|
Teknedeki kitreli suyun yüzünde hasıl olan bu renk
cümbüşünün seyrine doyum olmaz. Lakin, su üstündeki nakışlar kalıcı
değildir. Hatta bu manaya gelen nakş-ı berab tabiride “devam etmeyen, çabuk
yok olan şeyler” hakkında kullanılır. Şimdi bu güzelliğin ebru teknesi
üzerine nasıl geçirildiğini görelim:
Kağıt teknenin sağından veya
solundan yavaş yavaş suyun üzerine yatırılmaya başlanır ve böylece su
ile kağıdın arasında hava kalması önlenmiş olur. Cilalı kağıt pek
kullanılmayıp, emme hassası bulunan mat kağıtlar tercih edilir.
Uygulama: F.Çiğdem ERTEM
Kağıt ile su arasında hava kabarcığı kaldı ise, o kısım suya yanaşamaz ve dolayısıyla karşısındaki boyayı almaz. Kullanılan kağıdın renginde bir leke gibi görünen bu boşluğu önlemek için, bir iğne yardımıyla kağıdın o kısmı delinip havası alınır. Kağıt kapatıldıktan en geç 15 saniye sonra kitreli suyun yüzündeki nakışlar kağıda geçmiş olur. Ebruyu yapandan tarafa olan köşelerden tutulup kaldırılan kağıt, öne doğru çekilir. Eğer kağıt teknenin kenarına sürtülerek çıkarılırsa, kitrenin fazlası teknede kalmış olur. Kağıtlar uzun çıtalar üstünde ve gölgede kurumaya terk edilir.
Mustafa Düzgünman ise yan yana
getirilmiş birkaç çıtanın üstüne yatırarak kurutmayı tercih etmişlerdir.
Ebru kağıtları kuruduktan sonra, mühre denilen iki kollu el presi
yardımıyla düzeltilip parlatılır. Buna ebru’nun mührelenmesi denir. Ebru
yapılmadığı zaman, kitrenin kaynak bağlamaması için teknenin üstü bir
kağıtla suya değecek şekilde örtülür. Teknede yapılan nakışlar ancak bir
tek kağıda geçirebilir, bir ikinci kağıda almak mümkün değildir. Ebru
asla kopya edilemeyecek bir sanat eseri vasfını taşır. Bir tekneden
600′e kadar ebru kağıdı yapılabildiği sabittir.
kaynak yazı: Uğur Derman |
EBRU
