü
hareket ederler, geri dönemezler. Bunu yenmek için kimi
görüntülerde “fırdöndü” denilen teknik kullanılır. Çin
gölge oyununda olduğu gibi, görüntülerin sırtına deriden
ufak bir yuva yapılır. Bir menteşe yardımı ile
görüntünün sağa sola dönmesi sağlanır
Karagöz oyunlarında yer alan tiplerin tamamı tasvirler
yoluyla canlandırılır. Tasvirler, cam deri tekniği ile
tabaklanan, şeffaflaştırılmış deve, düve, manda, at,
eşek ve keçi derisinden yapılmakta, doğal boya ile
renklendirilmektedir.
Oyunda Karagöz ve Hacivat dışında yer alan diğer tipler,
Tuzsuz, Çelebi, Matiz, Tiryaki, Beberuhi, Arnavut,
Yahudi, Rum, Acem, Kürt, Laz, Kastamonulu, Kayserili,
Rumelili, Efe, Zeybek, Zenneler vb.
Hazırlayan: Nilüfer Zeynep ÖZÇÖREKÇİ GÖL
Karagöz Oyun Tiplemeleri
1. Eksen kişiler: Karagöz, Hacivat.
2. Kadınlar: Bütün zenneler.
3. İstanbul ağzı konuşanlar: Çelebi, Tiryaki, Beberuhi.
4. Anadolu’dan gelen tipler: Laz, Kastamonulu, Rumelili,
Egeli, Kayserili, Eğinli, Vanlı, Harputlu, Kürt.
5. Anadolu dışından gelenler: Muhacir, Arnavut, Arap,
Akarap, Acem, Çerkez.
6. Zımmi – Müslüman olmayan kişiler: Rum, Frenk, Ermeni,
Yahudi.
7. Kusurlu ve ruhsal hastalar: Kekeme, Kambur, Hımhım,
Kötürüm, Deli, Esrarkeş, Sağır, Aptal yada Denyo.
8. Kabadayılar ve sarhoşlar: Tuzsuz Deli Bekir, Efe,
Arap Efe, Zeybek, Matiz, Sarhoş, Külhanbeyi, Kopuk.
9. Eğlendirici kişiler: Çengi, Köçek, Kantocu, Hokkabaz,
Canbaz, Curcunabaz, Hayali, Çalgıcı.
10. Olağanüstü kişiler, yaratıklar: Büyücü, Cazular,
Cinler, Şeytan, Zebani.
11. Geçici ikincil kişiler ve çocuklar.
Karagöz oyununda trajik-komik sahnelerin büyük bir
çoğunluğu çeşitli karakterlerin varlığı ile gerçekleşir.
Bu karakterler mahallenin insanlarıdır. Oyunda sıra ile
perdeye gelirler. Karakterlerin bir bölümü Anadolu’nun
çeşitli yörelerinden İstanbul’a para kazanmak için gelen
ve belli bir işi olan kişilerdir. Genellikle yöresel
giysiler içinde kendi lehçeleri ile konuştukları için,
onların bu farklılıkları “komik unsuru” yaratır.
A. Eksen kişiler :
Karagöz: Oyuna adını veren esas tiptir. Tahsil görmemiş
bir halk adamıdır, sokak dili ile konuşur. Hacıvat’la
birlikte oyunun iki temel kişisinden biridir. Cahil
cesareti diyebileceğimiz bir cesarete ve gözüpekliğe
sahiptir. Bu yüzden tekin olmayan kişilerle başı sık sık
derde girer. Sürekli Hacıvat’ın yardımını görür.
Okumamış ama zeki ve hazırcevaptır. Öğrenim görmüş
kimselerin yabancı sözcük ve dil kuralları ile alay
eder. Devamlı olarak anladıklarını anlamaz görünür,
kelimelere ters anlamlar yükler. Böylece toplum içindeki
iki ayrı zümrenin dillerinin çatışması ortaya serilir.
Hacıvat’la söylediklerini yanlış anlıyormuş gibi
eğlenir. Sözlerine farklı ifadeler yükler. Genelde
işsizdir, boş gezer. Hacıvat’ın bulduğu işlerde çalışır.
Yerinde duramayan, herşeye burnunu sokan meraklı bir
tiptir. Bunun sonucu başı dertten kurtulmaz. Herşeye
burnunu sokan Karagöz sokağa inmediği zaman pencereden
kafasını uzatır veya evin içinden seslenerek işe
karışır. Özü sözü bir, düşüncesini söylemekten
çekinmeyen patavatsız bir kişi olduğu için kendini hep
zor durumların içinde bulur. Yine de işin içinden
sıyrılmasını bilir. Değişik oyunlarda değişik kıyafetler
içinde görülebilir. Kadın Karagöz, Gelin Karagöz, Eşek
Karagöz, Çarpılmış Karagöz, Çıplak Karagöz, Süpürgeli
Karagöz, Bekçi Karagöz, Çingene Karagöz, Sandalcı
Karagöz, Tulumlu Karagöz, Davullu Karagöz gibi çeşitleri
vardır. Oyun içinde rol gereği kıyafet değiştirse de,
oyun sonuna daima kırmızının hâkim olduğu bilindik
görüntüsü ile çıkar.
Davulcu Tulumlu Defli Süpürgeli Gelin Oyuncu
Sepet Katip Bozacı Pehlivan satıcı Canavar
Hacivat: Hacı İvaz, Hacı Ayvaz veya Bursalı Hacı Ivaz
adları ile de anılır. Medrese eğitimi görmüş, Arapça ve
Farsça kelimelerle, tamlamalarla konuşan, her konuda
bilgi sahibi olan biridir. Karagöz’le sürekli bir
didişme içindedir. Ders verir tavrı, bilgiçliğe döner.
Bazen bu çok bilmiş tavırları başlarını derde sokar.
Yine de çeşitli badireler onun sayesinde atlatılır.
Kıyafetine yeşil renk hâkimdir. Karagöz gibi değişik
tasvirleri vardır. Kadın Hacıvat, Keçi Hacıvat, Çıplak
Hacıvat, Kâhya Hacıvat, Sandalcı Hacıvat. Aynı şekilde
oyun içinde kıyafeti değisse bile oyun sonunda klasik
yeşilin hakim olduğu kıyafeti ile görünür.
B. Zenneler :
Çerkez halayık: Karagöz oyununda dedikoducu kadın
tiplerinden biridir.
Çingene: Karagöz ve Ortaoyunu’nda kötü kılıklı, esmer
çingene kadın tipi. Genelde falcılık yapar, çiçek satar,
kimi zamanda çalgıcılık yapar.
Karagözün Karısı: Karagöz Hacıvat’la konuşurken daima
içerden seslenen karısı genelde görünmez. Oyun başında
Hacıvat’ın tegannisiyle, Karagöz’ün bağırması sonucu
uyanan çocuğunu uyutmaya çalışır.
Susamcı: Karagöz oyununda bir tiptir. Eski devirlerde
hamamlarda susam helvası satan bir zenci kadındır.
Karagöz oyunlarında kadınlar fettan, kocalarına dayak
atabilen haklarını savunabilen tipler olarak karşımıza
çıkarlar. Çeşitli oyunlarda Arap Bacı, Natır, Susamcı,
ve genç kız olarak görülürler. Oynadıkları oyunlara göre
Nigâr, Salkım İnci, Dimyat pirinci vb. isimler alırlar.
C. İstanbul ağzı konuşanlar :
Çelebi: Karagöz ve Ortaoyunu’nda genç erkeği oynayan,
İstanbul ağzıyla konuşan bir tiptir. Eskiden okumuş,
tahsil görmüş eğitimli kişiler için kullanılan Çelebi
tâbiri, bey ve efendi kelimelerinin yerini tutardı.
Eğlenceyi sever, sürekli âşıktır. Kibar ve mirasyedidir.
Güzel konuşmayı ve gezmeyi sever. Kadınlara düşkünlüğü
ile bilinir. Kıyafeti yıllar içinde zennelerle birlikte
en çok değişiklik gösteren tiptir. Modayı yakından takip
eder. Osmanlı yaşantısındaki toplumsal değişimleri en
bariz gösteren Karagöz tipidir. Toplumsal değişimleri
Çelebi kıyafetleri üzerinde görmek mümkündür. İlk
zamanlar sarıklı, kaftanlı çelebilerden Tanzimat sonrası
fesli, setreli, redingotlu, İstanbulinli çelebilere bir
değişim gözlenir. Otel, han, hamam satın alıp bunların
işletmeciliğini Hacıvat’a verir.
Tiryaki: Mahallenin en yaşlı efendisidir. Yarı uykulu
hali ile kahvede oturur, mahallenin alay konusudur.
Uyuşturucu kullandığı için davranışlarını kontrol
edemez, sürekli uyku halindedir. Konuşması Hacivatı
andırır. Sabırsız ve sinirli bir kişiliğe sahiptir.
Bazen de çocuk gibi davranır.
Beberuhi: Karagöz oyununda kötü huylu cüce tipi. Saray
soytarıları gibi vücudu gelişmemiş, aklı kıttır. Çabuk
ve duraksamadan konuşur. Başkalarını, özellikle
Karagöz’ü kızdırmaktan hoşlanır. Yılışık, sulu, alaycı,
herkesle dalga geçen densiz bir tiptir. Oradan oraya laf
taşıyarak herkesi birbirine düşürür. Etrafa kulak asmaz,
devamlı olarak söz söyler, boyu kadar uzun bir külahı ve
kimi kez de külahın ucunda feneri vardır. Karagöz
argosunda “Pişbop” denildiği gibi “Altı karış Beberuhi”
de denir.
D. Anadolu’dan gelen tipler :
Baba Himmet: Karagöz oyununda omuzunda baltasıyla gezen
Kastamonu’lu bir tiptir. Genelde odunculuk yapar. Çok
iri yarı, kolayca aldatılabilen, saf bir kişidir.
Yumuşak huylu ve iyi yüreklidir. Ancak kızdığında gözü
kimseyi görmez. Diğer tasvirlere göre uzun ve büyük
yapılır. Perdenin en uzun tipidir ancak dev gibi
cüssesine rağmen yumuşak ve uysal bir tiptir. Karagöz
onunla konuşmak için Himmet’in üzerine merdiven dayayıp
çıkar. Anadolu Manav ağzıyla konuşur. Manav yerleşik
Türklere verilen isimdir. Bir diğer adı Türk’tür.
Konuşması kabadır bu da oyunda komik unsur olarak
kullanılır.
Bolulu: Karagöz ile Ortaoyunu’nda sık görülen bir oyun
tipidir. Yöresel Bolu ağzı konuşmasına rağmen İstanbullu
davranış biçimleri gösterir, genellikle aşçıdır.
Efe: Karagöz oyunu tiplerinden biridir. Batı Anadoludaki
zeybeklere, köy yiğitlerine denir. Zeybek oynaması en
büyük özelliğidir.
Harputlu: Karagöz oyunu tiplerindendir. Çoğunlukla
mahalle bekçisidir. Sözlerine birtakım Kürtçe sözcükler
karıştırır. Bön ama kibirlidir.
Kayserili: Karagöz oyunu tiplerindendir. Yerli ağızla
konuşur ama İstanbul törelerini benimsemiş pastırmacı
tipi.
Kürt: Karagöz tiplerindendir. Oyunlarda Bekçi olur.
Güneydoğu Anadolu’ludur.
Laz: Karagöz oyununda kayıkçılık ve kalaycılık yapan
tip. Temel, İdris gibi isimler alır. Karadeniz’in
çeşitli yörelerine ait dialektler kullanır. Çok süratli
konuşup karşısındakine söz vermez. Ağzı kalabalık,
geveze bir tiptir. Yöre insanının aceleci, hareketli
yapısını yansıtır. Çabuk sinirlenir, çabuk yatışır.
Yerinde duramayan sustuğu zaman heykel gibi duran,
konuştuğu zaman makine gibi konuşan karşısındakini
dinlemeyen bir tiptir.
Rumelili: Karagöz oyununda ezik bir göçmen ağzıyla tane
tane konuşan Rumeli tipi, Mestan ağa. Çoğu kez pehlivan,
kimi kez de arabacı olur. Durmadan köyünden bıktığını
söyler. Pehlivanlıktan dem vurur. Ama koftur. Kendinden
zayıfına bile yenilir. Korkak değilse de yılgındır.
E. Anadolu dışındandan gelen
tipler :
Acem: Karagöz ve Ortaoyunu’nda görülen Azerbaycan’dan ya
da İran’dan gelen Azeri kökenli Türktür. Zengin bir halı
tüccarıdır, ticaretle uğraşır. Çoğu kez halı tüccarı
olması yanısıra tömbekici, antikacı ya da ara sıra
tefecidir. Eliaçık, gönlü yüce, ancak atıp tutan bir
kişidir. Abartma huyu çok belirgindir, inatçıdır, nispet
yapar. Karagöz’ün karşısında yüksekten atar. Karagöz ise
bu kişinin sözlerini kaba nüktelerle karşılar. Eğlence
düşkünü olduğu kadar kendine dalkavukluk edenden
hoşlanır. Şiire düşkündür. Farsça beyitler okumaya
bayılır. Karagöz ise Türkçe maniler okuyarak oyuna komik
unsurlar katar.
Arnavut: Karagöz ve Ortaoyunu tipidir. Dürüst, mert ama
bilgisiz ve kabadır. Çabuk kızar, ataktır, onun için
adam öldürmek çok kolaydır. Kabadayılığı vardır, ama
sıkıya gelince kaçar. İyi davranılınca uyumludur.
İmparatorluk coğrafyasında kavgacı ve silahşörlükleri
ile tanınır. Kendine has bir şivesi, Arnavut ağzı
vardır. Lâf anlatması zordur, okuma yazmayı, sayı
saymayı bilmez. Oyunlarda ciğercilik, bahçıvanlık,
bostancılık, bozacılık, koruculuk vb. işlerle uğraşır.
Çoğu zaman Bayram adını kullanır.
Arap: Karagöz oyunu tipidir. Hacı fitil veya hacı fış
fış, Hacı kandil diye anılır. Afrika’dan köle olarak
getirilmiş Zenci insanlardır. Önceleri sarayda çalışmış,
sonraları özgürlüklerini elde ederek toplum içine
karışmışlardır. Seyyahtır, şekerci ve baklavacılık
yapar. Genelde dilenci olduğu görülür.
Akarap: Karagöz oyunu tiplerinden biridir. Teni beyaz
olan Arap demektir. Mısır, Suriye, Irak gibi ülkelerin
vatandaşları için kullanılır. Fellah diye de bilinir.
Oyunlarda kahve döğücülüğü, kestane fıstık, baklava
satıcılığı, devecilik gibi uğraşları vardır.
Muhacır: Karagöz oyununda bir tiptir. Balkan göçmeni
manasına gelir. Balkanlarda yaşayanlara Rumelili ya da
anavatana göç ettiklerinde Muhacır denirdi.
F. Zımmi – Müslüman olmayan tipler
:
Ayvaz Serkis: Karagöz oyunundaki Ermeni tipi sonradan
bir Ermeni adı olan Karabet diye
adlandırılmıştır.Vekilharç-Kâhya olarak zengin
konaklarında çalışır. Vanlı bir Ermeni olan Serkis
konağın alışverişini yapar. Sadakâti ve dürüstlüğüyle
bilinir.
Barba Yorgos: Karagöz oyununda yarı Ulahça, yarı Rumca
konuşan bir Rumeli çobanıdır. Denizin adını bile
bilmeyen cahil biridir. Gemileri birer büyük kayık
sanır. Baba Himmet’e benzer. Yunan Karagözünde de
kullanılan bir tiptir.
Frenk: Karagöz tiplerindendir. Avrupalılık taslayan
doğulu bir Hristiyandır. Karagöz oyununda bu genellikle
Rum’dur. Doktor olur. Levanten tipidir.
Yahudi: Karagöz oyunu tiplerindendir. İstanbul’lu
azınlıklardan, cimri bir tiptir. Kâh eskici, kâh
bezirgândır. Ticari zekası çok gelişmiştir. Karagöze iş
gördürür, para vermez.
G. Kusurlu ve ruhsal hasta tipler
:
Hımhım: Karagöz oyunu tiplerindendir, genizden konuşur.
Kusurlu kişiler sınıfına girer. Artık oyunlarda pek
kullanılmayan bir tiptir. Kambur: Karagöz oyunu
tiplerinden biridir. Beberuhiyi andırır, sırtında
kamburu vardır.
Kekeme: Karagöz oyunu tiplerinden biridir. Kekeleyerek
konuşur. İnsanların kusurları ile alay etmek hoş
olmayacağı için artık bu tipler perdeye getirilmiyor.
H. Kabadayılar ve sarhoşlar :
Aydınlı: Karagöz oyununda kabadayı ya da efe tipi.
Kabadayılar grubuna girer. Tek başına mahallenin
düzenini sağlar. Perdedeki tiplere göre boyu uzun olan
Aydınlı, “Efe” olarak da anılır ve perdeye gelir. Bazı
oyunlarda Tuzsuz Deli Bekir’in yerini alır.
Efe: Haksızlığa uğramış kişileri koruyan, çapraşık
işleri düzene koyar suçluları tir tir titreten ve küçük
birer nasihatla salıveren bir tiptir. Olay köçek oyunu
ile tatlıya bağlanır Efe herkesi tanır.
Gazi Boşnak: Karagöz oyununda zorba bir yeniçeri ya da
levent tipi. Külhanbey: Karagöz tiplerinden biridir.
Matiz ve Tuzsuz Deli Bekir’den sonra gelir. İkinci
Abdülhamit devrinde Karagöz tipleri arasına girmiş olan
Külhanbey sarhoş değildir.
Tekbıyık: Tuzsuz Deli Bekir gibi kabadayılar
grubundandır.
Tuzsuz Deli Bekir: Mahallenin belalısıdır bazılarına
göre yiğit bir delikanlıdır. Oyunda son anlarda çıkar
onun gelmesi ile düğüm çözülür. Suçluları cezalandıran,
mahallede düzeni kuran odur. Adaleti kendi bilek gücü
ile sağlar, suçlulara moral dersi vermez çoğunlukla
onları bağışlar. Mahallede ona karşı çıkabilen tek kişi
Karagöz’dür.
I. Eğlendirici tipler :
Canbaz: Sözlük anlamında canı ile oynayan demektir. İp
üzerinde yürüyenlere ve yüksek dikili taşlara
tırmananlara bu ad verilmiştir. İp canbazlarının özel
adı Rismanbazdır.
Curcunabaz: Curcuna içinde dans eden ve gösteriler yapan
sivri külâhlı, bazan yüzleri maskeli oyuncular.
Çengi: Çeng adı verilen çalgıyla danseden kadın
danssçıdır. İsmini Çeng’den almıştır. Daha sonra sadece
işin raks yönü kalmıştır. Karagöz oyunu sonunda çengi
oynamak neredeyse yerleşmiş bir gelenektir. Çengiler
oyun sonunda perdeye gelip raks ederler.
Hokkabaz: Gözbağcılık ve elçabukluğu gösteren tip.
Kantocu: Karagöz oyununda ilgi çekmek için sonradan
eklenmiş kanto söyleyen tip.
Köçek: Karagöz oyunlarını çengi ya da köçekle bitirmek
adettendir. Yeni eklenen tiplerle Kafkas, Karadeniz
oyunları, balerinlerle bale yapılır. Oyun sonu dans ve
müzik gösterisi ile bitirilir.
Maskara: Karagöz oyununda soytarı tipi.
J. Olağanüstü kişiler,yaratıklar :
Büyücü: Karagöz oyunu tiplerinden olup eski zamanlardan
kalma büyü yapan kişidir. Bu tip genelde kadındır.
Cadı: Karagöz oyun kişisidir. Cazu adıyla da bilinir.
Doğaüstü güçleri vardır. İnsanı çeşitli kılıklara
sokabilir. Uçma yetisine sahip olan Cazular, küple ya da
bir ejderin üzerinde ellerinde yılandan kamçılarıyla,
uçarak özel efektlerle perdeye gelirler.
Canavar: Doğaüstü garip bir yaratıktır. Gölge oyunumuzda
kötülüğün simgesidir.
Cin: Karagöz oyununda doğadışı bir tasvir. Ortaçağ
Avrupa tiyatrosundaki şeytanın karşılığıdır. Göğsünde,
karnında, kasıklarında ve dizkapaklarında canavar
başları vardır. Göze görünmediğine ya da istediği zaman
göründüğüne inanılan hayal tipi. Cumhuriyet öncesi
Karagöz oyunlarında daha çok kullanılmıştır.
Cinler, Cadılar: Çifte Cazular, Ferhatla Şirin, Kanlı
Kavak gibi oyunlarda tabiat üstü varlıklara rastlanır.
Perdeye Karagöz’ü çarpmak ve cezalandırmak için
gelirler. Büyücüler küplere,ejderlere binerler ellerinde
yılandan kamçıları vardır.
K. Geçici ikincil kişiler ve
çocuklar :
Geveze: Karagöz oyunu tiplerindendir. Bu tip ağzına
geleni söylediği gibi, pot kırar, çam devirir. Çok
konuşur, münasebetsiz bir tiptir.
Muslu: Karagöz oyunu tipidir. Kanlı Kavak oyununda Âşık
Hasan’ın oğlu.
Natır: Karagöz oyununda bir tiptir. Kadınlar hamamında
çalışan hizmetlilerin başı olan kadındır. Erkekler
hamamındaki tellağın karşılığıdır.
Rasgele: Karagöz oyununda bir tiptir. Söylediği her
kelimeye “rasgele” ilave ederek konuşması en büyük
özelliğidir.
Sekban: Karagöz oyunu tiplerinden biridir. Yeniçeri
Ocağına mensup eski devir askerlerindendir.
Tatar: Karagöz oyunu tipidir. Perdeye lehçe taklidi
yapmak için çıkar.
kaynak :karagozevi.com
KARAGÖZ OYUN MALZEMELERİ
Eskiden boyutları 2 m. ile 2,5 m. olarak değişen bir
duvardan bir duvara ip ile gerdirilen Kâr-i kadim (eski
usul) perde, taşınması ve kurulması zaman almayan bir
özellik taşırdı. Basmadan yapılan ortasına aynası sabit
dikilen bu perdenin örneklerine Ressam Muazzez’in
eserlerinde rastlıyoruz.
Şimdilerde ise Nev-i icad (yeni buluş) olarak isim
verilen paravana şeklinde sahnenin yapıldığını
görüyoruz. Karagöz’ün oynatıldığı beyaz perdeye “ayna”
adı verilir. Patiskadan Ayna ismi verilen bezin ölçüleri
110 cm x 80 cm. olarak yapılıyor. Perdenin hemen
arkasına Peş tahtası veya Destgah (bir nevi raf) ismi
verilen parça eklenir. Bunun üzerine def, ışık kaynağı,
zil, nareke (kamış düdük) vs. konulur.
Elektrik ışığı olmadan çok önceleri ışık kaynağı olarak
hayal perdesinde mum ışığı veya şem’a kullanılırdı.
Şem’a çanak içerisine konulan beziryağı, zeytinyağı gibi
maddeler içerisine sarkıtılan fitilin yakılmasıyla elde
edilen ışığın adıdır. Alevin parlamaması için, yağı
soğutmak amacıyla yağ içerisine zincir daldırılırdı.
Oynatma çubukları gürgen ağacından yapılma boyları 50-60
cm. arasında değişir. Bu çubukların şekillerden
çıkmaması için uçları ısıtılır veya mum kabına batırılır
ya da hafif ıslatılırdı. Perdeler önceleri 2 x 2,5m iken
sonraları 110 x 80 cm ebadında yapılmaya başlanmıştır.
İç tarafta perdenin altında kurulmuş “peş tahtası”
vardır. Eskiden peş tahtası üstüne tasvirler, hayal
ağacı, def, şem’a, oyun metni vb. konulurdu.
Karagöz oyununda tasvirlerin yanısıra tasvir sopaları,
zil, def, nâreke (kamış düdük), perdeyi aydınlatan ışık
kaynağı kullanılır.
|