|
Musa Tektaş
Söyleşisi
Hat, sözlükte ``ince, uzun doğru yol, birçok noktaların birbirine bitişerek
sıralanmasından meydana gelen çizgi, çizgiye benzeyen şeyler ve yazı” gibi
anlamlara gelir. Bu kelime özellikle İslâm kültüründe, yazı ve güzel yazı
(hüsnü`lhat, elhattu`lhasen) manalarında kullanılmıştır. Hüsni hat, estetik
kurallara bağlı kalarak, ölçülü, güzel yazma sanatıdır; fakat İslâm yazıları
için kullanılan bir tabirdir. İslâm yazılarını güzel yazma ve öğretme
hünerine sahip sanatkâra hattat, bu sanata da hattatlık denilmiştir. Hat,
sözün veya ruhta cereyan eden fikir ve duyguların alfabe ve yazı vasıtaları
ile resmedilmesidir. Nitekim büyük matematikçi Öklid de aynı manaya
işaretle; “Hat, her ne kadar maddi aletlerle meydana gelirse de o, ruha ait
bir hendesedir” demiştir. Bu ayki konuğumuz bir hattat. İnce uzun doğru bir
yolda hat çalışmalarını yürüten, Sivas İmam- hatip Lisesi’nden arkadaşım.
Değerli dostum Hattat Cafer Kelkit, halen Sivas’ta yaşayan bir sanatkâr.
Kendisiyle hat sanatı ve eserleri üzerine konuştuk:
TEKTAŞ: Cafer Bey, okuyucularımız için biraz kendinizden
bahseder misiniz?
KELKİT: 1969
yılında Sivas’ta doğdum. Sivas İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldum. A. Ü.
İşletme Fakültesi Kamu Yönetimini bitirdim. Halen Sivas Cumhuriyet
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İhtisas Kütüphanesi’nde Kütüphaneci olarak
görev yapmaktayım. Özel hocalardan Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi
dersler aldım. Lise yıllarında Hat sanatına ilgi duydum. Zamanımızın büyük
Rik’acısı denmeye lâyık Hattat Mümtaz Seçkin Durdu Beyefendinin teşvik ve
delaletiyle Hocam Hasan Çelebi’den 1983 yılında meşk’e başladım. Sülüs-Nesih
ve Rik’a icazetlerini aldım. Çeşitli edebiyat ve kültür dergilerinde (Hayat
Ağacı, Somuncu Baba vb.) Hat sanatı ve sanatkârları üzerine yazılar yazdım.
Sivas Valiliği İl Kültür Müdürlüğünün görevlendirmesiyle, Sivas ili ve
ilçeleri Hat Sanatı Envanterini oluşturdum. Kültür Bakanlığının Sivas’taki
açmış olduğu sergilere eserlerimle katıldım. Nasihat Yayınları’ndan “Evrad-ı
Behaiyye” isimli kitabın metin bölümünü yazdım. Halen Sivas İl Kültür
Müdürlüğü’nün açmış olduğu Hüsn-i Hat Kursunda Usta Öğretici olarak görev
yapmaktayım.
Musa TEKTAŞ: Hüsn-i Hat merakınız nasıl başladı?
Cafer
KELKİT: Hüsn-i Hat
merakım İmam Hatip Lisesi yıllarında, talebeliğimde başladı.
TEKTAŞ: Kimlerle meşk yaptınız?
KELKİT: Hattat
Hasan Çelebi(Reisü’l-Hattâtîn), Hattât Fahrettin Bilgiç ve Hattat Mümtaz
Seçkin Durdu’dan sülüs ve nesih meşkleri.
TEKTAŞ: En Beğendiğiniz hattatlar
Kimlerdir?
KELKİT: Osmanlı
Döneminde Şevki Efendi, Sami Efendi, Hulusi Efendi. Cumhuriyet döneminde
ise, Hattât Hamit Aytaç, Hattât Hasan Çelebi ve Mümtaz Seçkin Durdu’dur.
TEKTAŞ: İyi bir hattatta bulunması gereken özellikler
nedir?
KELKİT: Tevazu,
çalışmak, çok yazmak ve yazı incelemek.
TEKTAŞ: Hattatlığın zorlukları nelerdir?
KELKİT:
Hattatlıkta devamlılık esastır. Derse ilk başlandığı andan itibaren dersi ve
yazmayı bırakmamaktır.
TEKTAŞ: En çok sevdiğiniz “hat” çeşidi nedir?
KELKİT: Hatların
bütün çeşidini severim, ayırım yapmam.
TEKTAŞ: Yazmayı en çok istediğiniz arzu ettiğiniz bir tablo
var mı?
KELKİT: Besmele-yi
Şerifi kuralına uygun olarak yazmaktır.
TEKTAŞ: Bugüne kadar eserlerinizi sergilediniz mi?
KELKİT: Gerek
Sivas’ta ve gerekse Sivas dışında çeşitli fuar ve açılışlarda eserlerimi
sergileme imkânı buldum.
TEKTAŞ: Bu sanata ilgi duyan gençlere tavsiyeleriniz olacak
mı?
KELKİT: Çok
çalışmaları, sabırlı ve sebatkâr olmalarıdır.
TEKTAŞ: Şu anki çalışmalarınız nelerdir? Yalnızca üretiyor
musunuz? Yoksa talebe yetiştirmek gibi bir mesainiz de oluyor mu?
KELKİT: Hayır
sadece üretmiyorum. Aynı zamanda talebe yetiştirmek için de çalışmalarım
devam ediyor.
TEKTAŞ: Öğrenci grubunuz var mı? Haftada kaç saat
çalışıyorsunuz ve kaç talebeniz var?
KELKİT: Haftada
iki gün olarak Çevre-Kültür Sanat Evi’nde ve Sivas Belediyesi’nde Hat
derslerim devam ediyor. Şu anda 45 civarında talebem var.
TEKTAŞ: Kurslara katılanların grafiği nedir. Meslek ve
eğitim düzeyleri anlamında soruyorum?
KELKİT:
Kurslarımıza; öğrenci, öğretmen, esnaf ve hemen hemen her meslek grubundan
katılım var.
TEKTAŞ: Bu sanatla meşguliyetin maddî-manevî maliyeti
nedir?
KELKİT: Bir kalem,
kâğıt ve mürekkep. Bütün maliyeti bu. Talebe olmak isteyenler biraz da boş
zaman bulursa bu iş tamam.
TEKTAŞ: Sivas’ta hat sanatına dair bir umut taşıyor
musunuz?
KELKİT: Kesinlikle
umudum var.
TEKTAŞ: Sanatla, özellikle geleneksel sanat dallarından
biriyle meşgul olmanın insan psikolojisine olumlu katkıları olduğunu
duymaktayız. Hat sanatının da buna benzer tesirleri var mıdır?
KELKİT: Evet. Hat
sanatının insanların hissiyatlarına tesiri inkâr edilemez bir hakikattir.
Yazıyla meşgul olduğum zamanlar adeta dünya ve ahret arasında bir berzahta
geziyorum gibi olur. Yazı insana pozitif enerji verir, hayır ve iyiliğe
meylettirir. Müspet yönden insan duygularını besler ve takviye eder.
TEKTAŞ: Resme kabiliyeti olan bir gencin hat sanatını daha
kolay öğrenip icrâ edebileceğini söylemek yanlış bir hüküm olur mu?
KELKİT: Doğru bir
hükümdür. Ancak resimdeki el serbestliği hat sanatında pek mevcut değildir.
Hat sanatı, meşhur Yakut-u Musta’simî’nin dediği gibi, “Cismani aletlerle
vücuda getirilen ruhani bir hendesedir.” Her yazı çeşidinin belirlenmiş
ölçüde kuralına uygun olarak yazılması vardır.
TEKTAŞ: Hüsn-i Hat dışında, tezhip, ebru gibi başka bir
sanata ilginiz var mı?
KELKİT: Klasik
sanatların her çeşidine ilgim vardır. Fakat profesyonel olarak
uğraşmamaktayım.
TEKTAŞ: Sivas, Hattat bakımından münbit bir şehir midir?
Tarihinde hangi hattatlara şahitlik etmiştir? Hat sanatı için daha müsait
şehirlerden söz edilebilir mi? Meselâ İstanbul gibi? Sivas’ta bir hattat
olmanın iyi tarafları ve dezavantajları nelerdir?
KELKİT: Evet
münbit bir şehirdir. Hattât Ebubekir Sıtkı Efendi, Hattat Abdülkadir Efendi,
Hattat Abdi Kalfa, Hattat Eskicizâde Mahmut Hamdi Efendi vs.. Hat sanatında
İstanbul’un yeri tartışılmaz. Ama sadece orada öğrenilir demek doğru
değildir. Ciddi çalışmakla her tarafta öğrenilir. Hattat olmak için:
a.Kalem
b.Kağıt
c. Mürekkep
d. İcazetli bir hat hocası lâzımdır. Bu dört madde talebenin Aşk ve Meşkiyle
birleşince netice hâsıl olur.
TEKTAŞ: Hocanız Hasan Çelebi’den dinlediğiniz kadarıyla
bize üstadınızı da tanıtır mısınız?
KELKİT: Hattat
Hasan Çelebi: 1937 yılında Erzurum`un Oltu ilçesinin İnci köyünde dünyaya
gelir. Çocukluğundan itibaren kâğıtların Hasan Çelebi için karşı konulmaz
bir çekiciliği vardır. Ciddi manada hat sanatına merakı ise, köydeki caminin
yazılarına ilgi duyarak onları taklit etmesiyle başlar. Yusufeli`nde müezzin
olarak görev yaptığı camiye levhalar yazar. İstanbul`a tekrar döndükten
sonra görev yaptığı Sultantepe`de taş ustası Yusuf Efendi ile tanışır. Bu
tanışma Çelebi`nin hayatında yeni bir sayfa açacaktır.
Çelebi, Yusuf Efendi vasıtasıyla Hattat Hamit Aytaç`la (1891-1982) görüşür
ve Hamit Bey`e kendisine hat dersi verip veremeyeceğini sorar. Hamit Bey de
cevaben "Görüyorsun çok meşgulüm, ama benim talebem Halim var, ona git o
öğretir" der. Hasan Çelebi bu tavsiye üzerine Topkapı dışında Çırpıcı
Çayırı`nda oturan Hattat Halim Özyazıcı`dan (1898-1964) meşke başlar. Bu
onun hat sanatıyla olan serüveninin başlangıcıdır.
Dört ay sonra Halim Bey bir trafik kazasında hayatını kaybeder.
Dört aylık bir dersin sonunda hocasını kaybeden Hasan Çelebi ne yapacağını
bilmez bir halde ortada kalmıştır. Tekrar Hamid Bey`e gitmeye cesareti
yoktur, çünkü ilk teklifinde reddedilmiştir. Bu esnada Diyanet eski Reisi
Ömer Nasuhi Bilmen`in oğlu Avni Bilmen`le karşılaşır. Üzüntüsünü ona
anlatır. Avni Bilmen, Hamid Bey`e gitme konusunda Çelebi`yi cesaretlendirir.
Hamid Bey`e gidip kendisinin selâmını götürmesini ve talebini yinelemesini
söyler. Çelebi o şevkle bir daha Hamit Bey`in huzuruna
çıkar ve bu sefer derse kabul edilir.
6 yıllık bir çalışmanın sonunda Hamit Bey`den icazet alır. 14 Ekim 1964`te
başlayan bu birliktelik Hamit Bey`in vefatına kadar 18 yıl devam eder.
Çelebi`nin ikinci bir icazeti daha vardır. Çelebi, Hamit Aytaç`dan sülüs
neshi meşk ettiği sırada; 1966 senesinde merhum Kemal Batanay`la tanışmış ve
ondan da ta`lik ve rik`a dersleri almaya başlamıştır. Batanay; mutedil,
halim selim, geleni geri çevirmeyen, mütevazı bir kişiliğe sahiptir. Çelebi`nin
talebelik arzusunu geri çevirmemiş, hemen kabul etmiştir. Aynı zamanda Hâfız,
tamburi ve bestekâr da olan Batanay, Galata Mevlevihanesi`nde yedi yıl cuma
imamlığı ve na`athanlık yapmıştır. Çok sayıda klasik besteleri mevcuttur.
Vakit namazlarını dahi hatimle kılacak derecede ileri bir hafızlığı vardır.
Hasan Çelebi, 1975 senesinde Ta`lik yazının üstatlarından Veliyyüddin
Efendi`nin bir Ta`lik kıtasını takliden yazıp Kemal Batanay`dan icazetini
alır.
TEKTAŞ: Değerli vakitlerinizi ayırdığınız için teşekkür
ederim Hocam. Allah bileğinize kuvvet ömrünüze bereketler ihsan eylesin.
KELKİT: Teşekkür
ederim.
|