|
Hat Sanatının Osmanlı'dan Cumhuriyet'e
İntikal Eden Emsâlsiz Sanatkârı
Üstün kabiliyeti sayesinde, her
çeşit yazıyı büyük bir ustalıkla yazan hattat Halim Özyazıcı'nın (1898-1964)
bugüne kadar, tamamlanmış bir sülüs-nesih hilye yazmadığı bilnmekte idi.
Ancak, ölümünden yıllar sonra, 2000 yılı sonlarında ortaya çıkan
terekesindeki hilye artık onun bilinen yegâne hilyesi olma özelliğini
taşımaktadır.
Dr. Süleyman BERK

"Kalemi kendine esir etmiş ve yazıyı yenmiş"[1]
kudretli hattatlarımızın önemlilerinden olan Mustafa Abdülhalim Özyazıcı,
aynı zamanda Osmanlı'dan Cumhuriyet’e intikal etmiş benzersiz
sanatkârlarımızdandır. Babası Nalıncı Hacı Cemal Efendi Kırım'dan, annesi
Adviye Hanım ise Sûdan'dan hicretle İstanbul'a gelmişlerdir.[2] 20 Şaban
1315 (14 Ocak 1898) tarihinde, İstanbul'un Haseki semtinde dünyaya gelen
Halim Efendi, Esekapı( İsakapı) İlkokulundan sonra, Gülşen-i Maarif isimli
ortaokula 116 numara ile kaydolundu.[3]
Halim Efendi bu mektepte yazı hocası olan hattat Hâmid AYTAÇ (1891-1982) - o
zamanki ismiyle Mûsa Azmi Bey- ondaki kabiliyeti görerek ayrıca
ilgilendi.[4] Babası, küçük Halim'i daima yazıya teşvik etmiş ve ona yardım
etmiştir. Bu konuda "yazıya evvelâ babamın teşvîki ile başladım. Bana yazıyı
tarif eder, îtîna ile kalemimi yontar; sevdirirdi. Allah rahmet eylesin.
Allah ondan razı olsun." demiştir.[5]
Gülşen-i Maarif'ten sonra, -bir sene o zamanki adı Sanayi-i Nefîse olan-
Güzel Sanatlar Akademisi hâkk ve resim şubesine[6] devam etti. 1914 yılında
Medresetü'l-hattâtîn açılınca, buraya 39 numara ile talebe oldu.[7]
Halim Efendi, bu feyizli sanat mektebinde, devrin en muteber sanatkâr
hocaları olan Hasan Rıza Efendi (1849-1920)[8], onun ayrılması ile Hacı
Kâmil AKDİK (1861-1941)[9] ' den sülüs-nesih, Hulûsi Efendi (1868- 1940)
[10]'den ta'lîk, tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer (1873-1946) [11]'den celî
sülüs ve tuğra çekme, Ferid Bey (1858- 1930)[12]'den dîvânî ve celî dîvânî,
hattat Said Bey (1860-1938)[13]'den rik'a meşk ederek 26 Eylül 1918 (20
Zilhicce 1336) tarihinde Medresetü'l-hattâtîn'den mezun oldu.[14]
Halim Efendi'nin bügün de güzel bir gelenek olarak devam ettirilen, klâsik
manada icâzetnâmesi yoktur; fakat, Medresetü'l-hattâtîn'in yukarıda
isimlerini zikrettiğimiz üstatların imzalarının bulunduğu diploması vardır.
Mektebi bitirdikten sonra Dîvan-ı Hümâyun Kalemi (yazı işleri)'ne memur
oldu. Askerliğini, Askerî Matbaa'da hattat olarak yaptı; askerden sonra bir
süre Evkaf Matbaası ve Devlet Matbaası'nda hattat olarak görev yaptı.
1924 yılında Bâbıali Caddesi'nde yazıhane açıp serbest hattat olarak
çalışmaya başladı; 1928 harf inkılâbına kadar burada bereketli bir çalışma
içerisinde bulundu. Harf inkılâbı sonrası çalışma imkânı kalmadığından,[15]
bugün İstanbul Topkapı' da Demirciler Sitesi'nin bulunduğu sahanın bir
bölümünü satın alarak bağ haline getirdi. Yirmi dönümlük arazinin etrafını
tek başına duvarla çevirdi. Bu arazinin on dönümlük kısmının toprağını ıslah
ederek, üç bin kütüklük üzüm bağı meydana getirdi. Halim Efendi, bu bağda
otuz çeşit üzüm yetiştirmiştir.[16] Halim Efendi bu dönemde de yazıdan uzak
kalmamış, gelen ender siparişlere "sâbıkan hattat, hâlen bâğıbân" şeklinde
imza attığı görülmüştür.
Halim Efendi, gelen siparişlerden başka, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından
tamir ettirilen bazı tarihi camilerin celî yazılarını yazmıştır. Kadırga
Sokollu Camii kubbe ve yarım kubbe celîleri ve Azapkapı Sokollu Camii kubbe
ve İsm-i Celâl, İsm-i Nebî, Ciharyâr-ı güzîn, Hasaneyn yazıları bu dönemde
yazdığı önemli celî yazılarındandır. Bu dönemde yeni yaptırılan Şişli Camii
Kubbe ve kuşak yazısı ile 1950'li yıllarda yaptırılan ve Halim Efendi'nin
kubbe ve kuşak dahil tüm yazılarını yazdığı Ankara Maltepe Camii celî
yazıları, meraklılarınca görülmesi gereken önemli eserlerindendir.[17]
İsmail Hakkı Altunbezer'in 19 Temmuz 1946 tarihinde vefatı üzerine, 8
Ağustos 1946 tarihinde Güzel Sanatlar Akademisi Eski Güzel Yazılar
Öğretmenliği'ne tayin edilmiştir.[18] Bu vesileyle hezarfen hattat Necmeddin
Okyay şu tarihi düşürmüştür:
Fermân-ı "en tueddû" elhak yerini buldu
Cümle kulûb-ı yâran zevk-ı surûrla doldu
Çek bâ-i besmeleyle yaz Necmi tarihin
Hattat Hacı Halim Bey şanla muallim oldu 1366 H. [19]
Halim Efendi, buradaki hocalığı esnasında, diğer bölüm talebelerini yazı
çalışmaya davet ederdi; hatta mimarlık talebesine: -sizlerin eli çizgi
çekmeye alışkındır, gelin sizlere yazı öğreteyim" diyerek onların yazıya
ilgisini çekmek isterdi.[20] Okul dışından bir çok insana da, Akademi yahut
bağ evinde dersler vermiştir.
03 Şubat 1963 tarihinde[21] yaş haddinden emekli olduktan sonra vefatına
kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü
ile Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii Medresesi'nde yazı dersi vermiştir.[22]
20 Eylül 1964 günü bağından çıkıp Londra Asfaltı'na gelince, bir arabanın
çarpması sonucu on gün kadar İstanbul Çapa Tıp Fakültesi'nde yattıktan sonra
30 Eylül 1964 tarihinde vefat etmiştir. Cenazesi 2 Ekim 1964 günü Sünbül
Efendi Camii' de kılınan Öğle Namazı'nı müteakip kılınan Cenaze Namazı'ndan
sonra Kozlu Mezarlığı'na defnedilmiştir. Bir kadirşinaslık eseri olarak
sağlığında Koca Mustafapaşa'da doğduğu sokağa "Hattat Hali Sokağı" adı
verilmişti. Bir ara hayatta olanların isimleri kaldırıldı. Vefatından sonra
ismi alâkasız bir yere, Beşiktaş Balmumcu' da bir sokağa verildi.[23]
Necmeddin OKYAY, Halim Efendi'nin vefatına şu tarihleri düşürmüştür:[24]
Necmiyâ! Hattat Halim Bey oldu mağfûr-ı İlâh
İlm-i hattın en büyük üstâdı idi göçtü vâh ! 1384 H.
Misli nâdir bulunan üstâd-ı hat Abdül Halim
Kimseler tutmaz yerini fevti oldu pek elîm
Bir kazaya uğrayınca gark-ı hüzn etti bizi:
Seyyiâtı var ise afveylesun Rabb-i Rahîm
Ba'dezîn tezyîn-i hat ide behiştde yâ Kerîm (Âmin) 1384 H.
Kur'âni yazıların en üstâd kâtibiydi
Gelmez cihâne misli, hümây-ı hatdı kaçdı
Yazdı Necmî de târih bâ lutf-i Rabbi Gaffâr;
Hattat Hacı Halim Bey Cennetü'l-Adn'e uçtu 1384 h.
Necmiyâ üstâde tarih düştü bâ lutf-i Rahîm
Cennetü'l-Firdevs içinde mukîm olsun Hattat Halîm 1384 H.
SANATI
Hat sanatı Osmanlı döneminde hızlı bir gelişme seyri takip etmiştir. Aklâm-ı
sitte'de olduğu gibi ta’lîk ve celî ta’lîk dahi Osmanlı'yla hızla zirveye
tırmanmıştır. XIX. asır hat sanatının Osmanlı'da zirvesini yaşadığı
dönemdir. Sülüs-nesih'te Mehmed Şevkî Efendi (ö. 1887), celî sülüs ve
tuğrada hattat Râkım'ı tamamlayan Sâmi Efendi (ö. 1912), ta’lîk ve celî
ta’lîkte Yesârizâde Mustafa İzzet Efendi (ö. 1849) yazının bu dönemde zirve
olmuş isimlerinden sadece birkaçıdır. Bu üstatların talebeleri yahut
takipçileri de aynı yoldan giderek, yazının sanat değerini üst seviyede
tutmuşlardır. Halim Efendi istidadı yanında, bereketli bir sahada
kabiliyetini geliştirme imkânı bulmuştur. Medresetü'l-hattâtîn gibi zamanın
en kudretli üstatlarının hocalık yaptığı bir okulda sanatını ileriye
götürmüştür. Halim Efendi'nin sanat hayatı üzerinde bu mektebin tesirleri
açıkça görülür.
Yazıda ilerlemenin önemli unsurlarından biri, belki de en önemlisi eski
üstatların yazılarının dikkatlice tetkik edilmesidir. Tarihte başarılı olmuş
hattatların hayatları incelendiğinde, bu önemli unsur göze çarpar.[25]
Halim Efendi'nin 2000 yılı sonlarında ortaya çıkan yazı terekesi
incelendiğinde, Halim hocanın da eski üstatların eserleri üzerinde epeyce
çalıştığı görülmüştür. [26] Şeyh Hamdullah'tan Hâfız Osman'a, Mustafa
Râkım'dan İsmâil Zühdî'ye, Yesârîden Hulûsi Efendiye onlarca hattatın yazısı
Halim Efendi tarafından taklîden yazılmıştır.
Halim Efendi, "yazıyı yenmiş, kalemi esir etmiş ve serîu'l-kalem[27]" bir
hattattı. Sanat kudreti yönüyle de "âyetün min âyâtillah" olarak
vasfedilmiştir.[28] Dairevî, istifli sülüs bir yazıyı nasıl yazdığını
beraber okuyalım:" ....fetih hakkındaki hadisin de bir hattat tarafından
yazılarak kitabına konmasını arzu ediyordu. Aracı ben oldum. Bir pazar günü
yine Çırpıcı' daki bağ evine gittim. Arzumuzu söyledim. Hoca hiç yüksünmeden
"Olur, başımın üstüne!" diyerek önce şöyle düşündü. Kısa bir süre sessiz
geçti. Zannederim yazıya kafasında bir istif tasavvur ediyordu. Sonra bir
kağıt üzerine pergelle bir daire çizdi. Ortasına daha küçük bir daire. O iki
daire arasındaki boşluğa, hadisin başlangıç ve bitiş noktalarını görebilmek
için, metni kurşun kalemle ve kabaca yerleştirdi. Daha sonra kamış kalem ve
mürekkeple yazıya geçti. Dairenin sağ alt tarafından başlayarak, bir yandan
kağıdı sol eliyle döndürüyor, bir yandan da sağ eliyle inanılmaz bir
harikulâdelikle kalemi kaydırıp sürüklüyordu. Ve sülüs yazıyla hadis metni,
daireyi tamamlayarak başladığı yerde sona erdi. Bütün bunlar on beş dakika
sürmüş müydü? Eğer bunda yanılıyorsam yarım saatten fazla olmadığına
eminim."[29] Halim Efendi'nin özellikle celî sülüs kubbe ve kuşak yazılarını
kağıda doğrudan kamış kalemle yazması herkesi hayrete düşürmüştür. Geçmişte
de Mustafa Râkım Efendi kalem ağzı kalınlığı üç cm. olan kuşak yazılarını
doğrudan kamış kalemle yazmıştır.[30]
Halim Efendi, aklâm-ı sitte denilen altı çeşit yazıdan sülüs, nesih,
muhakkak, tevkiî ve rikaa' çeşitlerini suhûletle (kolaylıkla) yazmış,
özellikle sülüs ve celî sülüste çokça eser vermiştir. El yazısı olan Rik'a
hattını inci gibi satıra dizişi görenleri hayrete düşürmektedir. Halim
Efendi'nin celî sülüsü kudretli bir şekilde yazması ve harfleri mükemmel bir
şekilde istiflemesi de, yine mektepten hocası İsmail Hakkı Bey'in tesirini
akla getirmektedir. Nesih yazıyla da kıt'a ve sahife şeklinde eser
vermiştir. Halim Efendi'nin sülüs ve nesih yazısı üzerinde,
Medresetü'l-hattâtîn'de ders aldığı hocası Kâmil Efendi'nin tesiri büyüktür.
Halim hocanın yazılarında kalem hareketlerinin hakkı verilmiştir. Bu sebeple
harfler canlı bir şekildedir. Harflerin canlılığı yanında, istifteki yerleri
ve duruşları da mükemmel bir haldedir. Bütün bu unsurlar biraraya geldiğinde
mükemmel eserler ortaya çıkmıştır. her kalınlıktaki kalemi, kalem hakkını
vererek, harflerin canlılık ve hareketliliğini kaybetmeden kullanmasını
bilmiştir. Bu sebeple, gubârî inceliğindeki yazılarından en kalın celî
levhalara kadar bütün yazılarında kalem hareketlerinin hakkını ve harflerin
canlılığını görmek mümkündür.
HATTAT HALİM
HİLYESİ VE ÂYETE'L-KÜRSÎ LEVHASI
Makalemize başlık olarak aldığımız hilye-i saadet, Halim Efendi'nin yazıdan
uzak kaldığı ve bağcılık yaptığı dönemde h. 1360/1940 yılında hazırladığı
yazılarındandır. Halim hocanın terekesinden parça parça çıkan sülüs-nesih
hilye, günümüz hattatlarından Mehmet Özçay tarafından esaslı bir tashihe
tabi tutularak murakka’a gerilmiştir. Hasan Türkmen tarafından tezhiplenen
hilye 37.5x56 cm. ölçülerindedir. Hilye, klâsik formda, başmakam(besmele),
göbek, ciharyâr-ı güzîn (dört halife: Hz. Ebûbekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz.
Ali), âyet (Enbiyâ suresi 107. âyet) ve etek kısımlarından müteşekkil bir
şekilde tertiplenmiştir. Hattat Halim'in bugüne kadar tamamlanmış bir
hilyesine rastlanmamıştır. Bu sebeble hilye Halim'in yegâne hilyesi olma
özelliğini taşımaktadır.
Aynı şekilde bilinen Kur'an-ı Kerîm'i de mevcut değildir. Sadece Hâfız Osman
(ö. 1698) tarafından yazılan ve Doğan Kardeş müessesesi tarafından basılan
Kur'an-ı Kerim'i tashih etmiştir. Yine aynı müessese tarafından yazdırılmak
istenen Kur'an-ı Kerîm konusunda ise anlaşma sağlanamamıştır. [31]
Halim Efendi'nin yazı terekesinden çıkan önemli bir diğer eser de, sülüs
olarak hazırladığı âyete'l-kürsî levhasıdır. Besmele dahil dokuz satır
olarak hazırlanan levhada harfler satıra dizilmiştir. Halim Efendi'nin en
kudretli olduğu döneme ait olan bu eserde, kalem hareketleri olanca
güzelliği ile görülmektedir. Harflerin satıra mükemmel dizilişi, kalem
hareketlerinin kıvraklık ve canlılığı görenleri hayrete düşürecek
mükemmelliktedir. Halim Efendi'nin suhûletle yazdığı bu levhada, dik
harflerin canlılık, yatay harflerin ise devamlılık hissi veren özelliğini
görmek mümkündür. Halim Efendi bu eserini kabaca tashih etmiş, ince tashih
ile uğraşmamıştır. Bu levha da günümüzde Hasan Türkmen tarafından klâsik
tarzda tezhiplenerek satır araları beyne's-sutûr olarak hazırlanmıştır.
Levha h. 1354/1935 tarihli olup 60x43 cm. ölçülerindedir. Bu levhanın bir
benzeri daha önce h. 1344/1925 tarihinde, Halim Efendi'nin hocası Hacı Kâmil
Akdik tarafından yazılmıştır. Halim Efendi'nin az farkla, taklit ederek
hazırladığı kendi levhasında üslup olarak hocasının tesiri açıkça görülür.
Kabiliyetiyle XX. asrın en kudretli hattatları arasında yer alan Halim
Efendi mükemmel eserleriyle bugün aramızdadır ve yine eserleriyle Türk Hat
Sanatı'na büyük hizmetleri geçmiştir. Ruhu şâd olsun!
BİBLİYOGRAFYA
*AKSOY, H. Fikri "Hattat Hafız Hasan Rıza Efendi ve Yazdığı Mushaf-ı
Şerifler", Kur'an-ı
Kerîm ve Türkçe Anlamı (Meâl), Ankara, Diyanet İşleri Başkanlığı, 1983, s.
XI-XIV
*ALPARSLAN, Ali Osmanlı Hat Sanatı Tarihi, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları,
1999
*AZAK, Gürbüz, "Siz Ne Biriktiriyorsunuz ?", Türkiye Gazetesi, 11. Ocak.
1988
*BARIN, Emin, "Hattat Halim Özyazıcı", Akademi, sy. 3-4 (Haziran 1965)
(aynı makale) Hayat Mecmuası, sy. 16 ( 2 Ocak 1965)
*BERK, Süleyman "Hat Sanatının Öğretiminde Meşk Murakkaaları", Tarih ve
Düşünce, sy.
2001/06 (Haziran 2001), s. 64-68
-Hattat Mustafa Râkımda Celî Sülüs ve Tuğra Estetiği, Erzurum, Atatürk
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi), 1999
-"Hatttat Mustafa Râkım'ın Celî Sülüs'ün Estetiğinde Ortaya Koyduğu
Yenilikler", M. Uğur Derman 65. Yaş Armağanı, İstanbul, Sabancı
Üniversitesi, 2000, s. 145-174.
-Hattat Mustafa Halim Özyazıcı (Dosya) Süleyman BERK Arşivi
*DERMAN, M. Uğur "Ölümünün 20. Yılında Hattat M. Halim Özyazıcı 1898-1964",
(Ölümünün 20.
Yılı Münâsebetiyle Hazırlanan Broşür)
- "Mustafa Abdülhalim Özyazıcı", İslâm Kültür Mirâsında Hat San'atı. (İKMHS)
, İstanbul, İslâm Tarih, San'at ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA), 1992,
s. 227;
- Mustafa Halim Özyazıcı (1898-1964) Hayatı ve Eserleri. İstanbul, 50 San'at
Sever Serisi- 20, 1964, s. 1
-"Hattat Halim Efendi", İslâm Düşüncesi, sy. 6 (Kasım 1968), s. 399;
- Türk Hat Sanatının Şâheserleri. İstanbul, Kültür Bakanlığı, 1982.
-"Reîsü'l-Hattâtîn Kâmil Akdik", Hayat Tarih Mecmuası, sy. 7(Ağustos 1971),
s. 35-41
-"Hattat Hulûsi Efendi", Kubbealtı Akademi Mecmuası, sy. 1 (Ocak 1980), s.
32-54;
-"Ölümünün Ellinci Yılında Hattat Hulûsi Efendi", Lâle Mecmuası, sy. 7
(Aralık 1990), s. 15-20
-"Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer", Hayat Tarih Mecmuası, sy. 6 (Temmuz
1971), 43-51
-"İsmail Hakkı Bey'den Çizgiler", Hayat Mecmuası, sy. 3 (1971), s. 24-26
-"Süleymaniye Camii'nde Hat Sanatı", Mimari Mirasın Bugünü:
İstanbul-Süleymaniye (ve) Mostar 2004, İstanbul, IRCICA, 1996
-"Cumhuriyet Devrindeki Türk Hat Sanatı", Yeni Türkiye Dergisi II
(Cumhuriyet Özel Sayısı), sy. 23-24 (Eylül-aralık 1998)
-Hattat Mustafa Halim Özyazıcı (Dosya) M. Uğur Derman Arşivi
*ERGİN, Metin, "Hat Sanatının Son Temsilcisi", Cumhuriyet, 4 Ocak 1953
*Habib. Hat ve Hattâtân. İstanbul, 1305, s. 180;
*İNAL, İbnülemin Mahmud Kemal. Son Hattatlar. İstanbul, Maarif Vekâleti,
1955
*İstanbul Şehir Rehberi, İstanbul, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul
Araştırmaları
Merkezi, 1998.
*KARAMANLIOĞLU, A. Fehmi "Hattat Halim Hoca", Türk Kültürü, sy. 38 (Aralık
1965), s. 196.
*Melek Celâl. Reisülhattatin Kâmil Akdik. İstanbul, 1938
*OKAY,Orhan "Bir Halim Hoca Vardı", Zaman Gazetesi, 8 Eylül 1996
"Hüsnühatta Bağbozumu", Silik Fotoğraflar, İstanbul, Ötüken, 2001
*ÖZEL, Saim. Hat Örnekleri. İstanbul, Üçdal Neşriyat, 1976, 64 s.
*ÖZÖNDER, Hasan "Hattat Halim Özyazıcı ve Yazı Uslûbu (14. 1. 1898- 30. IX.
1964)", Türk
Kültürü, sy. 96 (Ekim 1970), s. 849-851.
*RADO, Şevket Türk Hattatları, İstanbul, s. 249-251
-"Ölmeden Önce Düşünülse", Hayat Mecmuası, 3. Aralık. 1964
*REVNAKOĞLU, Cemaleddin Server "Nalıncı Zâde Mustafa Halîm -1-", Tarih
Dünyası, sy.
2 (1 Ocak 1965), s. 226-228.
-"Nalıncı Zâde Mustafa Halîm -II-", Tarih Dünyası, sy. 4 (1 Mart 1965), s.
401-405.
*SERİN, Muhittin. Halim Efendi'nin Nesih, Dîvânî, Celî Dîvânî, Rik'a Meşk
Murakkaı, İstanbul, Kubbealtı Neşriyatı, 2000.
-Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar, İstanbul, Kubbealtı Neşriyatı, 1999, s.
164-168;
-Hulûsi Efendi'nin Ta’lîk Meşk Murakkaı, İstanbul, Kubbealtı Neşriyatı, 1999
-"Kendi Hat ve İfadesiyle Hattat Halim Efendi", Kubbealtı Akademi Mecmuası,
sy. 2
(Nisan 2001), s. 54-56.
*TOPRAK, Burhan - DİNÇ, Refik "İsmail Hakkı Altunbezer", Güzel Sanatlar, sy.
4 (1942), s.
87-91;
*TULPAR, Hüseyin, "Hattat Mustafa Halim Hocanın Vefatı Üzerine", İslâm, c.
8, sy. 5, 1965,
s. 159-160
*ULUNAY, R. Cevad, "Hattat Halim Hoca", Milliyet Gazetesi, 10. Ekim. 1964
*ÜNVER, A. Süheyl Reisü'l-hattatin Hacı Kâmil Akdik Hayatı ve Eserleri. 50
San'at Sever
Serisi- 12, 1954;
-"İsmail Hakkı Altunbezer", Arkitekt, sy. 7-8 (1946), s. 174-180
-Hattat ve Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer. 50 San'at Sever Serisi- 13,
1955, 1 s.
-"Hattat Mustafa Halim", Yeni İstanbul Gazetesi, Yıl. 15, sy. 5312 (7 Ekim
1964)
-Hattat Mustafa Halim Özyazıcı, Süleymaniye Kütüphanesi A. Süheyl Ünver
Arşivi- Dosya No: 14
--------------------------------------------------------------------------------
[1] M. Uğur Derman Bey'den naklen, Halim Efendi'nin yakın takdirkârı
Hezârfen Hattat Necmeddin OKYAY (1883-1976)'ın Halim Efendi ile ilgili
tesbiti
[2] M. Uğur DERMAN, "Ölümünün 20. Yılında Hattat M. Halim Özyazıcı
1898-1964", (Ölümünün 20. Yılı Münâsebetiyle Hazırlanan Broşür); a. mlf.
"Mustafa Abdülhalim Özyazıcı", İslâm Kültür Mirâsında Hat San'atı. (İKMHS) ,
İstanbul, İslâm Tarih, San'at ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA), 1992, s.
227; Muhittin SERİN, Halim Efendi'nin Nesih, Dîvânî, Celî Dîvânî, Rik'a Meşk
Murakkaı, İstanbul, Kubbealtı Neşriyatı, 2000.
[3] İbnülemin Mahmud Kemal İNAL. Son Hattatlar. İstanbul, Maarif Vekâleti,
1955, s. 104; M. Uğur DERMAN. Mustafa Halim Özyazıcı (1898-1964) Hayatı ve
Eserleri. İstanbul, 50 San'at Sever Serisi- 20, 1964, s. 1; a. mlf. "Hattat
Halim Efendi", İslâm Düşüncesi, sy. 6 (Kasım 1968), s. 399; Hasan ÖZÖNDER,
"Hattat Halim Özyazıcı ve Yazı Uslûbu (14. 1. 1898- 30. IX. 1964)", Türk
Kültürü, sy. 96 (Ekim 1970), s. 849
[4] Merhum Halim hocanın Aralık 2000 yılında ortaya çıkan terekesindeki yazı
kalıplarını tasnif ederken, Hamid hocanın, Gülşen-i Maarif Mektebi'nde küçük
Halim'in bir meşkine çıkarma yaptığını ve kağıdın sol alt kenarına Musa Azmi
imzasını attığı bir belgeye rastlanmıştır. Burada nazırlarınıza sunulan bu
belgeden, kimi kaynaklarda belirtildiği gibi Hamid Bey'in, küçük Halim'in
sadece rik'a hocası olmadığı, sülüs, nesih, rik'a ve celî dîvânî yazılarını
meşkettiğini anlıyoruz.
[5] SERİN, Halim Efendi'nin Meşk Murakkaı.
[6] Derman, İKMHS, 227.
[7] DERMAN, Hattat Halim, 50 San'at Sever Serisi, s. 1; SERİN, Kubbealtı
Akademi Mecmuası, 55
[8] Hayatı ve Sanatı ile alâkalı daha geniş bilgi için bkz. Habib. Hat ve
Hattâtân. İstanbul, 1305, s. 180; İbnülemin, 332-336; M. Uğur DERMAN, Türk
Hat Sanatının Şâheserleri. İstanbul, Kültür Bakanlığı, 1982, L. 47; H. Fikri
AKSOY, "Hattat Hafız Hasan Rıza Efendi ve Yazdığı Mushaf-ı Şerifler",
Kur'an-ı Kerîm ve Türkçe Anlamı (Meâl), Ankara, Diyanet İşleri Başkanlığı,
1983, s. XI-XIV; Şevket RADO, Türk Hattatları, İstanbul, s. 249-251; Derman,
İKMHS, 216; Muhittin SERİN, Hat Sanatı ve Meşhur Hattatlar, İstanbul,
Kubbealtı Neşriyatı, 1999, s. 164-168; Ali ALPARSLAN, Osmanlı Hat Sanatı
Tarihi, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, 1999, s. 94-95.
[9] Hayatı ve Sanatı ile alâkalı daha geniş bilgi için bkz. Melek Celâl.
Reisülhattatin Kâmil Akdik. İstanbul, 1938; A. Süheyl ÜNVER.
Reisü'l-hattatin Hacı Kâmil Akdik Hayatı ve Eserleri. 50 San'at Sever
Serisi- 12, 1954; İbnülemin, 168-174; M. Uğur DERMAN, "Reîsü'l-Hattâtîn
Kâmil Akdik", Hayat Tarih Mecmuası, sy. 7 (Ağustos 1971), s. 35-41; a. mlf.
Türk Hat Sanatının Şâheserleri, L. 49; Rado, 254-255; Derman, İKMHS, 222;
Serin, a. g. e. 183-185; Alparslan, a. g. e. 95-97.
[10] Hayatı ve Sanatı ile alâkalı daha geniş bilgi için bkz. İbnülemin,
551-552; M. Uğur DERMAN, "Hattat Hulûsi Efendi", Kubbealtı Akademi Mecmuası,
sy. 1 (Ocak 1980), s. 32-54; Derman, Türk Hat Sanatının Şâheserleri, L. 55;
Rado, 252, M. Uğur DERMAN, "Ölümünün Ellinci Yılında Hattat Hulûsi Efendi",
Lâle Mecmuası, sy. 7 (Aralık 1990), s. 15-20; Derman, İKMHS, 222; Muhittin
SERİN, Hulûsi Efendi'nin Ta’lîk Meşk Murakkaı, İstanbul, Kubbealtı
Neşriyatı, 1999; a. mlf. Hat Sanatı, 261-266.
[11]Hayatı ve Sanatı ile alâkalı daha geniş bilgi için bkz. İbnülemin,
98-102; A. Süheyl ÜNVER, "İsmail Hakkı Altunbezer", Arkitekt, sy. 7-8
(1946), s. 174-180; Burhan TOPRAK- Refik DİNÇ, "İsmail Hakkı Altunbezer",
Güzel Sanatlar, sy. 4 (1942), s. 87-91; A. Süheyl ÜNVER. Hattat ve Tuğrakeş
İsmail Hakkı Altunbezer. 50 San'at Sever Serisi- 13, 1955, 1s.; M. Uğur
DERMAN, "Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer", Hayat Tarih Mecmuası, sy. 6
(Temmuz 1971), 43-51; a. mlf. "İsmail Hakkı Bey'den Çizgiler", Hayat
Mecmuası, sy. 3 (1971), s. 24-26; a. mlf. Türk Hat Sanatının Şâheserleri, L.
52; Rado, 258-259; a. mlf. İKMHS, 225; SERİN, Hat Sanatı, 178-182;
[12] Hayatı ile ilgili bkz. İbnülemin, 778.
[13] Bkz. İbnülemin, 104; SERİN, Halim Efendi'nin Meşk Murakkaı.
[14] İbnülemin, 104; DERMAN, Hattat Halim, 50 San'at Sever Serisi, s. 1;
Cemaleddin Server REVNAKOĞLU, "Nalıncı Zâde Mustafa Halîm -1-", Tarih
Dünyası, sy. 2 (1 Ocak 1965), s. 226; A. Fehmi KARAMANLIOĞLU, "Hattat Halim
Hoca", Türk Kültürü, sy. 38 (Aralık 1965), s. 196.
[15] Halim Efendi, Harf inkılâbı sonrası bir ara Mısır'a gitmek istemiş
bunun için gerekli olan evrakı dahi hazırlamıştır. Bkz. Muhittin SERİN,
"Kendi Hat ve İfadesiyle Hattat Halim Efendi", Kubbealtı Akademi Mecmuası,
sy. 2 (Nisan 2001), s. 54-56.
[16] İbnülemin, 105; DERMAN, Hattat Halim, 50 San'at Sever Serisi, s. 1;
ÖZÖNDER, Türk Kültürü, 851; Orhan OKAY, "Bir Halim Hoca Vardı", Zaman
Gazetesi, 8 Eylül 1996; a. mlf. "Hüsnühatta Bağbozumu", Silik Fotoğraflar,
İstanbul, Ötüken, 2001, s. 102-103.
[17] Halim Efendi'nin eserlerinin tam listesi için bkz. REVNAKOĞLU, Tarih
Dünyası, sy. 4 (1 Mart 1965), s. 401-405; M. Uğur Bey, Halim Efendi'nin
kendi beyanlarıyla eserlerinin bir listesini çıkardığını, tamamlamak üzere
listeyi Halim Efendi'nin aldığını fakat iade edemeden vefat ettiğini
söylemişlerdir. Revnakoğlu da makalesinin başında, Uğur Bey'in yardımlarıyla
listeyi oluşturduğunu belirtmektedir.
[18] Halim Efendi'nin Akademi'ye tayin tarihi ile alâkalı kaynaklarda üç
ayrı tarih zikredilmiştir. DERMAN, Hattat Halim, 50 San'at Sever Serisi,
KARAMANLIOĞLU, Türk Kültürü, ALPARSLAN, Osmanlı Hat Sanatı Tarihi'nde 1946;
M. Uğur DERMAN, "Cumhuriyet Devrindeki Türk Hat Sanatı", Yeni Türkiye
Dergisi II (Cumhuriyet Özel Sayısı), sy. 23-24 (Eylül-aralık 1998), s.
3175'de 1947; Rado, Türk Hattatları ve Serin, Hat Sanatı'nda ise 1948 tarihi
zikredilmiştir. Halim Efendi'nin bugün Mimar Sinan Üniversitesi Personel
Dairesi Başkanlığı'nda bulunan şahsi dosyasında yaptığımız incelemede göreve
başlayış tarihi yukarıda kaydedildiği şekildedir.
[19] DERMAN, Hattat Halim, 50 San'at Sever Serisi.
[20] Kendisinin müzâkere (sohbet) yoluyla talebesi olan muhterem üstadımız
M. Uğur Derman Bey'den naklen ve bkz. DERMAN, Yeni Türkiye Dergisi, 3175
[21] Mimar Sinan Üniversitesi Personel Dairesi Başkanlığı'nda bulunan şahsi
dosyasından
[22] KARAMANLIOĞLU, Türk Kültürü, 196; ÖZÖNDER, Türk Kültürü, 852; SERİN,
Halim Efendi'nin Meşk Murakkaı.
[23] KARAMANLIOĞLU, Türk Kültürü, 197; İstanbul Şehir Rehberi, İstanbul,
İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Araştırmaları Merkezi, 1998, 155,
619.
[24] REVNAKOĞLU, 228.
[25] Bu konu ile ilgili geniş bilgi için bkz. Süleyman BERK, "Hat Sanatının
Öğretiminde Meşk Murakkaaları", Tarih ve Düşünce, sy. 2001/06 (Haziran
2001), s. 64-68
[26] Bu terekede Ankara Maltepe Camii kubbe ve kuşak yazısı, İstanbul
Beyoğlu Ağa Camii kuşak yazısı, Adapazarı Kuzuluk Camii kapı üzeri yazısı
kalıpları dahil 2000 yakın yazı kalıbı tasnif edilmiştir.
[27] Serîu'l-kalem: Hızlı ve güzel yazabilme kabiliyeti
[28] "Allah'ın kudret eseri" manasına, M. Uğur DERMAN Bey'den naklen
Necmeddin OKYAY'ın tespiti
[29] Orhan OKAY. Silik Fotoğraflar, s. 103-104.
[30] Râkım'ın celî yazıdaki kuvvet ve kudretiyle alâkalı olarak bkz.
Süleyman BERK. Hattat Mustafa Râkımda Celî Sülüs ve Tuğra Estetiği, Erzurum,
Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayımlanmamış Doktora Tezi),
1999; a. mlf. "Hatttat Mustafa Râkım'ın Celî Sülüs'ün Estetiğinde Ortaya
Koyduğu Yenilikler", M. Uğur Derman 65. Yaş Armağanı, İstanbul, Sabancı
Üniversitesi, 2000, s. 145-174.
[31] M. Uğur Derman Bey'den naklen
|