Hazırlanan kitre sıvısı üzerine boyaları fırça darbeleri ile
püskürterek ve biz aleti yardımı ile gel gitler ya da çeşitli
çiçek motifleri yaparak elde edilen kağıt sanatıdır.
Türkistan’dan en geç on altıncı asır başlarında İpek Yolu’nu
takiben İran’a geçişinde “ebrî” olarak adlandırılan bu sanatın,
gerçekten bulut kümelerine benzer şekiller taşıması, buluta nispet
ifade eden bu Farsça ismi doğrulamaktadır.
Osmanlılarda da revaç bulan aynı isim, Türkçe’de “ebru”ya
dönüşmüştür.
Hatalı olmakla beraber, kaşa benzer şekiller de ihtiva ettiğinden,
bu sanat Farsça’da “kaş” mânasına gelen “ebru” kelimesiyle
adlandırılmıştır.
Ebru,Ruhlara dinginlik verir...
YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN
YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL
HZ. MEVLANA
EBRU ve TA'LİK HAT YAZI: ALPASLAN AKYÜZ
Ruh hastalarının en büyük ilacıdır Ebru...
Tüm yorgunlukları alır;insanı bir başka aleme götürür...
Aşıkların ruh veren şiirlerin kaynağıdır...
İnsanın yaradılışının bir tanımlaması gibidir...
Ebru teknesi anadır...Doğurgandır...
Doğurduğu çocukların hiçbirisi diğerine benzemez...
Tıpkı insanoğlu gibi...
“…tam orada, Çamlıca yokuşunda
Birkaç bulut çekelim gökyüzünden
Damarlarımızdan geçirelim ve birden
Bırakalım suların üzerine
Sen bir defa konuş, sen bir defa gül
Kumlu ebrular yapalım seninle
Serpmeli ebrular, bülbülyuvası,
Hercaî menekşe, gonca ve sümbül…”
......
Otantik çalışmalarda ,toprak boyalara yoğunluk katması için ilave
edilen ve doğal yöntemlerle elde edilen SIĞIR ÖDÜ ağır kokar...Dışarda
hazırlanıp atölyeye getirilir.Bazı üstadlar,kitreye de bir kaç
damla ÖD katarlar.
Bu sayede,mükemmel resimler elde edilir...-Her güzelin bir kusuru
olur;gülü seven dikenine katlanır -denir ya işte tekneden gelen
gaz kokusunu andıran koku ,öd kokusudur.
Amatör çalışmalar için hazır satılan,-Cadence...Marbling gibi
markalar-fabrikasyon boyalar koku yapmaz.
Günümüzde yok olmaya yüz tutmuş olan bu sanatı 5-6-7-8 Mayıs
tarihlerinde İzmir-Urla Tiyatro-Sanat Festivalindeki
standımızda tanıtmaya devam edeceğiz...
FESTAKİM KEMA ÜMİRTE
EBRU ve SÜLÜS HAT YAZI: ALPASLAN AKYÜZ
Ebruya aşık olduk;hamdık piştik...
Ezdik, ezildik… Çileler çektik…
Dönerin ateşin etrafında piştiği gibi ağır ağır piştik…
Sabrı kuşandık aşk ile… Suya daldırdık ellerimizi, sudan
olduğumuzu terennüm ile...
Su kıvama geldi, gül dalı gibi doğrulduk
Bir fırça darbesinde üzerine aşk üflediğimiz bir renk gönderdik
suyun yüzeyine.
Su aşk ile buluştu ve aşk yayıldı dört bir yana.
Odlara tutuştu su ve öd damlattık suyun kalbine
Renk açıldı ve yer açtı başka renklere…
......
Siyasetçilerimizin seçim nutuklarında,sanatımızı ve
sanatçılarımızı daha çağdaş olanaklara kavuşturmakla ilgili
vaatlerini ya da söylemlerini duyan var mı...yok tabi...Halk neye
yöneliyorsa,kendine benzeyen siysasetçi de bu seçenekler üzerinde
vaatlerde bulunuyor...
Çağdaş ülkelerde,gençlerin kendine güvenirliğinin temelinde, sanat
ve sanatçı eğitmenlerin rolü büyüktür.
Sanattan nasibini
almamış,hukukçu,eğitimci,doktor,mühendis,siyasetçi,bürokrat
vb.kişiler sürekli yanlışlar yaparlar...Sebebi de yaptıkları
işlerde estetik ve ruh yoktur...Her eylemleri
yapaydır...Çıkarcıdır...Sanal ve uçucudur...
Gerçek sanatçıda çıkarılık yoktur...Siyasi sanatta bile halkın
çıkarları sözkonusudur.
Ebru sanatı,sabrı,sebatı,saygıyı,hoşgörüyü,insan
sevgisini,empatiyi ve yardımseverliği öğretir.
Ata sanatımızı yaşatmak boynumuzun borcu olmalıdır.