BOYALAR
Türk ebru geleneğinde yalnızca suda erimeyen, asit ve
kazein içermeyen ve ışıktan etkilenmeyen doğal boyalar kullanılır. Bu
boyaların kullanılmasının sebepleri konusunda GELENEK sayfasında yeterli bilgi
verilmektedir. Boyalar yaklaşık 50x50 cm boyutlarında düz bir mermer üzerinde,
destiseng (el taşı) ile ezilmek suretiyle kullanılır. Destiseng, üzerinde boya
ezilen mermerle aynı cins mermerden, aşağı yukarı 15 cm uzunluğunda, boyayı
ezen yüzü 6-7 cm çapında bir yarım daire ve üstünde de kullananın tutması için
bir tutamak bulunana bir taştır. Yaklaşık bir avuç dolusu boya, mermerin
ortasına yerleştirilir ve onun da ortası çukurlaştırılarak buraya su konur ve
karıştırmak suretiyle boya çamur hale getirilir. Destiseng, çamur haldeki
boyanın üzerinde 8 çizer gibi dolaştırılarak boya ezilir. Dağılan boyalar
zaman zaman bir spatula yardımıyla tekrar ortaya toplanır. Boyanın ezilip
ezilmediği ancak teknede anlaşılır. Bir müddet tecrübeden sonra ebrucu, hangi
boyayı ne kadar ezeceğini öğrenir. Yeteri kadar sulandırıldığında ve doğru öd
ayarı yapıldığında kumlanmadan açılan ve kâğıda akmadan tesbit olabilen boya
yeterince ezilmiş demektir.
SİYAH İsten yapılır. Çok hafif olduğu
için tek başına kullanılmaz. Çamlıca toprağı ile karıştırılır.
SARI Oksit sarı. İnorganik bir pigmenttir. AŞI BOYASI Oksit kırmızı . İnorganik bir pigmenttir. KAHVERENGİ Oksit kahverengi. Çeşitli tonları vardır. İnorganik bir pigmenttir. KIRMIZI Suyla karışabilen pigment kırmızı. Organik bir pigmenttir. İnorganik olanı içerdiği kadmiyumdan ötürü son derece zehirlidir. LÂHOR ÇİVİDİ Lahor çividi ya da bebe çividi adıyla bilinen ve bebeklerin ağzında oluşan aft hastalığının tedavisi için kullanılan ilacın hammaddesidir. Gevrek, taş gibidir. Bitkisel ve çok güçlü bir boyadır. Dövülerek toz haline getirilir. ÇAMAŞIR ÇİVİDİ Beyaz çamaşırlar için ağartıcı olarak kullanılan mavi bir tozdur. Boyalara eklenecek su ve ödün ayarı da şu şekilde yapılır. Kitrenin kıvamının ayarı aşağıda KİTRE bahsinde belirtildiği gibi kontrol edilir. Boya ayarına ödü en az boyanın ayarıyla başlanır. Süt kıvamında sulandırılan boyanın içerisine, fırça kavanozun kenarına sıyrılıp tekneye serpildiğinde ebrucunun ustasından gördüğü miktar ölçüsünde açılana kadar öd ilave edilir. Ödü fazla olan boyaların ayarları da ödü az olan boyaların üzerine serpmek suretiyle yapılır. Çiçek ve hatip ebrusu yapımında kullanılacak olan boyaların ayarları ise zemin ebrusunun üzerine damlatmak suretiyle yapılır. Boyaların ayarı konusunda bu sitenin muhtelif sayfalarında açıklamalarda bulunulmuştur.
KİTRE
Üzerine boya serpilecek suya kıvam ve yapışkanlık
vermek üzere kullanılır. Beyaz ve topraksız olanı bilhassa aktarlarda "fiyor
kitre" diye satılanı tercih edilir. Türkiye'nin her bölgesinde yabani olarak
yetişebilen geven otunun havayla temas ettiğinde kemikleşen salgısıdır. Her
bölgenin kitresi suya farklı bir kıvam verdiği için ne kadar suya ne kadar
kitre konulacağı hakkında kesin rakamlar verilemez. ( Merhum Mustafa
Düzgünman'ın bu konudaki düşüncelerini kendi sesinden dinlemek için
tıklayınız. )
Her ebrucu sonbaharda ebru yapmaya başlayacağı zaman bir sene yetecek kadar kitre alır ve birkaç tekne açtıktan sonra teknesinin alacağı su miktarına ne kadar kitre koyacağının ölçüsünü bulur. Bu ölçü yani kitrenin kıvamı, içinde kurşunkalem kalınlığında bir çubuk yürütülerek kitre üzerinde bıraktığı izle bulunur. Doğru ayarda, kitre içinde çekilen çubuk dışarı alınınca kitre üzerinde bıraktığı iz olduğu yerde kalmalı, ne çekiş istikametinde ileri ne de lastik gibi geri gitmemelidir. İlk denemede ortalama 7 litre suya 45 - 50 gr kitre konularak birkaç gece şişmesi beklenir. Zaman zaman karıştırılarak kitrenin erimesi hızlandırılır. 3-4 gün sonra sık dokulu bir torbadan geçirilerek içindeki erimemiş kitre parçacıkları, çöp ve diğer yabancı maddelerden arındırılır ve tekneye boşaltılır. Kıvamı yukarıda açıklandığı gibi kontrol edilir ve doğru kıvama gelene kadar su bardağı ile su ilâve edilip iyice karıştırılır. İlâve edilen su miktarı ölçüsünce bir sonraki tekne için ıslatılan kitre miktarı azaltılır ya da su miktarı artırılır. On yılı aşkın bir süredir İran'dan çok daha ucuza kitre ithal edildiğinden artık Türkiye'de eskiden olduğu gibi bol kitre toplanmamaktadır. İran'dan gelen kitre de ebru yapımına uygun olmadığı için kitre yerine yine aktar ya da aktar toptancılarından sağlanabilen salep, ithal salep, metil-selüloz, deniz kadayıfı gibi kıvam artırıcı malzemeler kullanılabilir. Sn Uğur DERMAN'ın ifadesine göre Necmeddin OKYAY yukarıda kitre, salep, boytohumu ve ayva çekirdeği de dahil olmak üzere birçok kıvam artırıcıyı denemiş, en iyi sonucu saleple almış ancak salebin pahalı olması nedeniyle kitrede karar kılmıştır. Bunların hepsinin kıvam ayarları aynı şekilde yapılır ancak aynı kıvam ayarı için oluşturdukları yüzey gerilimleri farklı farklı olduğundan herbiri için boyalara ilâve edilecek öd miktarları farklıdır. SIĞIR ÖDÜ
Kitre üzerine serpilen boyaların batmadan
yüzebilmeleri için boyalara bir damlalık yardımıyla yüzey aktif asitler
içeren sığır ödü katılır. Sığır ödünün içerisinde bulunan yüzey aktif
asitler, kitrenin üzerindeki yüzey gerilimini kırarak boyanın kitre üzerinde
batmadan açılmasını sağlarlar. Mezbahadan sağlanan sığır ödü, bir metal kaba
boşaltılarak içinde su kaynayan başka bir kabın içine oturtulur. Aşağı
yukarı 20 dakika sonra ödün üzerinde oluşan köpüklerle varsa yağ ve kan
temizlenerek öd bir kavanoza alınır. Oda sıcaklığına geldikten sonra
kullanılır. Boyalara bir damlalık yardımıyla ilâve edilir. Boyalara ilave
edilecek sığır ödü miktarı, üzerinde ebru yapılan sıvının cinsine ve
kıvamına göre değişir. Yüzey gerilimi en yüksek olan malzeme kitre, en düşük
olan malzeme ise deniz kadayıfıdır. Aynı miktarda boyaya, aynı kıvamda kitre
için deniz kadayıfına göre yaklaşık on misli sığır ödü ilâve etmek gerekir.
KÂĞIT
Birinci hamur kâğıt tercih edilir. Islanınca
yırtılmaması ve tekneye yatırırken de zorluk çıkarmaması için 80-90 gr.
olanı uygundur. Türk ebruculuk geleneğinde kâğıt, hiçbir şekilde terbiye
edilmez. Kâğıt toptancılarından 68-100 cm. ya da 70-100 cm ebadında satın
alınan bir top kâğıt, mücellit giyotininde 4 parçaya bölünür. Tekne
boyutlarını bu kestirilen kâğıt boyutları belirler.
TEKNE
Eskiden ziftlenmiş budaksız çamdan yapılmışsa da
kullanım kolaylığı açısından çelik ya da galvanizli saçtan yapılması daha
iyidir. Uzun kenarlarından ebrucuya yakın olanına, ebruyu tekneden
sıyırırken kağıdı çizmemesi için 2-3 mm kalınlığında bir mil kaynattırılır.
Teknenin boyutlarını ebrulanacak kâğıdın boyutları belirler. Yüksekliği 5-6
cm olan teknenin eni kâğıt genişliğinde, boyu da kağıdın ıslanınca uzayacağı
payı karşılamak üzere ebrulanacak kâğıdın boyundan yaklaşık yarım cm. uzun
olmalıdır. Merhum Mustafa Düzgünman'ın teknesi, destisengi, fırçaları, diğer
ebru malzemeleri ve ebruları ile birlikte Galata Mevlevîhanesi'ndeki
DÜZGÜNMAN odasında sergilenmektedir.
FIRÇA
Türk ebrucusu fırçasını kendi sarar. Ebru fırçası atın
kuyruk kıllarının bir dala sarılması ile yapılır. Kılların bağlanmasında
oltaya iğne bağlarken kullanılan düğümsüz bağlama kullanılır. Fırça
kavanozda dura dura kıvrılır ve bu kıvrık şekil, fırçanın sarım şeklinden
dolayı ortasında oluşan boşlukla beraber Türk Battal deseninin ortaya
çıkmasına sebep olur. Bu nedenle hazır yağlıboya ya da suluboya fırçaları
Türk ebrusu yapımında kullanılmaz. Fırça sararken kılların daha iyi tesbit
olması için herhangi bir yapıştırıcı kullanılmaz çünki fırça kavanozda
boyayla birlikte bırakılır. Eğer tutkal kullanılırsa içindeki kimyasallar
boyaya karışır.
NEFT
Eskiden Eğriboz adasından gelen çam nefti
kullanılmasına rağmen artık bulunmamaktadır. Neftli ebru yapımında ancak
tabii olanı kullanılır. Neft, ayrı bir kaba ayrılan boyaya damla damla
istenen sonuç alınanana kadar denenerek ilave edilir. Neftli boyaya
batırılan fırça iyice temizlenmeden normal boya kavanozuna sokulmaz.
TARAKLAR
Her ebrucunun taraklı ebru yapmak üzere kendisi
tarafından muhtelif diş aralıklarında yapılmış tarakları olmalıdır. Bu
taraklar "boncuk iğnesi" denilen ince iğnelerin ya da tellerin düz bir tahta
üzerine bir şekilde çakılarak, yapıştırılarak veya sıkıştırılarak tesbit
edilmesiyle yapılır. Tarakların boyu teknenin eni ve boyundan bir miktar
kısa, dişleri arasındaki mesafe ise bazı taraklarda sık (3-4 mm), bazı
taraklarda ise seyrek (10-12 mm) olarak yapılır. Diş aralığı için bir kural
bulunmamakta olup ebrucunun tercihi, ustalık düzeyi ve arzulanan sonuç
önemlidir.
BİZLER
Tekneye boya damlatmak, yüzeyindeki boyaya şekil
vermek ya da kitreyi karıştırmak için muhtelif kalınlıklarda bizler
kullanılır. Bunların arasında, aynı cins telden 15-20 tanesinin bir araya
sarılmasıyla yapılan sümbül teli de sayılabilir. Bizler, farklı
kalınlıklarda tellerden ya da çivilerden imal edilirler ancak mutlaka
paslanmaz malzemeden yapılmalarına dikkat edilmelidir.
EBRUNUN YAPILIŞI ve ÇEŞİTLERİ
Tekne içerisindeki kitre ya da muadili sıvının kıvam
ayarı kitre bahsinde açıklandığı gibi yapıldıktan sonra ebru yapımına
geçmeden boyaların ayar kontrolü yapılır çünki boyaların ne kadar
açılacağını ve sonucu etkileyen iki önemli parametreden öd organik bir
maddedir ve kuvveti giderek zayıflar, kitrenin yoğunluğu da buharlaşmayla
sürekli artar ya da bir noktadan sonra çürümeyle sürekli azalır. Boyaların
öd ve su ayarlarının nasıl yapılacağı sonuç açısından çok önemlidir ve bir
reçetesi yoktur. Boyanın, REDDİYE sayfasında cevaplanmaya çalışıldığı gibi
bir iğne ya da bizle damlatılarak ayarı yapılamaz. Bu ancak görerek olacak
ve tecrübeyle kazanılacak bir maharettir ve işte bunun için bir ustanın
seyredilmesi gereklidir. ( Merhum Mustafa Düzgünman'ın bu konudaki
düşüncelerini kendi sesinden dinlemek için lütfen aşağıdaki gramafon
resminin üzerine tıklayınız. )
Boyaların öd ayarları yapıldıktan sonra ebru yapımına geçilir. Bütün ebru çeşitleri aynı teknede yapılır. Çiçekli ebru dışındaki ebruların kitrenin kıvamına bağımlılığı fazla olmamasına rağmen çiçekli ebru yapabilmek için kitrenin kıvamının buna göre ve kitrenin kıvam ayarı bahsinde açıklandığı gibi yapılması doğrudur. Çiçekli ebru yapılan teknede hafif ebru dahil bütün ebru çeşitleri yapılabilir. Kumlu ebru dışında bütün ebrulara, boyalar tekneye bir fırça yardımıyla serpilerek başlanır. Ebru yapmak, fizik ve kimya bilimi yöntemleriyle açıklanabilen bir işlemdir ve fiziksel bir takım parametrelerin etkisindedir. Bunların en önemlileri havanın sıcaklığı ve nemidir. Teknik olarak her ne kadar her mevsimde ebru yapılabilse de gerçek anlamda kaliteli ve ebrucuyu tatmin edecek ebrular ancak 18-20 derece sıcaklık ve % 60 bağıl nemin altında yapılabilir. BATTAL EBRU
Boyaların sadece fırça yardımıyla kitre üzerine
serpilmesiyle oluşturulan ve iğne ya da tarak gibi herhangi bir şeyle
müdahale edilmeden yapılan mermer desenli ebru çeşididir. Yapılan işlem
bakımından en basit ebru olmasına rağmen sonuç itibarıyla yapımı en zor
ebrudur. Kumlu ebru dışında bütün ebruların yapımında ilk işlem battal
ebrudur. Ebrucunun bütün ustalığı yaptığı battal ebrulardan belli olur çünki
ardarda atılan boyaların öd ayarları doğru yapılmazsa ya kitre yüzeyinde
boyalar arasında kalan renksiz damarlar mermer damarından daha büyük olur ki
buna ebrucu dilinde "falso" denir ya da boyalar sıyrılırken akar ve
birbirine karışır. Batılı ebrucular, boyaların böyle akmasından kurtulmak ve
işi kolaylaştırmak için GELENEK sayfasında Türk ebrucusu tarafından neden
kullanılmadığı açıklanan kâğıdı ebrulamadan önce şapla terbiye etme
yöntemiyle boyaların akmasını engellemeye çalışırlar. Yan kâğıdı olarak ya
da levha kenarlarında dış pervaz olarak kullanılır.
SOMAKİ EBRU Battal ebrunun en son atılan rengi fırça kavanozun içine sıkıldıktan sonra serpilerek yapılır. Sık damarlı Somaki mermerine benzeyen bir ebrudur. Yan kâğıdı olarak ya da levha kenarlarında dış pervaz olarak kullanılır. NEFTLİ BATTAL Battal ebrunun en son atılan rengi neftli bir boyadan seçilerek yapılır. Yan kâğıdı olarak ya da levha kenarlarında dış pervaz olarak kullanılır. SERPMELİ BATTAL Battal ebru yapıldıktan sonra Çamlıca toprağı veya benzer bir açık renkli boya ya da neftli boyanın, fırça kavanoza iyice sıkıldıktan sonra serpilmesiyle yapılır. Yan kâğıdı olarak ya da levha kenarlarında dış pervaz olarak kullanılır. GEL-GİT EBRUSU Battal ebru yapıldıktan sonra kalınca bir bizle teknenin önce bir kenarına sonra diğer kenarına paralel bir ileri bir geri karıştırılarak yapılır. Üzerine serpmeli battalda anlatıldığı gibi serpme yapılırsa daha güzel olur. Levha kenarlarında ara pervaz olarak kullanılır. ŞAL EBRUSU
Gelgit ebrusu yapıldıktan sonra serpme yapmadan önce
gelgit deseninin aynı kalın biz kullanılarak rastgele makul miktarda
karıştırılmasıyla yapılır. Yan kâğıdı olarak ya da levha kenarlarında dış
pervaz veya ara pervaz olarak kullanılır.
TARAKLI EBRU
KOLTUK EBRUSU
Hüsn-ü hat levhaların koltuk tabir edilen
boşluklarında kullanılmak üzere hatip ebrusundaki her hatip deseni yerine
küçük bir çiçek yapılır. Aşağıda kumlu ebrunun kullanımına örnek olarak
verilen levhada gösterildiği gibi kullanılır.
KUMLU EBRU Ebru teknesinin sonuna doğru, suyu ve ödü az olan Lahor çividi (başka boyalar da kullanılabilir), bir damlalık yardımıyla teknenin ortasına ya da bir kenarından ama hep aynı noktaya ( ya da noktalara ) damlatılması suretiyle teknenin yüzeyi doldurularak yapılır. Boya çatlar ve kumlu bir hal alır. Bazen de "V" harfi şeklinde çatlaklar oluşur ki buna kılçıklı ebru denir. Kumlu ebru tekneden alınırken çok dikkat edilir çünki çatlamalar elde edebilmek için fazla boya damlatıldığından ve boyanın ödü zaten az olduğundan boya akabilir. Levha kenarlarında ara pervaz olarak kullanılır. BÜLBÜL YUVASI Giderek küçülen damlalar halinde serpilen boyayla yapılan battal ebru üzerine, bir iğne yardımıyla dıştan içe doğru spiraller yapılır. Bu spirallerin sayısı, hatip ebrusunda olduğu gibi uzun kenar boyunca 5 kısa kenar boyunca 4'tür. Bülbül yuvası, yan kâğıdı ya da yazı etrafında dış pervaz olarak kullanılır. Uzun kenara paralel şekilde dört eşit parçaya ayrılan ebrunun herbir parçası, levhanın bir kenarına monte edilir. HAFİF EBRU
Hattatlar tarafından üzerine yazı yazılmak üzere suyu
ve ödü normalden fazla boyalar kullanılarak yapılan pastel renkli şal
ebrusudur.
YAZILI EBRU Yazılı ebrunun mucidi Necmeddin OKYAY'dır. Önceleri yazının kalıbını kesip ıslanınca kâğıdı bırakan Arap zamkı ile yapıştıran ve kâğıdı ebruladıktan sonra bu kalıbı söken Necmeddin OKYAY, yazının kenarlarından taşan zamkın bulunduğu yerlerin de boya almadığını görerek mürekkep yerine zamk kullanarak yazdığı yazıları ebrulamaya başlar. Aynı zamanda devrinin en meşhur hattatlarından olan Necmeddin OKYAY'ın bu şekilde yazılmış tâ'lik Lâfza-i Celâl'i, Türk ebru tarihindeki en ünlü yazılı ebrudur. Hattat olmayan ebrucuların yazılı ebru yapabilmek için kullanabilecekleri en iyi yöntem ise yazının kalıbını hazırlamak ve bunu sökülebilir bir yapıştırıcıyla ebrulanacak kâğıda yapıştırmaktır.
EBRULU MİNYATÜR
Dünya ebru tarihinde örnekleri görülen ebrulu minyatürler de yazılı ebrular gibi kalıp kullanılarak yapılır. Farklı renkte ebrulanacak her bölge için ayrı bir kalıp hazırlanır. Bu şekilde yapılmış iki minyatür, GALERİ'de görülebilir. Yanda görülen minyatür, aynı kâğıdı dokuz kere ebrulamak suretiyle yapılmış, eller, yüz ve tahrirler minyatür sanatçısı Sn Şehnaz ÖZCAN tarafından boyanmıştır. |
EBRU
