T E K N E

Boyutları, üzerine Ebru yapılacak kağıdın
boyutlarından 1-2 cm
daha büyük olmalıdır. Genel olarak
35 cm ×
50 cm
boyutlarında ve 5-6 cm
derinliğindedir. Galvaniz kaplı sac ya da paslanmaz çelikten yapılmalıdır.
Eskiden olduğu gibi çam ağacından üretilirse, içi su sızdırmaması için
ziftlenmelidir.
KİTRE
Ebru yapımında kullanılan suyun belli bir
yoğunluğa sahip olması ve özel olarak hazırlanan boyayı üzerinde tutabilmesi
gerekmektedir, her hangi bir suyla ebru yapılamaz. Ebrunun suyuna bu özelliği
veren maddenin ismi kitredir. Kitre, Türkiye'nin güney ve güneydoğu bölgelerinde
kırlarda yetişen yabani bir dikenin(geven) özsuyudur. Köylüler kırlarda geven
dikeninin gövdesine bıçakla çizik atar, birkaç gün beklerler. Bitkinin özsuyu
çizik bölgeden akar ve kurur. Bir ağaç kabuğuna benzer görünüm alır. Bu kabuklar
tek tek toplanır. Kabuk şeklinde olan kitre aktarlarda satılmaktadır. Ebrunun
suyu hazırlanırken musluk suyunun içine belli ölçülerde kitre konulur. Su ağzı
kapalı bir kapta bu şekilde bir süre bekletilir. Belli zaman aralıklarıyla
çalkalanarak eriyen kitre özünün dağıtılması gerekir. Suyun yeterli yoğunluğa
ulaşmasından sonra, içinde kalan erimemiş kitre kalıntılarını ayırmak için, ebru
suyu iyice süzülmelidir.
Kitre ebru yapımında kullanılan, suyun belli
bir yoğunlukta olması için suya karıştırılan maddelerden biridir. Ünlü Ebrucu
Sacid Okyay ebru yapımında en iyi sonucu salepin verdiğini ancak kitrenin daha
ucuz olması sebebi ile kitre kullandığından bahseder.
BOYALAR
 
Ebruda çok çeşitli özellikte pigmentler
kullanılmıştır. Geleneksel ebruda bitkisel esaslı lahor, demir oksitler ve
ultramarin kullanılmaktadır. Toz pigment mermer veya cam tezgah üzerinde suyla
ezilmelidir. Hazırlanan boyanın içine büyükbaş hayvanlardan elde edilen öd suyu
eklenip karıştırılarak, boyanın pişmesi için iki hafta yada daha uzun
bekletildikten sonra kullanıma hazır hale gelir. Boyanın içine katılan öd,
boyanın yüzey gerilimini arttırarak yayılmasını ve şekil verilecek hale
gelmesini sağlar; ne kadar çok katılırsa boya o kadar çok yayılacağından eklenen
öd miktarına dikkat edilmelidir.
Ebru yapımında
eskiden beri toprak boya denilen tabiattaki renkli kaya ve topraklardan elde
edilen madeni boyalarla, bitkisel asıllı suda erimez boyalar kullanılır. Yağlı
boyanın ve suda eriyen anilin boyaların klasik ebruculukta yeri yoktur. Çünkü bu
boyalar üstüne serpilen sıvının içinde eriyerek kağıdın yüzeyine tutunamazlar.
Kısacası ebru yapımında kullanılan boyalar kesinlikle suda erimemeli ve yağ
içermemelidir.
Bu boyalar genişçe bir mermer üzerinde suyla
karıştırılarak çamur haline getirilir ve mermerden yapılmış, üzerinde tutma yeri
olan ve alt kısmı oval olarak şekillendirilmiş desteseng (el taşı) ile sabırla
ve ağır ağır ezilir. Bu işlem boyanın rengine göre yaklaşık 3-4 saat boyunca
sekizler çizilerek gerçekleştirilir. Boya su ilavesiyle daima merhem kıvamında
tutulur. Boyaların yeterince ezilip ezilmediği ancak teknede anlaşılr. Ebrucu
tecrübe ile hangi boyayı ne kadar ezmesi gerektiğini öğrenir.Desteseng ve
üzerinde ezme işleminin yapıldığı mermer aynı sertlikte olmalıdır. Aksi taktirde
birbirlerini aşındırırlar ve boyanın içine mermer tozları karışır. Ezme işlemi
tamamlandıktan sonra her bir renk ayrı ayrı ana kaplara alınır. Daha sonra
ebrunun en önemli işlemlerinden biri olan boyaların terbiyesine başlanır. Bu
işlemde suyla ve ödle karıştırılan boyalar yaklaşık iki ay süre ile bekletilir.
Bu süreçte kavanozların üzerinde biriken su-öd karışımı belli periyodlarla
çekilir ve tekrar su-öd ilave edilir, belli aralıklarla kavanozlar karıştırılır
ve çalkalanır. İyi terbiye edilmemiş boyalar gerçek renklerini kağıt üzerine
yansıtamazlar, kağıda tutunamazlar ve çeşitli problemlere sebep olurlar.
Boyaların akmaması için kağıtların şapa yatırılması işlemi klasik ebruculukta
yer almaz. Sonuç olarak boyaların ezilmesi ve terbiyesi usulüne uygun olarak,
sabır ve emekle gerçekleştirilmelidir.
RENKLER
Kırmızı +
Sarı =
Turuncu
Sarı +
Mavi
= Yeşil
Mavi +
Kırmızı
= Mor
1. SICAK RENKLER:

2. SOĞUK RENKLER:

 |
 |
 |
| RENK ÇEMBERİ |
IŞIK RENK ÇEMBERİ |
PİGMENT BOYA RENK
ÇEMBERİ |
| |
RENK
DEYİMLERİ |
|
| |
 |
|
Sarı: Tabiatta bulunan arsenik sülfür
(zırnık)
Mavi: Doğal çivit olan Lahor
Çividi. Bitkisel kökenli bir boyadır ve Pakistan'ın Lahor kentinden gelir.
Yeşil: Sarı ve mavinin karışımıdır.
Zırnık çok olursa fıstık yeşiline, çivit çok olursa yaprak yeşiline gider.
Lacivert: Bedahşi laciverti denen
doğal çivittir.
Siyah: Soba isinden elde edilir.
Eski is mürekkepçiliğinde kullanılan istir. Ezilmesi en zor boyadır. Suyu kolay
emmediğinden ve suyla karıştırma işlemi sırasında sürekli suyun üzerine
çıktığından genellikle çamlıca toprağı ile karıştırılarak ezilir.
Beyaz: İsfidaç (üstübeç) Bazik
kurşunkarbonatın tabiattaki şeklidir.
Kırmızı: Gülbahar yani demir
oksitleri içeren kırmızı bir topraktır.
Tütün Rengi: Çamlıca toprağı.
Renklerin Dili
Renklerin özelliklerine göre, meydana getirdiği ve
aksettirdiği değişik havadan, insan ruhu çeşitli şekillerde etkilenir. Yerine
göre bir huzur, ferahlık ve sakinliğe yahut kötümserliğe kavuşur. Bununla
beraber renklerin üzeremizde bıraktığı etkiler; özel durumumuza, ruh haletimize
ve tabiat şartlarının mevcut reaksiyonlarına bağlıdır.
Etrafımızda bulunan ve karşılaştığımız çeşitli renklerin günlük hayatımızda
bıraktıkları etkileri, bazen önemli derecede hisseder ve çok defa da farkında
dahi olmayız.
Bu konuda çoğu zaman hissi ve alışıla gelmiş durumlarda renklerin çeşitli
reaksiyon ve etkilerini gözden geçirelim:
KIRMIZI: Sıcak renklerin başında gelen kırmızı; canlı, tahrik edici ve
dolayısıyla aktif bir etkiye sahiptir. Heyecan verir ve bazen doktorlara göre de
insanın tansiyonunun artmasına sebep olur.
SARI: Sarı renk; güneşi, ışığı temsil eden sıcak ve zengin bir renktir.
İnsana cesaret ilham eder, yatıştırır. Zihni faaliyetlerde, çalışmada ve geniş
fikirli olmada önemli faydalar sağlar.
YEŞİL: İnsanda serinlik yaratan yeşil renk, içten bir huzur ve ümit temin
eder, nefse itimadı artırır. Dini kitaplarda da ifade edildiği gibi, yeşil renk
gözler için gayet iyidir: onları dinlendirir ve canlılık verir.
MAVİ: Mavi renk, insana rahatlık ve huzur verir. Dinlendirici bir
fonksiyona sahiptir: Düşüncelere bir ahenk verir, sinirleri telkin eder, gözleri
rahatlatarak dinlendirir. Fakat, açık mavi renk bazen insanın ruhunda bir
soğukluk, yalnızlık ve dolayısıyla hüzün yaratır.
TURUNCU: Sıcak bir renk olan turuncu, şatafatlı, gösterişli bir etki ve
hava yaratır. Bunda, kırmızının fazlaca olan canlı ve tahrik edici özelliği
hafiflemiş durumdadır.
BEYAZ: Beyaz renk masumiyeti, temizliği ve asaleti temsil eder. Renk
birleştiricidir, yazın serin tutar ve aynı zamanda insanı daha genç gösterir.
SİYAH: Siyah renk, yalnızlık sembolü olup, insana ciddiyet ve sükunet verir.
Dertlerini, sıkıntılarını ve endişelerini hatırlatır. Fakat bununla beraber,
neşeli zamanlarınızda ve özel anlamlı günlerinizde siyah elbise giyinmekten
çelinmeyiniz. Çünkü bu gibi durumlarda siyah renk, şahsiyetinizi daha belirli
hüviyete sokar.
KAHVERENGİ: Kahverengi, ciddilik, düzgünlük, dayanıklılık ve metanet
sembolüdür. Buna uyan başka renkler ile karıştırılarak ta tercih edilmelidir.
GRİ: Uzlaştırıcı, denge unsuru olan gri renk, alçak gönüllülüğü ve eski
tabirle, zevk-i selimi temsil eder. Hassas ve çabucak etkilenen kimseler için,
sıkıntılı ve ümitsiz bir hava yaratabilir. Bunun için gri renk, yeşil ve kırmızı
gibi canlı bir renkle açılabilir.
MENEKŞE RENGİ: Menekşe renginin, kendine has, etkili bir özelliği ve
havası vardır. Esrarengiz, melankolik vemistik bir etki yaratır.
Sıvının Hazırlanmasında
Kullanılan
Malzemeler
Üstüne boya
serpilecek suya yapışkan bir koyuluk (lüzucet) vermek için 45-50 değişik
malzemeden biri kullanılabilir. En çok kullanılan malzemeler kitre ve deniz
kadayıfıdır. Kitre Anadolu'da yetişen muhtelif Geven (Astragalus) çeşitlerinin
gövdelerinden sızan ve havayla temas edince katılaşan beyaz veya krem renkli
plaka veya şeritler halinde bulunan yapışkanlık özelliği zayıf bir zamk
çeşididir.Eczacılık, kozmetik ve tekstil sektörlerinde kullanım alanı geniştir.
Ebruculukta plaka halinde olanları ve beyaz renklileri tercih edilir. Deniz
kadayıfı (karegen) ise genelde Kuzey Avrupa ülkelerinin denizlerinde yetişen ve
İrlanda Yosunu olarak da isimlendirilen bir yosun çeşididir. Sporları suya
lüzücet vermek için kullanılır. Kitrenin hazırlanması deniz kadayıfına göre daha
zahmetlidir ve daha uzun zaman alır. Suyla karıştırılan kitre kalitesine ve
cinsine göre yaklaşık 5-7 gün dinlenmeye ve bu süre içinde yoğrulup
karıştırılmaya ihtiyaç duyar. Deniz kadayıfı ise bir günlük dinlenme sonunda iyi
netice verir. Hatta 3-4 saat içinde bile kullanıma hazır hale getirilebilir.
Ancak oluşan hava kabarcıkları ve köpükler sıvıdan bir kaşıkla alınmalıdır. Her
iki malzeme de hazırlandıktan sonra tülbentten süzülmeli ve son su ayarları
teknede yapılmalıdır. Boyalar kitre üzerinde, deniz kadayıfına göre 8-10 misli
daha fazla öde ihtiyaç duyarlar. Deniz kadayıfı ebruculuk bizden Avrupa'ya
geçtikten sonra daha çok oralarda kullanılmış ve hazırlanması daha az zahmetli
olduğu için kitreye tercih edilmiştir.Bu iki malzeme dışında ketentohumu, salep,
ayva çekirdeği, hilbe (boytohumu), nişasta gibi değişik malzemeler de
kullanılabilir. Her birinin verdiği sonucun kalitesi bir diğerinden farklıdır.
Hilbe hakkında rahmetli üstad Necmeddin Okyay şöyle bir olay anlatır: "Bir
tarihte, Üsküdar Özbekler Dergahında elime eski ebrular geçti evladım. Lakin
dehşetli pastırma koktuğunu farkettim. Allah Allah, pastırma sarmak için ebru
kağıdından başka kağıt bulamamışlar mı? diye düşündüm, bir mana da veremedim.
Sonradan bir yazma eserde, ebru yapmak maksadıyla hilbenin de kitre gibi
kullanılabildiğinden bahsolunduğu gözüme çarptı. İşte o zaman pastırma
kokusunun esrarını çözer gibi oldum. Zira bu kokuyu pastırmaya veren ve etin
üstünü kapatacak bir tabaka halinde sürülen çemen maddesinin esası hilbe
tohumudur. Bunun üzerine kendim de tecrübe ettim. iyi netice almakla beraber,
aradan geçen çok uzun zamana rağmen kağıdın pastırma kokusunu kaybetmediğini
gördüm. Ben bütün lüzuci maddeleri ebru yapımında kullanmışımdır. Ancak bunlar
arasında salep (orkide bitkisinden elde edilir) kadar iyi netice vereni olmadı.
Lakin hakiki salep bulmanın zorluğundan ve bu maddenin pahalılığından kitre
üstünde karar eyledim"
Neft
Ebruda kimyasal içerikli ve petrol türevli neft kullanılmaz. Tabii olan neft
kullanılır. Atılan veya serpilen boyalara üç boyutlu, küremsi şekiller verir.
Genellikle serpmeli ebrularda, ya da battal ebru çalışılırken kullanılır.
Fırça

Ebrucu fırçasını kendisi sarmalıdır. Fırça yapımında yaşlı atların
kuyruğu ve bu kılları üzerine sarmak için gül dalları kullanılır. At kılı sert
ve düz olduğu için tercih edilir. Böylece boyalar tekne üzerine gerektiği gibi
atılabilir. Ayrıca bakteri ve mantar oluşumuna daha az izin verir. Gül dalı ise
oldukça esnek ve dayanıklı bir ağaçtır. Boya atmak için fırçaya her vurulduğunda
esneyerek damlaların istenildiği gibi düşmesine olanak verir. Ama ebruculukta
gül dalının kullanılmasının esas sebebi Necmeddin Okyay’ın iyi bir gül
yetiştiricisi olmasından kaynaklanır Su içinde bekleyen fırçaların kılları zaman
içinde eğilerek boyaların Türk Ebrusun'da arzu edildiği şekliyle atılmasını
sağlar. Kıllar misinayla ve kesinlikle yapıştırıcı ya da bant kullanmadan
sarılır ve olta iğnelerinde kullanılan düğümsüz bağlama şekli tercih edilir.
Tarak
Taraklı ebru yapımında kullanılan malzemedir. 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9 mm gibi
değişik diş aralıklarına sahip çeşitli taraklar kullanılır. Buket tarağı gibi
iki sıra halinde dizilmiş taraklar da kullanılır. Diş aralıkları için belli bir
kural bulunmaz ebrucu ihtiyacına ve isteğine göre çeşitli aralıklara sahip
taraklar yapabilir.
Biz
Sıvı üzerine atılan, damlatılan ya da yine bizle bırakılan boyalara şekil vermek
için kullanılan çeşitli kalınlıklardaki iğnelerden, tellerden ya da çivilerden
yapılan malzemelerdir. Paslanmaz özellikte olması önemlidir. Sümbül yapımında
sümbül tarağı denilen özel diş dizilimine sahip taraklar kullanıldığı gibi,
10-15 bizin birbirine bağlanmasıyla da sümbül için gereken boyalar zemin üzerine
koyulabilir.
D E S T E S E N G

Boyayı ezmeye yarar, kolayca tutulmasını sağlayan özel bir şekli vardır, mermer
kullanılarak üretilir.
Ö D S U Y U

Kasaptan veya mezbahaneden sığır ödü alınır. Bir metal kap içerisine konur bu
kap su dolu bir başka metal kaba konur ve ocağın üzerine konur (benmari Metodu)
yaklaşık 20 dakika alttaki su kaynatılır ödlü kapta biriken köpükler atılır. Öd
soğuduktan sonra tülbentten süzülür kavanoza konur, öd kullanmaya hazırdır. Ödün
işlevi; boyaların parçalanmasını ve kitreli suyun üzerinde açılmasını
sağlamaktır.
Sıvının üzerinde
boyaların çökmeden yayılmasını sağlamak için yüzey aktif (yüzeyde gerilim
sağlayan ve sıvının yüzey gerilimini kıran) sığır ödü kullanılır. Öd ayrıca
boyaların birbirine karışmadan sıvı üzerinde ayrı ayrı renklerini vermesini de
sağlar. Öd safra kesesi tarafından salgılanan, safra asitleri ihtiva eden, zayıf
asit özelliği gösteren ve hayvanların ve insanların vücutlarına aldıkları
yağların parçalanmasını sağlayan bir maddedir. Bozulmasını engellemek için
önceden kaynatılır (genelde benmari usulü ile) ve bu şekilde saklanır. Koyun ödü
de aynı görevi görür. Hatta kumlu ebru yapımında kalkan balığı ödü çok iyi sonuç
verir. Öd suyu yerine eskiden tütün yaprağı suyu ve haraza suyu kullanıldığı
Şebek Efendi tarafından 1608 tarihinde kaleme alınmış Tertib-i Risale-i Ebri'de
yer almaktadır. Boyaların öd ayarlarının iyi yapılması en önemli hususlardan
biridir. En başlarda boyalar etraflarında kendilerini sıkıştıran başka boyalar
bulunmadığından rahat rahat açılırken, sonraları teknede kendilerine yer
açabilmek için (artan yüzey gerilimini yenebilmek için) daha fazla öde ihtiyaç
duyarlar. Öd miktarı yanlış ayarlanmış boyalar, dibe çöker, parçalanır ve kağıt
üzerinden ele çıkarlar.
S U
Eskiden yağmur suyu kullanılırmış; fakat hava kirliliği nedeniyle yağmur
sularının asit içermesi nedeniyle artık sadece damıtılmış içme suyu
kullanılmaktadır.
KAĞIT
|