|
Ebru çiçeği
El işte, göz oynaşta Adı... Eda Özbekkangay... Ebru sanatçısı. Kadir geceleri pilavı
Tekke'de, Kadir
geceleri kazan kaynıyor, havuçlu, etli ve ince kıyılmış portakallı Özbek
pilavı pişiyor. Yoksullarla paylaşılıyor. Mucit Şeyh İşte Eda Özbekkangay böyle bir ortamın mirasçısı. Anlatıyor: Sadece Tekke değil, orası bir bilim merkeziydi de... İbrahim Efendi, tekkenin kuyusundan su çekebilmek için bir makine, ebru çalışmaları için bir litografya aygıtı, 3 beygir gücünde bir buharlı makine ve çeşitli amaçlarla kullanılan, büyüklü küçüklü makinelerin de mucididir. 1867 Paris sergisinde ödül almıştır. Dokumalarıyla ve ebrularıyla Sultan Abdülaziz'i adeta büyülemiştir. Osmanlı'da ilk kurşun boruyu döken de odur. Tophane askeri okulunun kurucularından olduğu söylenir. Eda, ünlü müzik adamı Ahmet Ertegün'le kardeş çocukları... Ahmet Ertegün'ün babası Washington büyükelçimiz Münir Ertegün de bu dergahın terbiyesini almıştır. Washington'da, kültür derinliğiyle bıraktığı izler öylesine etkiliydi ki, naaşı Türkiye'ye, ABD tarafından Missuri denizaltısıyla gönderilmişti. Eda'ya dönelim... Daha çocukluğundan başlayarak ebru sanatının içinde yoğrulur. Eğitimini tamamladıktan sonra, ebru çalışmalarını sürdürürken, profesyonel yaşamda bir kuruluşun halkla ilişkiler yöneticisi olur. Ve bir iş kazası... Çalıştığı kurumun fork - lifti, sağ bacağını paramparça ederek üzerinden geçer. Karar; "bu bacak kesilecek..." İşyerinde, onunla ilgilenen yok. Dahası... işine son verilmiş. Artık, kocası da yanında yok. Yapayalnızdır. Bir gece kendi kendine karar verip başka hastaneye yatar. Bacağını kurtarırlar. Eda, ebru çalışmalarına odaklanır. Yüzyılların geleneği ebru sanatında, damar damar "battalın" üzerine çicekler resmeder. Boynu bükük çiçekler... Çünkü onu çok kırmışlar. Sonra... Aşkı Emrah'ı bulur. Nişanlanırlar. "Battal" damarlarındaki renkler de canlanır. Eda'nın "Battal" üzerine düşürdüğü güller, karanfiller ve menekşelerin başları da doğrulur. Eda ile Yıldız - Silahhane'deki sergisinde konuşurken (mutlaka görünüz) tıpkı "çiçekleri" gibi dik ve neşeliydi. Dünya kadınları gününde Eda'yı yazmak istedim.
kaynak: Milliyet Gazetesi
|
Eda Özbekkangay

