|
Ahşap Oymacılığı Nedir ve
Tarihçesi
AHŞAP OYMACILIĞI NEDİR?

Ahşap oymacılığı, tahta levhaları istenilen şekilde
kesip oymak şeklinde tanımlanabilir. Oymak tabiri bir
yeri oyarak derinleştirmek veya kazımak manasına gelir.
Öteden beri manası karıştırılarak yüzeyi düz bırakılmak
suretiyle kesilen şekillere de oyma denilmesi yanlıştır.
Fransızca bu işe “de’copaqe” yani etrafını keserek
boşaltılmak denir. Türkçe’de oyma denildiği zaman ağaç
üzerine kalemle oyularak yapılan kabartılma ve müşebbek
işler anlaşılır.

Halbuki bir şeyin sathı düz kalmak suretiyle etrafı ve
içi kesilerek yapılan şekillere oyma demek manayı
karıştırır ve o işin ne tür bir iş olduğunu layıkıyla
anlatmaz. Oymalı bir masa denildiği zaman kabartma
tezyinatlı bir masa anlaşılır. Kesmek tabiri ise işi
hakkıyla ifade etmez. Bir şeyi ortasından biçmek ve
parçalara ayırmaya da kesmek denir. Bu sebeple etrafı ve
yalnız şekli kesmek suretiyle yapılan tezyini işlere
kesme tabirinin kullanılması münasip olur. İnce tahta
işlere sadece kesme oymalı veya mukatta oyma demek lazım
gelir.

Ormanda büyüyen bir ağacın kesildikten sonra bittiği
düşünülen hayatı, yeniden başlar ahşap oymacılığı sanatı
ile…
Parçalara ayrılır, kesilip, biçilir, yeni hayatında,
yeni şeklinde yeni görevler üstlenir. İnsanlara beşik
olur, kucaklayan koltuk olur, yatak, çerçeve, sandık
olur. Son yolculuğunda bile eşlik eder insanoğluna…

Ahşap süsleme ve oymacılığı işte bu aşamada ortaya
çıkar, bazen iç içe desenler bazen çok sade desenler
bazen bir tokmak ve oyma kalemi ile bazen de bir çivi
üzerinde iz bırakacak her şey ile yapılabilir.
Hayal gücümüzün, fiziki imkan ve kabiliyetlerimizin el
verdiği ölçüde kendimizi ifade etmenin, duygularımızı
anlatmanın bir yoludur ahşap oymacılığı…
TARİHÇESİ
Şekil verilmesi kolay bir malzeme olduğundan ahşapa
şekil verme sanatı çok eski çağlara dayanmaktadır.
Ahşaptan şekillendirilmiş heykellere Mısır’da
piramitlerde de rastlanmıştır.
Türk tarihinde Türkmenistan’da rastlanan bu sanat,
İslami motiflerle birleşerek Endülüs’e, Asya, Avrupa,
Afrika kıtalarına yayılmıştır. Şu anda Fas, Tunus,
Cezayir gibi ülkelerde de ahşap motiflere sıklıkla
rastlanılmaktadır.
Yapılan araştırmalarda İslamiyet’ten önce Orta Asya’da
yaşayan Türklerin heykel ve oyma süslemeler eserlerine
rastlanmıştır. Bu eserlerde Çin ve Hint sanatının izleri
görülmektedir. Ancak İslam dininin heykeltıraşlık
sanatına müsaade etmemesi, Müslümanlar ve Türkler
arasında ahşap oymacılığı sanatında ilerlemelerine yol
açmıştır.
Türklerin Müslümanlığı kabul etmelerinden sonra oyma
sanatı daha çok Türkistan’da gelişim göstermiştir.
Sonraları Büyük Selçuklu Devleti’nin hakim olduğu
ülkelerde meydana getirdikleri mimari eserlerin
tezyinatında da oyma işçiliğine geniş yer verilmiştir
Oyma sanatı özellikle Türkmenistan’ da uzun yıllar
kalıcı olmuştur. Daha sonra Selçuklular saray, cami,
mescid ve külliye gibi yapılarda süsleme amaçlı olarak
kullanmışlardır.
Anadolu Selçukluları devrinde çini tezyinatına önem
verilmekle beraber, oyma sanatı da ehemmiyetini muhafaza
etmiş ve Erzurum, Harput, Beyşehir, Konya gibi büyük
merkezlerde bu sanatın en güzel örnekleri meydana
getirilmiştir. Yalnız bu devirde tezyini motiflerine sas
karakterlerini çini süslemelerinde olduğu gibi daha
ziyade geometrik şekiller teşkil etmiştir.

Abanoz, ceviz, elma, armut, sedir, gül ağacı, çam vb.
gibi ağaçlar üzerine oyma, kakma, boyama, çatma (kükdekari)
ve çakma (kafisi işi) gibi tekniklerle bezenmiş ahşap
örnekleri Selçuklu Dönemi’nde bu alanda üstün bir düzeye
ulaşıldığını ortaya koymaktadır. Düz satıhlı derin oyma,
yuvarlak satıhlı derin oyma, eğri kesim, şebekeli oyma
(ajur) gibi oyam teknikleriyle süslenmiş parçalar; düz
satıhlı kakma ve kabartmalı kakma gibi kakma ve
kabartmalı kakma gibi kakma teknikleriyle dekore edilmiş
örnekler, düz yüzeyli boyama, kabartmalı yüzeyli boyama
gibi boyama teknikleri ve kündekari, yalancı kündekari
gibi çatma teknikleriyle yapılmış eserler her tekniğin
zengin bir repertuar bulunduğuna işaret etmektedir.
Bıçak, yüzeyden zemine doğru dik tutarak çalışılan düz
satıhlı derin oyma, bıçak kullanarak serbest el
hareketleriyle uygulanan ve yüzeyin yuvarlak olmasına
özen gösterilen yuvarlak satıhlı derin oyma, yüzey daha
derin oyularak zeminin belli parçaları çıkarılarak
yapılan, dantel görünümü veren şebekeli derin oyma
(ajur) ile bezenmiş paçalar ustaların el maharetini
belgelemektedir.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında ise ağaç oyma sanatı en
yüksek seviyesine ulaşmıştır. Rumi ve hatai dediğimiz
çiçek, nebat ve hayvanların stilize edilmesinden meydana
gelen tezyini motifler kullanılmıştır. Mimari eserlerin
iç ve dış kısımları bu sanatın ustaları tarafından
bezenmiştir.
Başlıca uygulama alanları da ;

cami ve türbelerin mihrab ile
minberleri, cami ve medreselerde kullanılan
rahleler,Kral tahtları, mezar taşları, kapı, pencere,
dolap kapakları,iskemleler, mücevher kutuları, ahşap
beşikler,sofra altlıkları,oyma bezemeleri, çeşmeler,
sandıklar olmuştur. Evlerde kullanılan çekmece, sandık
gibi eşyaların süslemelerini, çeşitli mimari eserlerin
iç kısımlarına yazı yazan hattatların yazılarını tahta
üzerine tatbik edenler de bu sanatın üstatlarıdır.
Osmanlı İmparatorluğu devrinde tahta oymacılığına naht
denirse de bu sanatın erbabına izafe edildiği söylenen “nahhât”
tabirine kadim ehl-i hiref defterlerinde ve diğer
kayıtlarda tesadüf edilmemiştir. Bu sebepten ağaç oyma
sanatkarlarına hususi bir isim verilip verilmediğini
bilmiyoruz. Türk oymacıları eserlerinde malzeme olarak
en ziyade şimşir, ıhlamur, meşe ve ceviz ağaçlarından
yararlanmışlardır.
19.Yüzyılda ahşap oyma sanatının kullanımı
yaygınlaşmıştır. Bitlis, Bursa, Gaziantep, İstanbul
(Beykoz), ve Zonguldak gibi illerde ahşap ağırlıklı
malzeme kullanılan sektörler ortaya çıkmıştır.
Günümüzde ise, ahşap oyma ustalığı gün geçtikçe azalmış,
cami minberlerinde kullanılan ahşap oyamların yerini,
usta azlığından boyalı desenler almıştır. Anadolu’nun
bazı yerlerinde çok az sayıda kalmış ustalar tarafından
icra edilmekte, bazı üniversitelerin heykel bölümlerinde
ilgi toplamaktadır. Ayrıca Tarım ve Köyişleri
Bakanlığına bağlı Düzce El Sanatları Eğitim Merkezi’nde
çalışmalar vardır.
YAPILIŞI

Tahta Seçimi
Ağaç oymacılığı kolay ve masrafsız yapılabilen bir
sanattır. Öncelikle tahta seçimi yapılır. Tahta
seçiminde ağacın genel özelliklerine göre çeşitli
faktörler etkindir. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

1- Ağaçların sertlikleri, ağırlıkları bir birinin aynı
değildir.
2- Bir kısım ağaçlar kolay kesilir, rendelenir ve
boyanır.
3- Bir kısım ağaçlar çabuk bükülür ya da bükülmez.
4- Bazı ağaçların üzerleri pürüzlenir, tiftiklenir.
Ayrıca seçilen ağaçlarda incelik, kalınlık ve ağacın
damarlarının (liferinin) akış istikametine, üzerindeki
beneklerin küçüklük ve büyüklüğüne, açıklık ve koyuluk
rengine de önem verilirse yapılan oyma işini göze daha
hoş görülür.
Kıl
Testerenin Kullanılışı
Tahtaya çizilen motifin çevre kesiminin dışında kalan
yerlerin kesim işlemi gayet kolaydır. Ancak motifin iç
kısımlarında kalan yerleri kesebilmek için kıl
testerenin geçebileceği kadar bir deliğin açılması icap
eder.
El matkabı yardımı ile delik açılır. Kıl testeresi
buradan geçirilip iyice gerdirilerek hazırlamış olan
testere, kolu dik tutulmak suretiyle kesim işine
hazırlanır.
Testerenin dik tutulabilmesi için;
a- testerenin öne yatık olmamasına,
b- Testerenin arkaya doğru yatık olmamasına,
c- Testerenin sağa ve sola yatık olmamasına,
d- Testerenin el ile tutulan sapın üst mengenenin kesim
yüzeyine düşey olmasına,
e- Testerenin arka gövde kısmının kola temas etmesine,
f- Omuzdan dirseğe kadar olan kol kısmının vücuda
yapışık olmasına,
g- Dirsekten elimize kadar olan kısmın yukarı ve aşağı
muntazam bir şekilde hareket ettirilmesine dikkat etmek
gerekir.
Tahtanın kesimi sırasında testerenin gerek tahtanın
sertliğinden ve gerekse testerenin kullanma şekil
hatasından dolayı bir ısınma meydana gelir. Isınmadan
ötürü testerenin hareketi ede olmadan ağırlaşır. Bu
ağırlaşmanın önüne geçmek için dolayısıyla elin hareket
sahasını genişletmek maksadı ile tazgaha veya masaya
sıkıştırılabilecek V harfi şeklinde yardımcı yedek
tezgaha ihtiyaç duyulabilecektir.
TÜRLERİAğaç oymacılığını
kesme oyma, yüzey oymacılığı ve tabii şekil oymacılığı
diye 3 grupta inceleyebiliriz.
1.
Kesme Oyma (Düşey Kesme)(Dekupe)
: Bu tür çalışmalar bir masif veya kontraplağın her iki
yüzeyinin aynı düşeyde kesilerek çıkartılmasıdır.Keserek
oymaya örnek; tuğra, sandalye sırtı vb.Belli bir
kalınlıktaki parça üzerine çizilen bir süslemenin kıl
testeresi, fare kuyruğu testere, dekupaj testeresi ile
boşaltarak yapılır. Kafes yanları, ud göğüs tahtasının
ses deliği örtüsü, dolap ve bazı mobilyalarda süslü
çerçeve yüzeyleri yapımında kullanılır.
Bu parçaların yüzü düz kalabildiği gibi tekrar üslubuna
uygun oyulur. Testere ile boşaltılarak yapılan bu oymalı
şekiller bir yüzeye yapıştırılıp kullanılırsa bu
parçanın ismi aplik, (Üstten yapıştırma) çalışma
üslubuna aplike denir. Aplike kolay bir çalışma
usulüdür. Aplik yapılacak resmin derinliği belirtilir,
şekil kağıt üzerinden ağaç yüzeyine kopya edildikten
sonra dış ve orta kısımlarından çıkacak kısımlar uygun
testere ile boşaltılır. Aynı aplik parçadan fazla lazım
ise testerenin keseceği miktar kadar parça, aralarına
kağıt konularak tutkallanır. Tutkal kuruduktan sonra
kesilir. Dikkatli yapılırsa birleştirme işi tel çivi ile
de yapılır.

Kesilen parçalar bıçak veya düz kalemle ayrılır.
Altlarındaki kağıtlar temizlenir. Parçaların
kullanılacak yüzeyleri işaretlenir. Çalışabilecek ölçüde
bir ağaç üzerine bir ambalaj kağıdı tutkallanır. Buraya
parçaların altlarını fazla dışarıya çıkmayacak şekilde
tutkal sürülüp daha önce işaret edilen yerlere konur.
Dikkatlice bir parça ile üzerinden sıkılır. Tutkal
kuruduktan sonra kenara taşan tutkallar temizlenir ve
işlenir. Zımpara ve cila yapılacaksa bunlar tamamlanır.
Keskin sivri bir bıçak veya düz kalemle kaldırılır.
Altları temizlenip lüzumlu yerlere tutkal veya çivilerle
tespit edilir.
2.
Yüzey Oymacılığı (Röliyef):
Ağaç yüzeyinden yalnız yapılacak
motif veya şeklin ana hatlarıyla belli bir hareket
vermek için kullanılır. Üçgen veya U kalemiyle
yapılabilir. Bu çalışma cilalı, boyalı bir yüzeye
yapılabildiği gibi ham bir yüzeyde işlendikten sonra
gerekli boya-cila yapılmak suretiyle tamamlanır.
Gerekirse bu kalem çizgileri (Kanalları) renkli boya,
yaldız v.b. ile değişiklik yapılabilir.
İki şekilde incelenir:
a-Alçak yüzey oymacılığı (Alçak kabartma):Derinliği dış
yüzeyden üç dört mm’yi geçmeyen rölyeflerdir. Yapılacak
motif-yaprak kenar süsü vesaire belli bir üslubun ana
hatlarını kaybetmeden yapılmalıdır. Aksi taktirde
çalışma tarzı şahsiyetsiz bir sonuç vermesi her an
mümkündür. Temizlenmesi kolay ve cilalandıktan sonra
kibar görünüşü sayesinde her zaman tatbik edilen bir
tarzdır. Derin olmayan oyma aralarındaki tozların daha
kolay temizlenmesinden dolayı ayrıca tercih edilme
imkanı sağlar.
b-Yüksek yüzey oymacılığı (Yüksek kabartma): Sandık
üzeri, koltuk işlemesi gibi rölyeflendirmeler.Alçak
yüzey çalışmalarının daha derin ve hareketli bir
tarzıdır. İşlenen motifler daha canlıdır. En
karakteristik örneği 19. yüzyılda meydana gelen gotik
sitilinde görülür. Bu gün bu üslupla çalışmalar yapmak
pek pahalıya mal olacağı gibi kullanış itibariyle de
oldukça güçtür. Derin süsler arasında biriken tozları
devamlı olarak temizlemek ağacın çeşitli yönlerden
işlenmesi ile mukavemetini oldukça azalmış olacağından
çok dikkatli kullanmayı gerektirir.
* -Düz Satıhlı Derin Oyma : Bu grup ahşaplarda ahşap
yüzeyi aynı seviyede düz bir satıh teşkil eder. Motifler
satıhtan derin oyma ile belirtilmiştir. Aynı eserde bazı
motiflerin bu teknikte, bazılarının da daha sonra
tanıtılan “yuvarlak satıhlı derin oyma” ile işlendiğinin
örnekleri boldur. Ankara Alaaddin minberi ön cephesi
kapı köşelikleri, (1197-98) , Malatya Ulu Camisi minberi
(13. Asır), Kayseri Ulu Camisi minber kapısı rozetleri
(1205), Amasya Burmalı Minare Camisinin minber kitabesi
(13. Asır), Ankara Hacı Bayram Veli Türbesi kapısı
(15.Asır), Akşehir Kileci mescidi pencere kapakları
(14-15. Asır) İlisra Ulu Camisi iç kapısı (14.Asır),
Ankara Ahi Şerafettin Sandukası (1350) bu tekniğe ait
örnekler sunmaktadır.
*-Yuvarlak Satıhlı Derin Oyma: Bilhassa kitabelerde,
yazılarda, arabesk dekorda, çok zengin bir görünüş
kazandıran ve en yaygın grup olan bu ahşap işçiliğinde
reliefler engebeli yuvarlak bir satıh meydana getirmek
üzere işlenmiştir. Bazı örneklerde kabartmalar çok
yüksektir ve ajur işçiliği etkisini verir. İslam
sanatında ilk bol örneklerini 11. asır Fatimi ahşap
işçiliğinde gördüğümüz Anadolu’da her devir ve bölgede,
çeşitli tip malzemede kullanılan yuvarlak satıhlı derin
oyma tekniği için şu örnekleri sayabiliriz. Siirt Ulu
camisinin minberi yazıları (13. Asır başı), Ankara
Kızılbey Camisi kapısında (13.Asır), Kızılbey Camisi
tahtı (3.Keyhüsrev 1264-83 Ankara Etnografya Müzesinde),
Ankara Aslanhane camisi minberi kapı yanları (1289),
Divriği Ulu Camisi Minberi yazıları (1228-29), Kaykavus
rahlesi (İstanbul Türk İslam Eserleri Müzesi), Birgi Ulu
Camisinin pencere kanatlarından bazıları.
*- Çift Katlı Rölyef Tekniği: Bilhassa kitabelerde,
yazılarda kullanılan ve çok zengin bir görünüşü olan bu
teknikte daha önce bahsi geçen iki relief tekniği bir
arada kullanılmıştır. Genellikle altta kalan, arabeskler
veya spiraller meydana getiren dekor düz satıhlı derin
oyma ile, üstteki yazı dekoru ise yuvarlak satıhlı derin
oyma ile işlenmiştir. Ankara Alaattin Camisi minberi
kitabesi buna göre güzel bir örnek teşkil eder.
*- Eğri Kesim Tekniği (Mail Kesim Tekniği): Avrasya
menşeli olan ve Orta Asya İskit ahşap, metal, kemik
işçiliğinde gelişen bu teknik Samarra’daki Türk
askerleri kanalıyla 9.asır Abbasi ahşap ve alçı
işçiliğinde, 11. asır Gazne ahşap işçiliğine girerek
İslam sanatına intikal etmiştir. İran Selçuklularının
alçı, Anadolu Selçukluların da figürlü taş işçiliğinde
çok görülen bu teknik, Anadolu ahşap işçiliğinde daha
ziyade erken örneklerde stilize yarım palmet
motifleriyle dikkatleri çeker. Bu teknikte reliefli
satıhlar derine birbirini kesen satıhlara iner. Ermenek
Sare Hatun (12.Asır) minberlerinde yan aynalıklardaki
geometrik kafesin iç dolguları Aksaray Ulu Camisi
minberinde pabuçluk kısmının etrafındaki bordürde ucu
volütlü yarım palmetlerin teknikte işlendiği dikkatleri
çeker.
Abbasi halifelerinden 9. asırda kurduğu Samarra şehri
stuk tezyinatının büyük bir kısmında görülen ve Orta
Asya hayvan üslubunun tekniği olduğu için Samarra’da
önemli bir unsur teşkil eden rağbet bulmuştur. Prof..R.
Ettinghausen, ilgi çekici ve etraflı bir teknik
yazısında, mail kesimin Irak, Suriye, İran, Mısır,
Filistin, Afganistan, Anadolu ve Kuzey Afrika’da 10-14,
asra kadar uzanan çeşitli örneklerini göstermiştir. Bu
üslubun geçirdiği safha ve değişimleri de izah etmiştir.
Prof. Ettinghausen Anadolu’dan örnek olarak, bugün
Ankara Etnografya müzesinde bulunan Malatya Ulu Camii
Mimberini vermektedir.
Malatya Ulu Camii Mimberine birkaç Anadolu mimberini
daha katmak mümkündür. Samarra mail kesim üslubunu en
saf bir şekilde aksettiren ve sathi işleniş, motifler
arasında meydana gelen tamamlayıcı şekillerle bu üsluba
en yakın örnek ise, şimdilik taş üzerinde tek örnek
olarak bilinen Konya Surunun şöhretli (melek)
figürlerinin başındaki taçtır. Bu desende zemin diye bir
şey kalmamıştır. Zemin tamamlayıcı şekiller halinde
desene katılmıştır.
“Hakiki” Samarra üslubunun Anadolu’daki bu tek
temsilcisinin yanında diğer eserler, Samarra üslubunun
değişmiş bir merhalde göterirler. Mail bir kesim ile
derin kesim adeta ayrı bir ağaç oyma üslubunu yaratarak
birleşiyorlar. Kayseri Lala Paşa Camii mimberinden bir
bordürle orta eksen üzerindeki palmetler ve onları
çerçeveleyen ne uzayıp giden rumilerden meydana gelen
örnekte konturlar derin olmakla beraber zemin
görülmemektedir. Buna karşılık rumi ve palmetlerin üst
satıhları tamamen yivlenip dilimlenerek her biri kendi
başına plastik değer kazanan bir gövdecilik olarak
Harput (Elazığ) daki Sareh Hatun Camii Mimberinin yan
satıhları, Malatya Ulu Camii mimberi gibi geniş
şeritlerle çeşitli poligono sahacıklara ayrılmıştır.
Malatya mimberinde dörtgen olan satıhlara karşılık Sareh
Hatun mimberinde sahacıklar beşgen ve altıgendir.
Malatya mimberinde dört saha birleşip kendilerini
çeviren geniş şeritler etrafında bir büyük poligon
meydana getirirken Sareh Hatun Mimberinde altı tane
beşgen, ortadaki daha büyük bir altıgen etrafında
birleşerek gruplar teşkil ederler.
Bütün bu eserler 12. asra Anadolu Selçuklu sanatına
aittir. Anadolu’da bu devirde Samarra mail kesim
üslubunu kendine has bir tarzda geliştiren ve oldukça
kapalı bir bütün teşkil eden bir ağaç oymacılığı üslubu
olduğu tahmin edilebiliyor. Misallerin çoğaltılarak bu
üslubun bütün özellikleri ile ortaya çıkıp tanınması çok
arzu edilen bir çalışma olacaktır. Bu tür oymacılık daha
ziyade heykel traşçılığa girmektedir.(Üç boyutlu
oyma;heykel, kaşık, müzik aleti gibi yontular).En güç
ağaç oyma tekniğidir. Tabii şekil oyması yapabilmek için
yeteri kadar anatomi ve biyoloji bilgisine sahip olmak
şarttır. Çünkü bu oyma, bir heykel oymacılığı demektir.
İşlenecek konu tabiattaki şekline uygun karakter ve
canlılıktadır. Üç ölçüsü de mevcuttur.
3.
Tabii Şekil Oymacılığı:
Kadim Devletlerinden Asurlular ve Mısırlılardan yirminci
asra kadar uzun asırlar içinde sanatkarlar devlet
büyüklerinin saraylarını mobilyalarını şahlarına uyacak
şekilde süsleyebilmek kaygısı içinde bu tekniği imkan
nispetinde kullanmışlardır. Örneğin eski mısır
sandalyesinde çeşitli hayvan ve insan başlı ayaklar,
mobilya tacı olarak kral ve kraliçenin heykelleri,
çeşitli harp sahneleri bu devirde gördüğünüz gibi bundan
sonraki devirlerde de mobilya ve mimaride sütun
başlıkları insan şeklindeki sütunlar (Karyetit) dini ve
çeşitli mitolojik sahneler çok işlenmiş olduğundan bugün
bile zengin sanatseverlerin evinde ve müzelerdeki tarihi
mobilyalarda görmekteyiz.
4.
Makine Oymacılığı:
El oymacılığının uzun zaman alması ve maliyetinin yüksek
olmasından dolayı bu sahada da makineleşmeye
gidilmiştir.
a. Kopya (Pantograf) makinesinde yapılan oyma:
İstenilen oyma şekli kalıp yardımıyla Pantograf makinesi
ile yüzeye işlenmektedir. Kısa zamanda daha çok oyma işi
gerçekleşmektedir. Son zamanlarda gelişmiş bilgisayarlı
Pantograf makinelerini görmekteyiz.
b. Baskı (Pres) oymacılık :
Oyma şekilleri makinenin oyulacak yerleri presleyip
ezmesiyle meydana gelmektedir. Şekiller yüksekte
oyulacak kısım derinde kalır. Pres oyma metoduyla aplik
şeklinde çiçek yaprak vb. şekillerde üretilmektedir. Bu
motifler istenilen yüzeylere çivi veya tutkalla monte
edilebilir.
5.
Plastik Oymalar:
Özel döküm polyesteriyle yapılan
oymalardır. Ayrı bir ustalık isteyen iştir. Piyasada bu
sahada çalışan sanayi kolları bulunmaktadır. Başlı
başına bir sektördür. Plastik oymaların yapılışı
aşağıdaki gibidir:
Önce ağaç üzerine şekil oyulur, oyulan bu şekil kalıp
olarak kullanılır, şeklin düzgün çıkması için oyulan
kalıp verniklenir. Vernik kuruduktan sonra üzerine kalıp
ayırıcı sürülür. Daha sonra hazırlanmış döküm polyesteri
karışımı kalıp üzerine dökülür. Belli bir süre sonra
kalıptan ayrılır. Kalıptan ayrılan polyesterden elde
edilen şekil bizim esas kalıbımızdır. Ayırma sırasında
bozulan yerler varsa tamir edilerek kalıp kullanılmaya
hazır hale getirilir. Esas kalıbın üzerine kalıp ayırıcı
sürülür belli bir süre sonra üzerine hazırlanmış olan
döküm polyesteri dökülür. Polyester cam elyafı ile
takviye edilebilir. Bu şekilde daha dayanıklı ve sağlam
olur. Polyesterin donmasından belli bir süre sonra
sökülür. Böylece istenilen şekil elde edilmiş olur.
Ahşap
Oyma Sanatında Kullanılan İşleme Teknikleri
Kakma: Kakmacılık Oyulabilecek nitelikteki herhangi bir
malzeme üzerine, istenilen şekillerde oyarak açılan
yuvalara, diğer bir maddeden oyulan şeklin aynısından
kesilmiş parçaların kakarak yerleştirilmesi işi.
Tahtanın bazı kısımlarını oyarak bu oyulan kısımlara
daha kıymetli başka bir madenden veya maddeden oyulan
şekle göre kesilmiş parçaların gömülmesi suretiyle kakma
işi gerçekleşir.Üzerinde kakma olan eserler,
vazifelerine göre mimari yapılarda yer alırlar. Bir
camide kapı kanatları, pencere kanatları, minber, kürsü,
rahle gibi ahşap kısımlarda tahta üzerine sedef,
fildişi, bağa kakma olarak görüldüğü gibi; yine minber,
mihrap, kürsü ve duvarlarda mermer veya taş üzerine aynı
maddenin diğer renkleri veya başka maddeler kakılarak
yapılmış işler de görmek mümkündür.Eskiden tabaka,
çubuk, baston gibi bazı eşyalar hep kakma ile
süslenirdi. Kakma çeşitlerine göre bunlara, altın,
gümüş, sedef veya fildişi kakmalı denilirdi. Bıçak,
kılıç, kama, kalkan ve tüfek gibi silahların da üzerine
altın kakma ile süsler yapılırdı.
Boyama
Kündekâriz
Kabartma-oyma,
Kafes: (Afur Tekniği): Bilhassa minberlerin korkuluk,
bazen de taç kısımlarında görülen bu teknik, ahşap
kirişlerin geometrik üçgenler, yıldızlar vb. meydana
getirecek şekilde bir araya çakılması ile elde edilir.
Bu ahşap işçiliği de iki grupta toplamak mümkündür.
*Sade Kafes Tekniği: Bu örnekler daha yaygındır. Çatma
kafesin arasına süsleyici başka bir parça katılmaz.
Ankara kızılbey, Aslanhane, Ahielvan, Beyşehir Eşrafoğlu,
Birgi Ulu Camisi, Mimber korkuluklarında, Ürgüp
Taşkınpaşa Mimberi Aynalığında, Kayseri Lala Paşa Camisi
Yan aynalıklarında bu tekniğe ait çeşitli örnekler
görmekteyiz
*Arası Dolgulu Kafes Tekniği: Bu grup kafes işçiliğinde
ahşap kirişlerin arasına içi arabesk dolgulu çokgenler,
yıldızlar girer. Böylece kafesler daha zengin bir
görünüm kazanır. Ankara Alaattin, Divriği Ulu, Kayseri
Huand Hatun, Çorum Ulu Camisi Korkuluğunda çokgenlerin
içiçe girmesi ile daha zengin bir kompozisyon mevcuttur.
Kaplama
YakmaOymacılıkta Süsleme Şekilleri ve Çizimleri:
Oyma
yapılacak Formun Hazırlanması:
Şekil kağıt üzerine ince ayrıntılarına kadar çizilir,
çizim ince uçlu kalem ile yapılmalıdır. Oymacılıkta ön
hazırlık işlemleri;
a: çizilen resmin üzerine gölgeler vererek yapılacak
oymanın derinlikleri belirtilmelidir. Gölgenin koyuluğu
derinliği belirler.
b. Gerektiğinde bazı kısımların detayı çizilmelidir.
c. Şekil örneği alçı ve benzeri malzemeler üzerine
önceden yapılmalıdır.
d. Oymayı yapacak amatör kişi oyma kalemlerini, kullanma
yerlerini ve oyma yöntemlerini iyi bilmelidir.
Oyma
İşlerinde Markalama:
Markalama metre, gönye, pergel, kalem, çizecek vb.
aletlerin yardımı ile yapılır. Oyma yapılacak şekil
ahşap üzerine çizilmeden bu aletlerin yardımıyla kağıt
yada karton üzerine çizilir. Kağıt yada karton
üzerindeki resim karbon kağıdı ile malzeme üzerine
aktarılır. Seri işlerin markalanmasında karton
kullanılır. Gerekli markalama yerleri belirlenir,
gereksiz yerler boşaltılır böylece bir şablon
oluşturulur. Şablonu çıkarılan form işlenecek malzeme
üzerine tespit edilir. İnce uçlu bir kalemle veya
çizecekle markalama yapılır.
Oymacılıkta Bezeme ve Bezeme Şekilleri:
Herhangi bir şeyi süslemek için onun yüzeyine yapılan
düz veya kabartma boyalı veya boyasız şekillerin bir
araya gelmesinden oluşan terkibe Bezeme denir. Bu
terkibin parçalarına da Bezeme Motifi denir. Bezeme
şekilleri şunlardı
a. Aynı şeklin yan yana tekrarı
b. Motiflerin birer ara ile tekrarı
c. Aynı şeklin simetrik olarak tekrarı
d. Motiflerin Büyütülmesi veya Küçültülmesi
e. Motiflerin birbirine girift olarak karışması
KULLLANILAN MALZEMELER,
bıçaklar

Bıçak ile köşe yuvarlatma

V şeklinde kanal açmaya yarayan bir alet

AHŞAP YAKMA SANATI

Münir Erbörü;
1942 yılında Konya'da
doğdu.İlkokulu bitirdikten sonra ticaret hayatına atıldı
ve baba mesleği olan ayakkabıcılığa başladı. 1968
yılında ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşti ve burada
perakende ayakkabı dükkanı açtı.
İki yıl perakende ayakkabıcılık yaptıktan sonra
Gedikpaşa'da ayakkabı
toptancılığı yaparak ticaret hayatına devam etti.
1994 yılında emekliye ayrıldıktan sonra, hobi
olarak ahşap yakma sanatına başladı.İki yıldır da
Sultanahmet Küçükayasofya'daki atölyesinde çalışmalarına
devam etmektedir. Bu sanatın
Türkiye'de çok tanınmış olmamasından dolayı ,gelecek
nesillere aktarmak ve bu sanatı yaşatmak için birçok
öğrenci yetiştirmektedir.
Yakma Resim... "Sepya-Beyaz
Resim..."
Fr: Pyrogravure
İng: Pyrography/Woodburning Picture
Alm: Brandmalerei
İta: Pirografia


Tanımı:
Pyrogravure (yakma
resim) tekniği, ahşap veya diğer elverişli malzeme
yüzeylerinin kızgın metal kalemlerle yakılarak çeşitli
motiflerle bezenmesi işleminde kullanılan bir dekoratif
sanat tekniği olarak tanınmıştır. Ancak zaman içinde
resim sanatında da kullanılmaya başlanmasıyla birlikte;
klasik siyah-beyaz resim tekniği tarzında, “sepya-beyaz”
resim tekniği olarak gelişmiş ve plastik sanatlar
alanında yerini almaya hazır, çağdaş bir resim tekniği
haline gelmiştir.
Dekoratif (bezeme) amaçlı
kullanımı :
Pyrogravure
tekniği dekoratif amaçlı olarak antik çağlardan itibaren
özellikle ahşap ve deri eşyaların bezeme işlemlerinde
kullanılmıştır.Günümüzde bu tekniği dekoratif amaçlarla
kullanan muhtelif ülkelere mensup sanatçıların
çalışmaları aşağıdaki adreste, dünyaca ünlü pyrogravure
sanatlar yazarı ve uzmanı Bn. Kathleen Menéndez (A.B.D.)
tarafından kurulmuş olan, dünyanın en çok tanınan ve en
saygın Pyrogravure Sanatlar E-Müzesinde (E-Museum of
Pyrographic Art) izlenebilir.
Resim sanatında kullanımı:
Pyrogravure
tekniği geçtiğimiz birkaç yüzyıl içinde, özellikle
19.yüzyıldan itibaren resim sanatında da kullanılmaya
başlanmış ve sanatsal açıdan büyük değer taşıyan önemli
çalışmalara imza atılmıştır. 19. Yüzyıl pyrogravure
ressamlarından Ball Hughes (İng), J. William Fosdick
(A.B.D) ve Charles H.F. Turner (A.B.D.) gibi
sanatçıların yaptıkları pyrogravure tablolar bugün
dünyanın belli başlı müzelerinde ve özel
koleksiyonlarında özenle saklanmaktadır. Bn. Kathleen
Menéndez ve dünyaca ünlü pyrogravure konservatörü, bu
alanda ilk ve tek doktora sahibi Bn. Susan M. Millis ’in
(İng.) müştereken yaptıkları araştırmalar sayesinde,
geçen yüzyıllarda yapılmış olan pyrogravure eserler yeni
yeni gün ışığına çıkarılmaya başlanmıştır. Kanaatimizce;
çok sayıdaki bu tür antika eser, bugün dünyanın muhtelif
müzelerinin arşivlerinde ve gizli kalmış özel
koleksiyonlarında keşfedilmeyi beklemektedirler.
Pyrogravure resim tekniği son yıllarda birçok ülkede
yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye’de
hemen hemen hiç bilinmeyen bu tekniğin dünyada giderek
artan bir şekilde gördüğü ilgi, gelecekte popüler bir
resim tekniği olacağına ilişkin görüşlerimizi
kuvvetlendirmektedir.
Pyrogravure ressamlarının bir kısmı bu tekniği kendi saf
ve orjinal haliyle; sadece ahşap yanığı renk tonları ile
uygularken, bir kısmı da muhtelif boyalarla renklendirme
yaparak karışık teknik tarzında uygulamaktadır.


fotoğraflar:
Hat Dergisi
Pyrogravure Resim
Tekniğinin
Plastik Sanatlar Alanındaki Yeri ve Sanat Dünyasındaki
Geleceği :
Bazı sanat çevrelerinde pyrogravure resim tekniğinin bir
plastik sanat (Güzel Sanatlar) dalı olarak kabul
edilmesinde tereddütlerle karşılaşıldığı ve bu tekniğin
bir el sanatı tekniği olarak yorumlandığı görülmektedir.
Bunun başlıca nedeni, bu resim tekniğinde bez tuval
yerine ahşap tuval, boya ve resim fırçası yerine de
kızgın metal kalem kullanılmasıdır. Ayrıca, pyrogravure
tekniğinin bezeme işlerinde kullanılan bir el sanatı
tekniği olarak doğmuş olması ve asırlar boyunca da bu
şekilde tanınması, buna mukabil bu tekniğin resim
sanatındaki uygulamalarında bugün ulaşılan noktanın
yeterince bilinmemesi de diğer önemli nedenlerdir.

Herşeyin bir şükrü vardır, kalbin şükrüde Allah'ı
zikretmektir (Hadis-i Şerif)
Sanat tarihi kayıtlarında açıkça görülmektedir ki, son
birkaç yüzyılda meydana gelen teknolojik gelişmeler
sanat dünyasına da yansımış ve bu yansıma da
insanoğlunun sanata bakış açısında ve sanat dallarını
sınıflandırmasında değişikliklere yol açmıştır. Nitekim
geçmişte plastik sanat olarak kabul edilmeyen ve el
sanatı / zenaat olarak tanımlanan seramik, cam işleri,
özgün baskı ve fotoğrafçılık gibi sanat sanat dalları,
20. yüzyılın sonlarından itibaren birer plastik sanat
dalı olarak kabul edilmiş ve plastik sanatlarla ilgili
eğitim veren fakültelerin öğretim programlarına dahil
edilmiştir.

Ya Olduğun Gibi Görün
Ya Göründüğün Gibi Ol
Mevlana Celaleddini Rumi
Zaman içindeki bu değişimler de dikkate alındığında, bir
resim tekniğinde kullanılan malzeme cinsinin, o tekniğin
bir plastik sanat dalı olarak kabul edilmemesi
konusunda, her resim tekniği için geçerli bir neden
teşkil etmemesi gerektiği düşünülmektedir. Nitekim bugün
bez tuval ve yağlıboya gibi temel malzemeler dışında,
çok farklı malzemelerle yapılmış bazı resim
çalışmalarının da plastik sanatlar kapsamında
değerlendirildiği görülebilmektedir. Pyrogravure resim
tekniği bugün resim sanatında da başarıyla uygulanabilen
bir tekniktir ve bu teknik, kullanılan malzeme açısından
değil, ahşap tuval üzerine resmedilmiş olan çalışmanın
sanatsal değeri açısından eleştirilmelidir. Bazı sanat
eleştirmenleri ve eksperleri, bu tekniği daha önce hiç
görmedikleri için bir mukayese yapma imkanları
olmadığını, dolayısıyla bu teknikle yapılmış eserlerin
eleştirilmesinin uzmanlık alanları dışında kalan bir
konu olduğunu ifade etmektedirler. Oysa ki; gerek
karışık teknikle, gerekse sadece ahşap yanığı renk
tonlarıyla yapılmış olan pyrogravure tabloların, mevcut
klasik eleştiri kriterlerine göre değerlendirilebileceği
düşünülmektedir. Şöyle ki; muhtelif boyalarla
renklendirilerek karışık teknik tarzında uygulanmış olan
bir pyrogravure tablonun, yine karışık teknikle yapılmış
olan herhangi bir yağlıboya tablo eleştirisinde
kullanılan kriterlere göre değerlendirilmesi (boya
renkleri ile ahşap yanığı renklerin uyumlu kullanımı
dikkate alınarak) mümkün görülmektedir. Çeşitli
boyalarla renklendirme yapılmadan, sadece ahşap yanığı /
sepya rengi tonlarıyla yapılmış olan bir pyrogravure
tablo ise, esasen plastik sanatların temel bir dalı olan
siyah-beyaz (karakalem) resim tekniğinin değişik bir
uygulamasıdır. Şu farkla ki; bu teknikte resim kağıdı
yerine ahşap tuval, karakalem yerine de kızgın metal
kalem kullanılmakta, uygulama sonucunda da siyah-beyaz
arası renk tonları yerine, sepya-beyaz arası renk
tonları elde edilmektedir. Ressamımızın bu tekniği
sepya-beyaz resim tekniği olarak tanımlamasının nedeni
de budur. Dolayısıyla, bu teknikle yapılmış olan bir
pyrogravure tablonun eleştirisinin de, herhangi bir
siyah-beyaz resim çalışmasının eleştirilmesinde esas
alınan kriterler kullanılarak yapılabileceği
düşünülmektedir.

Nisa Suresi 58.Ayet
Sanat eleştirmenleri ve eksperlerinin haklı oldukları
konu, daha önce hiç pyrogravure tablo görmedikleri için
bir mukayese yapma imkanları olmadığı, dolayısıyla
pyrogravure tekniğinin bir tablo üzerinde emsallerine
oranla ne derecede başarı ile uygulandığı hakkında bir
fikir beyan edemeyecekleri konusudur. Bu sorunun çözümü
de, pyrogravure resim alanında isim yapmış olan tüm
pyrogravure ressamlarının yaptıkları eserleri daha sık
sergilemeleri ve bu ender tekniğin tanıtımı için daha
çok çaba harcamalarıyla zaman içinde mümkün
olabilecektir. Tabii ki bu konuda resim sanatı ile
ilgili uzmanlardan ve eleştirmenlerden beklenen husus,
pyrogravure resim tekniğine daha olumlu bir bakış açısı
ile yaklaşmaları, bu tekniği desteklemeleri ve teşvik
etmeleridir.
İLETİŞİM BİLGİLERİ
Adres :
Küçükayasofya Caddesi Cami Sokak No: 7 Sultanahmet /
İSTANBUL
Cep Tel: 0532 231 61 44
www.munirerboru.com
|